İyi turizm taşımacılığı için otogarda da işler iyi olmalı

Rena Tur Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Demirci: “Otogar iyi olur da arabalar oraya çekilirse, turizm tarafı gerçek turizm taşımacısına kalırsa hem kalite artar hem fiyat anlamında da biz para kazanmaya başlarız. İki taraf da iyi olduğunda işler iyi gidiyor, ama bir taraf kötü gidince işler çıkmaza giriyor. Benim 1000 liraya beğenmediğim işe otogarın aracı, boşta kaldığı için 500 liraya gidiyor. Turizmdeki gelişme otogar ile bağlantılı.”

19 Mart 2019 Salı 16:34
Bu haber 2858 kez okundu
İyi turizm taşımacılığı için otogarda da işler iyi olmalı
RÖPORTAJ: ERKAN YILMAZ

Rena Tur Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Demirci
’nin 12 yıldır sürdürdüğü sektör yolculuğu bir başarı hikayesi aslında. 38 yaşındaki Ömer Demirci Almanya Köln doğumlu. 2007 yılında Almanya’da televizyonlarda görüntü yönetmenliği yaparken bir anda ailesini de geride bırakıp Türkiye’ye dönme kararı veren Ömer Demirci ile özel bir söyleşi gerçekleştirdik. 

Ömer Demirci ile Zeytinburnu’ndaki şirket merkezinde bir araya geldik. Şirket merkezi ilk anda sizi şaşırtıyor ama daha sonra çok yönlü düşünmenin sonuçlarını görüyorsunuz. Şirkete girişte Hacivat Karagöz Lokumcusu adıyla açılmış bir mağazaya giriyorsunuz. İçinde binlerce ürünün bulunduğu mağaza iki katlı. Bu mağazanın üstü de Rena Tur’un merkezi. 

Dağlar iyi geçti 
Ömer Demirci’ye ilk olarak 2019’un nasıl başladığını soruyorum: “Kış turizmi iyi başladı, dağlar iyi geçti. Kötü geçti dersek, yalan söylemiş oluruz. Ama beklenen seviyede oldu mu? Olmadığını söyleyebiliriz. 2018’e göre 2019, yüzde 15-20 daha iyi. Yıla baktığımızda denildiği gibi patlama olacak bir yıl değil. Ben 2019’dan çok umutlu değilim. Turizmin eski günlere dönmesi Cruise gemilerinin tekrar Türkiye’yi rotalarına almaları ile mümkün olacak. Cruise turizmin temel taşıdır. Cruise ülkeye gidiyorsa o ülke güvenlidir. Ne zaman gelirse o zaman turizm patlama yapar 2019’da yok, 2020 bile şüpheli.”


Otogar iyi olursa…
“Turizm taşımacılığının iyi olması için otogarın iyi olması lazım” açıklamasını yapan Ömer Demirci, “Otogar iyi olur da arabalar oraya çekilirse, turizm tarafı gerçek turizm taşımacısına kalırsa hem kalite artar, hem fiyat anlamında da para kazanmaya başlarız. İki taraf da iyi olduğunda işler iyi gidiyor, ama bir taraf kötü gidince işler yine çıkmaza giriyor. Benim 1000 liraya beğenmediğim işe otogarın aracı, boşta kaldığı için 500 liraya gidiyor. Turizmdeki gelişme otogar ile bağlantılı” dedi.

Bir anda otogarcı olduk
“Rus uçağı düştü, bombalar patladı, darbe oldu. Biz olduk otogarcı” diyen Demirci, kriz yönetimi olarak B planını geçtiklerini söylüyor: “Biz aslında otogarcı falan değiliz. Çünkü turizm bizi taşıyamaz oldu. Ya araç satacaktık ya da alternatif üretecektik. Bu süreçte aracını satmayan, mevcudiyetini koruyan tek firma Rena Tur’dur. Alternatif ürettik, kendimizi otogara entegre ettik. Bu süreç sıkıntıyı atlatma, nakit dönüşü sağlama, kimseye mahcup olmama adına önemliydi. İyi, kötü para da kazandık ama amaç para kazanmak değildi, mevcudu korumak, çalışanlarımızın evine ekmek götürmesini sağlamaktı. Şu an otogardaki faaliyetimizi bitirdik. Kendi sektörümüze döndük.”


2018’de para kazandım 
2018 yılında turizm taşımacısı para kazanamadı yönündeki değerlendirmelerin aksine bir yorumu da var Ömer Demirci’nin: “Ben para kazandım. Çünkü yanlış yerlere, yanlış imzalar atmadık. Biz kendi değerimizi bilmezsek, bizim değerimizi kimse bilmez. Biz hiçbir zaman açıkta kalacağız korkusu ile hareket etmedik. Benim bugün hiçbir büyük acentem yok. Ama şu anda İstanbul’da sadece turizme araç ayırmış en büyük filo bende. Ben hiçbir acentenin kapısına gitmiyorum. 38 arabanın yatması demek, 15 günde şirketin batması anlamına gelir. Benim günlük 15 bin TL eksim var. Ben bunu göze alıyorum, kâr edersek ederiz, fiyatları kırmıyorum. Sen fiyatları kırarak acenteye giriyorsan, zarar ediyorsun” dedi.

