İstanbul Ulaşımında Değişen Dengeler

16 Nisan 2018, 13:16
Bu makale 267 kez okundu
İstanbul Ulaşımında Değişen Dengeler
Deniz kıyısında olan, denizin içerilere girdiği hele hele denizin ikiye ayırdığı şehirler daha güzeldir. İstanbul tam bir iki yakalı şehirdir; bir tarafta Asya veya Anadolu yakası diğer tarafta Avrupa veya Rumeli yakası. İzmir’in de Karşıyaka’sı var, bilmem Karşıyakalılar karşılarında olan Güzelyalı tarafına karşı taraf veya karşı yaka derler mi. Ancak İzmir yakalarının birbirine karadan bağlantısı olduğu için biraz farkı var. Böyle olduğunda Haliç’in iki tarafını da iki ayrı yaka olarak görmek mümkün.

Yakalar arası ulaşım
İstanbul’da iki yaka arası araç, insan ve mal geçişleri önemli. Bunların bir kısmı iş nedeniyle zorunlu, bir kısmı tam zorunlu değilse bile kaçınılmaz. Bayram veya diğer zamanlardaki ziyaretler cenaze, düğün gibi etkinlikler vs. görme gezme gibi etkinlikler olsa bile kim karşı çıkabilir. İşyerinin ve evin farklı yakalarda olması önemli bir ulaşım ihtiyacı doğruyor. Bunu problem olarak görebilirsiniz ama kimse de bunu engelleyemez.
Herkesin durumu farklı
Kamunun görevi iki yaka arasında erişimi sağlamak… İnsanlar da araçlarıyla veya yaya olarak karayolu, denizyolu veya demiryolu sistemlerinden uygun olanı seçecekler. Uygun olanı seçmediklerinde sorunlar yaşayabilirler. Buradaki karayolu ve demiryolu diğer yüzeysel karayollarından farklı, bunların ya denizin üstünden köprüler ya da altından tünellerle geçmesi gerekiyor.

Bana Özel
Ben emekliyim ve artık başka bir işte de çalışmıyorum. İki yaka arası ve diğer seyahatlerimi uygun gün ve saatlerde yapmaya ve problem yaşamamaya dikkat ediyorum. Bu benim özel durumum, imkanım var buna. Seyahatlerimde  arabamı çok az kullanıyorum. Denizyolu da seçeneklerim arasında. Semtim gereği Bakırköy’den Kadıköy ve Bostancı’ya gidişimde İDO hatlarını epey kullanıyorum. Tabii, yazın da Ege’ye giderken Yenikapı’dan Bursa ve Bandırma’ya giden feribotları kullanıyorum. Bu ulaşım sistemlerinin her yıl ilkbahar-yaz, sonbahar-kış gibi talebe göre değişen zaman ve ücret tarifeleri oluyor ve seferler değişiyor.

Avrasya Etkisi
Geçenlerde bir cenaze için Bakırköy’den karşı tarafa geçmem gerekti. Bakırköy’e geldiğimde, önceleri günde en az 10 olan sefer sayısının 4’e inmiş olduğunu gördüm. Nedenini öğrenmeye çalıştığımda Avrasya kullanımı olduğunu söylediler. Avrasya Tünelinin açılması sonrasında insanların Avrasya’ya yöneldiğini ve deniz otobüsü talebinin azaldığını açıkladılar. Bunun sonucunda da tabii ki seferler azaltılmış. Bazıları buna, Avrasya’ya para kazandırmak için seferleri azalttılar şeklinde değerlendirme yaptı. Ancak İDO ayrı Avrasya ayrı işletme İDO niye Avrasya’ya para kazandırmak için seferlerini azaltsın ki? 

