14.09.2020, 17:48

9 Eylül

1922 yılıydı. Hayriye Hanım, Karşıyaka'nın sahile açılan sokaklarından birinde, şirin bir İzmir evinde yaşıyordu. Uzun boylu ve güzel bir İzmir kadınıydı. Rahmetli kocası askerdi. İki oğlu vardı; Ali Fikri ve kocası gibi subay olan Fahri. Fahri'nin ismi daha uzundu ama Hayriye Hanım O'na hep "Fahri’m" diyordu.

Her zamanki gibi gününü elbise dikerek geçiriyordu. Son üç yıl cehennem gibi geçmişti.

Bir şekilde öldürülmemiş her İzmirli gibi kan, gözyaşı, çığlık sesleri içinde yaşıyordu.

Bu üç yıl içinde, sadece etek siparişi almıştı ve yalnız 'kırmızı' etek dikmişti.

Üç yıldır kırmızı etek, Türk kızları arasında çok modaydı.

Eylül ayı henüz girmişti ki dalga dalga haberler yağmaya başladı İzmir'e. Türk ordusu, Yunanı bozguna uğratmış doludizgin İzmir'e akıyordu.

Türk mahalleleri içine çekildi. Herkes son bir kurşunun, son bir kibritin hedefi olmak istemiyordu.

Eylül'ün sekizinde Türk süvarilerinin Manisa'da olduğu duyuldu. Herkes orduyu bekliyordu.

Oysa İzmir'de orduyu karşılayacak tek bir bayrak yoktu.

İşgalin ilk günlerinde, işgal idaresi Türk bayraklarını toplamış ve yakmıştı. Türk bayrağı bulundurmak yasaktı.

Dokuz Eylül günü sabahtan Türk ordusu iki koldan şehre girmeye başladı, Kemalpaşa-Bornova ve Menemen-Karşıyaka yolundan.

Bir gecede İzmir'de her yer kırmızı beyaz oluvermişti. O kadar çok bayrak asılıydı ki.

Her cumbadan, her direkten bir bayrak sarkıyordu.

Hayriye Hanım sokağa çıktı. Karşıdan, bir atın üzerinde uzun boylu bir subay, üzerine kolonya ve gelin telleri saçılarak yaklaşıyordu.

Subay atından indi. Hayriye hanıma doğru koşarak geldi ve gözyaşları içinde kucaklaştılar.

-Fahri’m!

-Anam!

Neden sonra ayrıldılar ve Hayriye Hanım oğlunun çok zayıfladığını fark etti.

Fahri'nin ilk sözü "Çok açım anne" oldu. Hayriye Hanım eve koştu ve evdeki tek yiyecek şeyle geri döndü. Yeşilbiber salçası ve yufka ekmeği. Fahri bir taraftan yiyor bir taraftan da etrafındaki bunca Türk bayrağına şaşkın şaşkın bakıyordu.

O gün İzmir'in kırmızı etekli kızlarından hiçbiri kırmızı giymemişti. Bir önceki gece her kız, kırmızı eteklerini bozmuş ve üzerine beyaz çarşaftan ay yıldız dikmişti.

Hayriye Hanım’ın “Fahri’m” dediği süvari kolordusu komutanı ünlü Fahrettin (Altay) Paşa’ydı.

Fahrettin Paşa, o günkü salçalı ekmeğin tadını ve Türk kızlarının kırmızı eteklerini hiç unutmadı.

9 Eylül, Cumhuriyetin kurucularının verdiği müthiş mücadelenin son bulduğu gündür.

Sadece İzmir’in değil Türkiye’nin de kurtuluş günüdür. Dünyada işgalin başladığı ve bittiği böyle kaç yer vardır?

İzmir böyle işte bir şehir.

Yorumlar (0)
21
parçalı bulutlu