banner92

Almanya’da turizm kaptanı olmak

banner65

Kaptanlar Konuşuyor bölümümüzün konuğu bu sefer yurtdışından. Herkesin Aybüke Kaptan olarak tanıdığı Sevgi Çelikel Almanya’da turizm taşımacılığı alanında hizmet veriyor. Aybüke Kaptan, “Almanya’da ticari araç için kadın şoför dediğiniz anda hemen kapışıyorlar. Kadın şoförler hem estetik görüntü veriyor hem biraz daha dikkatli hem de sakin oluyorlar” diyor.

banner74
RÖPORTAJ 31.08.2020, 14:52 11.09.2020, 08:36 Taşıma Dünyası
Almanya’da turizm kaptanı olmak
banner95

Erkan YILMAZ: Kaptanlar Konuşuyor

İbrahim Halil Gümüştekin Kaptan ‘Almanya’dan misafir meslektaşım geldi’ deyince, Aybüke Kaptan ile tanışarak bir söyleşi yapma isteğimi ilettim. Hem İbrahim Kaptan’a hem de Aybüke Kaptan’a teşekkür ediyorum

Aybüke Kaptan ile söyleşimizin sonucunda; bir insanın gerçekleştirmek istediği bir şeyi ne kadar çok isterse, onu mutlaka başarabileceğini de gördüm. Aybüke Kaptan’ın hayalleri için verdiği mücadele gerçekten inanılmaz. Bundan sonra da bu mücadelesinde başarılar diliyorum…


Ailede ya şöför olunur ya da kuaför


Sevda Çelikel 1981 Kırıkkale doğumlu. 23 yaşında evlenip Almanya’ya gidiyor ve öyküsü başlıyor: “Şoförlük benim aile mesleğim. Bütün ailem ya şofördür ya da kuaför. İki seçeneğin vardır zaten. Benim bilinç altıma da şoförlük yerleşti diye düşüyorum. Tabii, şoförlük mesleği genelde erkekler için geçerliydi bizim ailede. Ben bir aykırılık yapıp, şoför camiasına katıldım.”

Sevda Çelikel, yani Aybüke Kaptan’ın hayaline kavuşması öncesinde çok yoğun bir mücadelesi var: “Evlendim, çocuğum oldu. Boşanma süreci yaşadım. Akabinde biraz da kendimi bulmak için birçok işte çalışmaya başladım. Kuryelik yaptım. Cenaze şirketinde çalıştım. Düğün salonlarında garsonluk yaptım. Ama hiçbiri kendimi bulabileceğim iş değildi. Boşandığım için devlet yardımı alıyordum, ama yetkililerin yakasına yapıştım ve ‘Ben şoför olmak istiyorum’ dedim. Almanya şartlarında ehliyet almak çok zor. 12 bin Euro civarında bir bedeli var. Benim Almancam da yok. İlk engel dil oldu. Bana, ‘Senin Almancan yok, sana ehliyet aldıramayız’ dediler. Almancamı geliştirmek için çaba göstermeye başladım. 1 sene boyunca yaşlı bakım evinde çalıştım. Yaşlıların çok sopasını yedim, akılları gidip geliyor…Zorlanmama, psikolojimin de bozulmasına rağmen ben bunu yapmayı kafama koymuştum. Bir 1 sene sonra yetkililerin karşısına çıktım; onlar bana yine bakım evinde çalışma telkininde bulundu. Diretince ‘bu ehliyetin parasının tamamını değil, yarısını ödeyeceğiz’ dediler. Kabul ettim. Düğün salonlarında çalışmaya başladım. Almanya’da düğünler gündüz 16:00’da başlar ve gece 01:00’lere kadar devam eder. Fizik gücü açısından ağırdır. Saatlerce garsonluk yaptım ve böylece serüven başladı. Hafta içi kurslara gitmeye başladım. Hafta sonları da düğün salonlarında çalışmaya devam ediyorum. Yıl 2017.