Buraya Dikkat
Bakırköy’den çalışan deniz otobüsleri yaya yolcu taşıyor. Avrasya ise taşıt, özellikle de yolcu taşıtı… Yaya geçişi yok, üstelik yayaların bu tüneli kullanabileceği belediye otobüsü, dolmuş vs. de yok. İDO’yu kullanacak yayalar özel otomobilleriyle ya da ticari taksilerle Avrasya’dan geçebilirler. Bu zorunluluğa rağmen Avrasya tünelinin açılması sonrasında İDO yolsunun azalması çok önemli, bunun iyi anlaşılması lazım. Demek ki İDO’yu kullanan bu yayaların önemli bir kısmı Avrasya Tüneli sayesinde hususi veya ticari otomobillerle ve hususi minibüslerle geçmeyi tercih edebiliyor. 

Araba Vapurları
Sirkeci-Harem arasında yolcu veya taşıt nakleden araba vapurları çalışıyor. Bir ara 3’üncü Köprüden kurtulmak isteyen büyük taşıtlar da buraya yönelmişti, ama bu daha sonra engellendi. Bilmem araba vapurlarından geçen araç sayısı Avrasya sonrasında etkilendi mi? Daha az araç talebi olduğunu düşünüyorum. Avrasya Tünelinden daha çabuk geçen araçların artık burayı tercih ettiklerini ve artık arabalı vapura yönelmediklerini aklıma getiriyorum. Tabii ki araba vapurunda açığa çıkan kapasite başka araçların buraya yönelmesine sebep olabilmiştir ya da varsa boş kapasite, diğer yasak olan araçlara tahsis edilmesi düşünülebilir. Acaba Avrasya Tünelinin açılması araba vapurlarından geçen yaya sayısını da etkiledi mi? Bazıları ne alåakası var diyebilir, ama deniz otobüsleriyle giden yolcuları etkilemişse araba vapurlarıyla giden yolcuları da etkilemesi mümkündür.

Diğer Etkiler
Araçla geçilen Avrasya Tünelinin açılması, araçla geçilen 3 köprüyü de etkilemiştir. Mutlaka 15 Temmuz Köprüsü yerine Avrasya’yı, FSM Köprüsü yerine Avrasya’yı veya kapasitesi boşalan Boğaz Köprüsünü Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçen araçlar da diğer iki köprüyü veya Avrasya’yı kullanmaya yönelmiş olmalılar. Tabii ki zorunlu olanların, ayağı bağlı onların yapabileceği pek bir şey yok Yavuz Sultan Selim’de.

