banner42

“Yeni havalimanı ihalesinde kamu zararı oluşmuştur“

HAVATAŞ-HAVABÜS markasıyla şehir merkezi ile havalimanı arasında yolcu taşımacılığı hizmeti veren Günaydın Turizm’in sahibi Emir Günaydın, yeni havalimanı ihalesinde kamunun daha fazla gelir elde edebilecekken, şartnamede yer alan bazı düzenlemelerin firmaların teklif vermesini engellediğini ve ihale bedelinin düşük kalarak, kamu zararı oluştuğunu söylüyor.

06 Eylül 2018 Perşembe 13:14
Bu haber 8530 kez okundu
“Yeni havalimanı ihalesinde kamu zararı oluşmuştur“
ÖZEL HABER: ERKAN YILMAZ

4 Eylül 2018 tahininde İstanbul Büyükşehir Belediyesi kuruluşlarından İETT Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği yeni Havalimanı yolcu taşıma ihalesini Altur, TAV Havalimanları Holding şirketi Havaş ve Efe Erboz’a ait Free Turizm AŞ konsorsiyumu 475 milyon lira bedelle kazandı. İhale öncesinde belirlenen bedel ise KDV dahil 468 milyon liraydı. 
İlk etabı 29 Ekim’de açılacak İstanbul Yeni Havalimanı’na 150 otobüsle 18 hat üzerinden seferler yapılacak. İhaleye, Altur Turizm, Havaş ve Free Turizm konsorsiyum olarak teklif verirken, Platform Turizm ve Sarılar Turizm de ayrı ayrı teklif verdi. İhale Komisyonu, Sarılar Turizm’in teklifini geçersiz saydı. İhaleye davetli katılan İstanbul Halk Ulaşım da teklif vermedi.  

Günaydın Turizm’den itiraz var 

Yeni havalimanına yolcu taşınması ihalesine Günaydın Turizm’in sahibi Emir Günaydın’dan itiraz var.  İhale sonrasında Taşıma Dünyası’na açıklamalarda bulunan Emir Günaydın, ihalenin çok öncesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mevlüt Uysal’a ve İETT Genel Müdürlüğü’ne yazı yazarak uyarda bulunduğu belirtti. 

Emir Günaydın, “16 Ağustos 2018 tarihinde Büyükşehir Belediyesine ve İETT’ye yeni havalimanına yolcu taşınmasına yönelik düzenlenecek ihale ilgili endişelerimizi içeren bir dilekçe verdim.  Burada İstanbul’da havalimanlarının yolcu taşınması işini ve İDO feribotları ile ilgili kombine taşınma işini HAVATAŞ-HAVABÜS markasıyla  Günaydın Turizm olarak zaten biz yapıyoruz.  Bunun için bizim uyarılarımızın dikkate alınmasının önemine dikkat çektim. Kamunun amacı gerçekten kamunun hakkını koruyacak en yüksek geliri elde edebileceği bir ihale yapılmasını sağlamaktır. Kamu keyfe yönelik bir ihale düzenleyemez.  Kamunun da en yüksek faydayı sağlayacak şartları oluşturması gerekiyor. Bunun için de rekabeti arttırıcı ve şeffaf bir ihale yapılması şarttır. Burada sorunlardan birisi taşınacak yolcu sayısı belli olmadığı için belirsizliği olan bir ihale yapıldı. Yeni havalimanına yönelik ihalesi yapılırken taşınacak yolcu sayısı belli olmadığı için devlet garantisi verildi.  Burada da yolcu sayısı çok belli olmadığı için teklif verecek firmaların neye göre teklif vereceği de belli değildi” dedi. 