Almanya’da otobüs ehliyeti almak kolay değil

Ehliyeti alabilmek için üç ayrı sınavdan geçiyorsunuz; elektronik var, teknik kısım var. Otobüs şoförlerinin çok dikkatli, öngörülü araç kullanması gerekiyor. Büyük araç kullanıyorsunuz. Almanya da IHK deniliyor, Türkiye’de psiko-teknik diyorlar. Almanya’da bu süreç çok ağır. Türkiye’de böyle mi bilmiyorum. 3-4 ay sürdü IHK’ya hazırlanmam. Sabah 09:00’da kursum başlıyordu, akşam 16:00’ya kadar. Almancam hiç yeterli değildi, eve geldiğimde anlatılanları anlamıyorum diye ağlıyordum, bu ehliyeti nasıl alacağım diye… Bir sürü soru(n) var…

Yürekten istersen başarırsın

Bir yerden başlamak gerekiyordu, küçük küçük kağıtlara soru cevap şeklinde yazmaya başladım. Evin her tarafına bunları yapıştırdım. Mutfak, tuvalet, artık neresi varsa… Hepsinde gözüm kağıtlara çarpıyor ve tekrar ediyorum. 4 ay boyunca evde temizlik bile yapmadım, sadece buna odaklandım. Üstelik çocuğum var, onu bile kaderine terk ettim. Ben ağladıkça,arkadaşlarım Nigar, Handan, Nadide bana başaracaksın diyerek destek verdiler. Ama kendi aralarında da daha sonra öğreniyorum; ‘yapamaz bu, sınavdan sonra onu teskin ederiz’ diyekonuşuyorlarmış. Üçüncü ayın sonunda İHK sınavını verdim. Kurstaydım, başardınız diyearadılar. Sevinçten ağladım. Trafik sınavını rahat şekilde atlattım. Direksiyon sınavında, hocam anlatıyor, ama ben anlamıyorum…Hatta bir seferinde elime vuracak gibi oldu. Bana kızmasına hiç üzülmüyordum, çünkü tek hedefim vardı: ehliyeti almak. Buna odaklandım sadece. Ben işime aşıktım.Yolda giden otobüsleri arkadaşlarıma heyecanla göstermem onlara garip geliyordu.

Ehliyeti alınca sevinçten ağladım

Sınavdan birgün önce alıştırma yapıyorlar. Böyle bir günde sürücü kursu sahibi otobüsü tanıtıyor, bana ‘ışığı aç’ (Lichteinschalten) diyor, ben kornaya basıyormuşum. Ertesi gün şehiriçinde en dar yollara sokarak sınav yapıyorlar. Çok dar ve virajlı yollardan gidiyorsunuz. O gün çok heyecanlıydım. Aracı 20 dakika kullandım ve bana ‘ehliyeti aldın’dediler. O sözleri duyunca çok ağladım. İki tane de kurban kestim. Evde sürekli otobüs konuşuyorum diye kızımda isyan ediyordu.Kızım arkadaşıma, ‘Otobüsün tekerleği patlasa, benim de ayağım kırılsa annem otobüsün tekerliğini tamire gider’ diyormuş. Mesleğime karşı aşkım, sevgim bambaşka.



Aybüke Kaptan / Sevda Çelikel: "Başvurdum, beni hemen işe aldılar. 20 günde işi kavradım. İlk seferde körüklü MAN otobüs verdiler, değişik bir ruh hali ile gittim."

Kadın kaptanlar kapılıyor hemen

Almanya’da ticari araç için kadın şoför dediğiniz anda hemen kapıyorlar. Hem estetik görüntüsü var hem kadın şoförler biraz daha dikkatli, hem sakinler de. Yaşadığım Frankfurt Offenbach şehrindebir kentiçi ulaşım şirketi var. Başvurdum, beni hemen işe aldılar. 20 günde işi kavradım. İlk seferde körüklü MAN otobüs verdiler, değişik bir ruh hali ile gittim. Günde 8-10 saat direksiyon başında kalıyorsunuz, 8 hattan hergün bir hattı veriyorlar. Herkes kadın şoför görünce hayran kalıyor. Türkler, seni otobüs kullanırken görünce gurur duyduklarını söylüyorlar. Bende mest oluyordum. Ama belirli bir rota git-gel olmasından sıkıldım.