Marmaray Etkisi
İki yaka arasında sadece yolcu taşıyan bu demiryolu sisteminin Kazlıçeşme-Ayrılık Çeşmesi arası daha önce açıldı, unutuldu bile. Peki, bunun o günkü deniz otobüsü yaya talebine araba vapuru, yaya ve taşıt talebine etkisi oldu mu? Mutlaka olmuştur. Şimdi bu demiryolunun Kazlıçeşme-Halkalı ve Ayrılık Çeşmesi-Pendik bölümlerinin de tamamlanmasıyla artık Halkalı-Gebze arasında kesintisiz ulaşım sağlanacak. Bunun, İstanbul’un tüm iki yakası arasındaki ulaşımlarına önemli ölçüde etkisi olacağını düşünüyorum. Tabii ki bu, 2018’in Ekim ayının sonunda olacak bir şeydir. Deniz otobüsü, Avrasya, araba vapuru, Boğaziçi, FSM ve YSS dahil tüm ulaşımlar bundan az veya çok etkilenecekler. Tabii ki etki olunca diğer yerlerdeki kullanımlar da buna göre bazı kaymalar gösterebilecek… Ayrıca bunun, şehirlerarası ulaşımı da önemli ölçüde etkileyebileceğini söyleyebiliriz. Bir başka proje İstanbul’un iki yakası arasında hem yolcu taşıyan raylı sistemi hem de araçların geçişine imkan veren karayolu tüneli sistemini içeren bir proje daha var. Bu proje bildiğim kadarıyla yürüyor. Tahminen 2 veya 3 yıl sonra, bir gecikme olmazsa açılabilir. Yani bu proje hem Avrasya Tünelinin hem de Marmaray geçişinin ikisini birden kapsıyor. Böyle bir projenin devreye girmesi halinde mevcut sistemler bir kez daha etkilenecek.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü
Bu köprü ihtiyaç var diye şehrin pek de ihtiyaç olmayan bir tarafına yapıldı. Yapanlar da kullanılmayacağını biliyor olmalılar ki şu kadar süre işletme koşuluyla bunu yapmadılar, süre yanında araç garantisi de istediler. Demek ki onlar da bunun tercih edilmeyeceğini biliyorlardı. Avrasya, Marmaray, diğer projeler ve bunlardaki gelişmeler buranın kullanımını mutlaka azaltmıştır, azaltacaktır. Bu da taahhüt edilen sayılara ulaşılmaması sonucunu doğuracaktır. Bu köprü, ancak 2025 sonrası ihtiyaçlar için belki iyi olabilir. Bu nedenle bugünkü zorlamaların pek faydası olacağını düşünmüyorum. Bu arada bırakınız A1 taşıtlarını, özellikle şehirlerarası otobüslerden tarifeli olanların özel bir zorlamayla bu köprüyü kullanmaya zorlanmasını da anlamak mümkün değil. Tarifesiz otobüslerden farklı olarak adeta köle muamelesi yapılıyor, eziyet ediliyor. Bunu anlamak mümkün değil, üstelik bu eziyet diğer köprülerde kapasite boş olduğu saatlerde de bitmeyecek gibi görünüyor ve öyle de oluyor.

Yeni Havalimanı
2018 Ekim ayının sonunda başlayacağı bilgisini alıyoruz. Bu havalimanı, Atatürk Havalimanının yetersiz olduğu kabulüyle yapıldı. Mutlaka daha iyi imkanları olacak. Peki, bunun o gün açılması zorunlu mu? Burayı havadan veya yerden görenler çok önemli eksikliklerinin olduğunu söylüyorlar… Daha da önemlisi buraya erişecek raylı sistemlerin bu tarihe kadar yapılması mümkün görülmüyor. Öyle ise buraya erişim önemli bir eziyet olacak. Bu eziyetler de bir şekilde, memnuniyetsizlik yaratacak. Havalimanının tam tamamlamadan açılmasının, yapanlara siyasi oy getirmesi ihtimalinin de düşük olduğunu görüyorum. Üstelik de bunun acil açılması yönünde bir ihtiyaç yok. Atatürk Havalimanının yetersizlikleri daha çok yaz sezonundadır. Kış aylarında bu havalimanın mevcut talebe yettiğini düşünüyorum. O nedenle 2018 Ekim yerine 2019’un Mart-Nisan ayında açılmasının çok daha isabetli olacağını düşünüyorum. Böylece daha iyi imkanlarla hizmet verecektir. Bilmem bu sesimi bir duyan olur mu?

Ve otobüsçüler
İstanbul bu kadar değişirken şehirlerarası tarifeli taşıma yapan otobüsçüler artık kendilerinin Anadolu yönündeki seferlerinin hareket noktasının Anadolu’da olması gerektiğini görmüyorlar mı? İstanbul Otogarının ve YSS Köprüsünün yüksek para ve zaman kayıplarına tahammül etmek, adeta kendilerine eziyet etme fikrinde iseler, böyle düşünüyorlarsa pek de yapabileceğimiz bir şey yok. Ama yolcular onları mutlaka cezalandıracaktır. Başka sistemleri ya da Anadolu yakası kalkışlı seferleri tercih edeceklerdir. Otobüsçüler bunu bilsinler… Ne diyelim, kendi düşen ağlamaz.■

    Yorumlar

E-Gazete
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 17 Ağustos 2018 Manşeti
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 17 Ağustos 2018 Manşeti
Arşiv