Şartname adil değil 

İhale şartnamesinde firmaların girmesini engelleyen düzenlemeler olduğunu belirten Emir Günaydın, “Ama en azından şartname maddelerinde adalet sağlanabilse bu riski de göze alabilirsiniz. Ama ihalenin aşamasında hiç örneği olmayacak bir şekilde, “ilk beş ayda yüzde 20’si peşin yüzde 80’i ise 120 ayda ödenecektir” dediğinizde siz kimse bu işe teklif vermesin, cebinde 100-200 milyonu olan bu işe girsin ve oda çok para kazansın istiyorsunuz sonucu çıkıyor. Bugün hangi firmanın 100-200 milyonu var. Bu madde firmaların katılmasını engelledi. Yıllardır biz bu işi yaparken bunun hesabını yaptık olmadı. Ama parası olan bu işe girsin, ihalede kamu tarafına çok daha fazla gelir gelmesin, 100 milyonu ödesin kendi de çok para kazansın şeklinde bir anlayışla hareket edildi” diye konuştu.

Daha fazla katılım olabilirdi

Hatların 3’e ayrılarak ihale edilmesi halinde daha yüksek gelir elde edilebileceğini de savunan Emir Günaydın, “Eğer 18 hat iki üç bölgeye ayrılarak ihale yapılsaydı, çok daha fazla katılım olabilirdi. Anadolu Yakasını bir şirkete, Avrupa Yakasını iki şirketin almasına sağlayacak şekilde oluşturduğunuzda kamu yine çok daha fazla gelir elde edebilirdi. Riskte azalırdı. Bizim gibi suni ve organik şekilde büyüyen firmalarda bu işe girebilirdi” dedi.

Yönetmelik ihale öncesinde çıkartıldı 

Emir Günaydın, ihale öncesinde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün 28 Ağustos’ta çıkarttığı Yönetmeliğe de ayrı bir dikkat çekmek istediğini söylüyor: Burada çok önemli bir nokta daha var. 28 Ağustos 2018 tarihinde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı Havalimanları Yer Hizmetleri Yönetmeliği ile çok önemli bir gelişme oldu. Eğer HAVAŞ bu ihaleyi alamazsa bu sefer bu yönetmeliğe dayanarak bu işi yapmaya kalkacaktı. Bu yönetmeliği çıkartıp, firmaları da korkuttular. Ben ihaleyi kazansam bile HAVAŞ yolcu taşıma işine girebilecekti.  Hemde hiçbir bedel ödemeden. Biz daha evvel ki ihaleyi  kazandığımız halde HAVAŞ bunu yaptı. 2011 yılında 10 milyon tl zarar etmemize neden oldu. Aslında bu yönetmelik ihale öncesinde yayınlanarak, ihaleye fesat karıştırılmıştır. Biz eski yönetmeliği iptal ettirdik ama daha hukuksuz bir Yönetmelik çıkarttılar ve siz ihaleye girmeyin dediler. Bizim uyarımız dikkate alınmadı. Kamu zararı doğdu. Bu ihale öncesinde sürekli olarak havalimanına günde taşınacak yolcu sayısının 75 bin olacağına yönelik bir empoze yapıldı. Ama ihale bedeline baktığımızda 30 bin yolcu taşınmasına göre yapılmış. Bizim hesaplarımıza göre 50 bin ve üstü yolcu da 780 milyon TL bir gelir elde edilebilirdi. Eğer ihale şartnamesi daha düzgün olsaydı bu rakamların da üstüne çıkabilirdi. Ama bu ihale öncesinde Yönetmeliği çıkartarak kamu zararını HAVAŞ olgunlaştırdı. Böylece teklif verilmesini engellediler. HAVAŞ öbür illerde de DHMİ’den hukuki olmadan gelirin yarısını vereceğim diyerek taşıma işi alıyor ama zarar ettim diyerek ödeme yapmıyor. Oysaki  İstanbul’daki ihaleye yönelik ise araba başına 27 bin TL kira teklifi yapabiliyor. Diğer illerdeki taşımalarında çok daha fazla kar elde edebilen HAVAŞ DHMİ’ne zarar ettim, diyebilip ödeme yapmayın, her nedense İstanbul’daki ihaleye 475 milyon TL teklif verebiliyor” dedi. 

    Yorumlar

E-Gazete
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 05 Kasım 2018 Manşeti
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 05 Kasım 2018 Manşeti
Arşiv