Uzun yol istiyorum

Ben uzun yol istiyorum. Maaşım 2 bin Euro’ydu. Evim işyerine çok yakın benzin parası harcamıyorsunuz. Çok güzel para biriktirdim. Yıl 2018,bir sene dolmak üzereyken ayrılmak için dilekçe verdim. Şefim,‘ayrılma’ dedi, ‘uzun yol zor, ehliyetini kaybedersin, radarlara yakalanırsın…’ Almanya’da trafik kurallarına uymamanın cezası diğer Avrupa ülkelerine göre daha ağır. Kırmızı ışıkta geçeceğine öl bence. Para cezasının yanı sıra3 ay ehliyetiniz gidiyor. Hiç acımıyorlar. Bu cezalar gerçekten korkutuyor.

banner97


Sorumluluğu çok ağır


Öyle bir ağır sorumluluk ki bu iş. İbrahim Kaptan, ‘taşıdığın yolcu ile bitmiyor demişti’, Haklıydı. Aileleri, akrabaları ile aslında sorumluluğun çok büyük. Bende her seferinde o sorumluluğu hissediyorum. Uyku düzenine çok dikkat etmeniz gerekiyor. Kesinlikle şakaya gelmiyor. ‘Benim özel hayatım, bugün iki saat geç yatayım yarın bir şey olmaz’ diyemezsiniz, dememelisiniz. Bu sektör bunu affetmez. Birini kaybedersen yolcular arasında ömür boyu ağır bir psikolojik zorluk yaşarsınız. Kurs sırasında bize direksiyon başında yiyeceğimiz yemekler konusunda dersler verdiler. Şu şu yemekleri yiyebilirsiniz dediler.Alman olup İHK sınavını üç dört kez veremeyenler var. Gerçekten süreç çok ağır. Refleks testleri yapıyorlar. Yolculara yönelik davranış dersleri alıyorsunuz. Sizi kızdıracak bir durum mu oldu; ‘çekin el frenini, inin aşağıya, 5 dakika oksijen alın’ deniliyor.Beş senede bir İHK’yı yenileme şartı var. Bunu yenilemezseniz boş otobüs kullanabilirsiniz, ama yolculu değil.

Uzunyol şoförlüğü

Birgün kentiçi ulaşımda çalışırken arı soktu ve parmağım şişti. Rapor aldım 15 gün. Kurs sırasında bir Türk şirketi beni aramıştı, ‘ehliyetinizi aldığınızda bizimle görüşmeye gelin’ diye. Raporlu dönemimde bu şirketi aradım ve iş yerine gittim. Turizm otobüsüne oturunca benim halk otobüsü kullanımım bitti. Çocuğunuz küçük, isterseniz boş olduğunuz hafta sonları bizde çalışın önerisi yaptılar. Ben ‘hayır, turizm otobüsü istiyorum’ dedim. Maaşda halk otobüsüne göre düşük 1700 Euro. 200 Euro da benzim param olacak, çünkü iş yeri 30 km uzak. 500 Euro daha önceki işime göre düşük ama turizm de çalışmak farklı demişlerdi. Araç içinde su satabiliyorsunuz, yola çıktığında 30 Euro yemek parası verilir. Turizm tarafında bahşiş de var. Her yolcu 2’şer Euro bahşiş verir. 3 gün Stutgart turu yaptım, 350 Euro aldım, yani kaybı telafi edebiliyorsunuz.Sektör,nisan ortasında açılır, genelde Çinli ve Koreli yolcumuz olur. Kışın turizm durur,eylül ayı sonunda işler kesilir. Kışın okul servisi çektim.

Pandemi tüm sektörü vurdu

Halk otobüs şoförlüğündeki birikimimizi burada harcamaya başladık. İşyerleri devlete başvuruyor. Çalışana destek veriliyor. Ben 1200 Euro maaş aldım. Ayrıca şirketlere hibe paralarda verildi, hâlâ alıyorum. Araçların plakası söküldü. Ekstra sigorta ödemesi de yapılmıyor.

Turizm sektörü tamamen durmuş durumda. Almanya’da uzun yol şirketleri ciddi anlamda sıkıntı yaşıyor. Yüzde 70 iş yok. Bazen metrolarda arıza oluyor, o zaman şirkete telefon geliyor. Otobüslerle metronun bozulduğu yere gidiyorsunuz. Bu çok zor bir iş. İstanbul’dametro, cadde ağızlarında merkezi noktalarda; Almanya’da şehrin en dar yollarının olduğu yerlerde bile metro var, siz oradan yolcuyu almak zorundasınız. Taksi işini otobüsle yapıyorsunuz,girdiğimiz yoldan çıkamıyorsunuz… Ama o dar yollar sizi iyi şoföryapıyor. Havalimanlarında uçak kalkışı iptal oluyor. Frankfurt’tan Stutgart’a siz götürüyorsunuz.

Mesleğimle gurur duyuyorum

Ülke ülke gezmek istiyorum, gurur duyuyorum mesleğimle de kendimle de… Paris yollarında birçok erkek şoförün ağladığını dinledim. O kadar dar yollar var ki. Ben Paris’e giden otobüsü kullanacağım, yakında duyarsınız. Hatta size haber veririm, önce siz yazarsınız.

Turizm otobüsçülüğü hiç kolay değil. Rehber turistin yürümesini istemiyor, sizi en dar sokaklara yönlendiriyor.Halk otobüsü sürmekle otobüs şoförü olunmuyor,onları küçümsemek için söylemiyorum, ama turizm otobüsü kullanmak hiç kolay değil.

26 yaş şartına yorumu

Almanya’da 16 yaşında biri anne ve babası yanında olmak kaydıyla ehliyetalıp araç kullanıyor. 18 yaşında 5 sene otomobil kullanabiliyor ve ehliyetini 23 yaşında otobüse çevirebiliyor. Türkiye’de 26 yaş şartı çok fazla deniyor ama ben Türkiye’de gençler tarafından araçların çok hoyrat, kontrolsüzkullanıldığını görüyorum. 26 yaş, bence bu doğru bir uygulama. Öncesinde sorumluluğun farkında olmadıklarını düşünüyorum. Biraz farkındalık eğitimleri verilmeli.

Türkiye’de otobüsçülük harika

Mükemmel. Hep yeni araçlar kullanılıyor. Türkler görselliğe çok önem veriyor. Benim patronum,‘yeni araba almam’ diyor, ‘iki gün sonrabir yere vurup getiriyorlar, oda aynı parayı getiriyor bu da’. 2+1 Almanya’da yok, ikram yok, koltuk arkası ekran yok. Biz suları buzdolabına koyarız satarız, yol çok uzunsa kaptan tost veya sandviç hazırlar, onunda parasını alırız. Bir günde 9 saat araba kullanabilirsiniz…

Klas bir şirkette çalışmak isterim

Türkiye’de bu işi yapmayı çok isterim, 5-6 yıl sonra ama. Klas bir şirkette çalışmak isterim. Benim Türkiye’de hedeflerim var. Biraz Avrupa’da dolaşalım sonra Türkiye’de çalışırız. Türkiye’de otobüs sektörünü çok ciddi şekilde takip ediyorum. Türk meslektaşlarımla sürekli iletişim halindeyim…


Sevda Çelikel (Aybüke Kaptan): "Ben Turizm otobüslerine çok hayranım. ‘Onları kullanmak istiyorum’ dedim. Şefimi yarım saat ikna etmeye çalıştım. İki gün peş peşe direksiyon başına oturmazsam kendimi hasta gibi hissediyordum." 
 

Yorumlar (0)
banner92
9
açık