Acenteden teminat istiyorum
Turizm taşımacılarının fiyatları değil, ödeme vadelerini, acentelerin istedikleri vadeleri konuşması gerektiğini belirten Ömer Demirci, “Tur şirketlerine en az 500 bin TL kredi açıyoruz, en az dört beş ay vade veriyoruz. Sonra da biz dua ediyoruz ki, işleri yerinde gitsin. Acenteler taşımacıdan teminat istiyor, ben de acenteden istiyorum. Alamıyorum ama istiyorum. Gün gelecek alacağım. Acente teminatı benden niye istiyor? Ben zaten teminatla çalışıyorum. Ben yaptığım işin parasını bugün alabiliyor muyum? Öyle bir şey yok. Acenteden, en iyi ay sonu alırsın. 38 aracın günlüğünü 2 bin TL desen aylık 76 bin TL. 10 günlük 760 bin. Aylık 2 milyonu geçiyor. Ben bu parayı zaten ay sonunda alabiliyorsam alabiliyorum, zaten teminatı vermişim. Acente de bana teminat mektubu verecek. Artık herkes herkese saygılı olmak zorunda. Piyasada arabacı kalmadığı zaman ortada acente de kalmaz. Bu işin ana bacağı arabadır. Uçağa parayı vermeden bindirebiliyor mu, otele parayı vermeden sokabiliyor mu, lokantada parayı vermeden yemek yedirebiliyor mu, o zaman bana gelince niye para yok” dedi. 

Uludağ’daki kaza
Uludağ yolunda yaşanan kazaya yönelik değerlendirmelerde de bulunan Ömer Demirci, “Bakanlık, belgeli ve kayıt altında olan taşımacı ile uğraşacağına Uludağ’da yaşanan kazaya baksın. Bu aracı kiralayan kim? Devlet usulsüz araba tuttuktan sonra biz ne yapalım? Şu anda miting arabalarına bir bakın. Belgesi, muayenesi varsa ben bu işi bırakacağım. Bakanlık yetkilileri önce oradan başlasın. Belediyelerin yaptığı taşımalarda hangi aracın belgesi var, hangisinde muayene ve rehber var? Sen 7 kişilik ailenle Çanakkale’ye git, ceza yersin, grup halinde seyahat ediyorsunuz diye. Belediyeler 20 bin kişi taşıyor, rehber yok araçlarda. TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya’nın belediyeler, okullar, dernekler taşıma yapamayacak yönündeki yaptığı açıklama da umarız hayata geçer. Sağlıklı bir seyahat süreci oluşturmak istiyorsak bir düzenleme olması lazım. Benim hakkım yeniyor. Düzenli vergimi veriyorum, muayene yaptırıyorum ama bir köşede bekleyen araç benim 1000 lira diye beğenmediğim işe 500 liraya gidiyor” dedi. 

U-ETDS önemli 
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın hayata geçirdiği Ulaştırma ve Elektronik Takip Denetleme Sistemi’ne (U-ETDS) yönelik açıklamalarda bulunan Demirci, “Biz turizmciliği var etmeye mi, yok etmeye mi çalışıyoruz? Çok yüksek gelir grubundaki Arap neden bize gelmiyor da Monaco’ya gidiyor? Buna bakalım. Turizm bir keyiftir, bir lükstür aynı zamanda. Siz gelen turisti kayıt altına almaya çalışırken turist kaçıyor ülkeden. Seyahat özgürlüğünü engelliyor bu. Zaten turist sınır kapısından geldiğinde onu sisteme kaydediyorsun. Sakıncası varsa zaten ülkeye sokma. Tekrar neden taşıma sürecinde kayıt altına alma ihtiyacı duyuyor da, onu tedirgin ediyorsun? TÜRSAB, U-ETDS noktasında neden ayağa kalktı? Bir acentenin sermayesi bilgileridir, yolcu listesidir. Bir çalışanın bu bilgileri farklı bir acenteye götürdüğünü düşündüğünüzde yaşanacak sıkıntı çok büyük olur. Bir de ismi yanlış girdiniz, alın size evrakta sahtecilik. Son bir saate kadar isim listesi girilecek. Bunu yapmak mümkün değil. Bir anda, gece sizden 30 araba istenir. Ben araba mı arayacağım, isim listesi mi gireceğim? Biz Çinli turistin ismini Türkçeye çevirip girmekte kaybettiğimiz zamanı bir düşünün. U-ETDS sistemi şehirlerarası için uygundur ama biz arabamızı koltuk bazlı satmıyoruz. Bize uymaz. Bize uyacak bölümü araç bilgisi… Şoför bilgisini, kime iş yaptığımı gireyim. Bu, vergisel anlamda kayıt dışılığı önler ve ben buna varım. Bizim yönetebileceğimiz yapıya gelsin U-ETDS. Bize denilsin ki, 24 saat içerisinde yaptığın işleri girmek zorundasın. Bizden araç istenecek biz ‘U-ETDS bilgileri yok gönderemem’ diyeceğiz. Turistler ne olacak o zaman? 4 yıldır Karaköy’e gemi geliyor turizmin hali ortada. Turizm demek sadece otobüs demek değil ki. Turizm demek, otel, restoran, halıcı, alışveriş merkezi demek, istihdam demek… Turizm bu kadar baltalanmaz. Bakanlık bunda ısrar ederse kimse yakında bu işi yapmak istemeyecek, o zaman da yurtdışından ithal taşımacı getirmek zorunda kalacaklar. Bu ülkede aktif vergi veren ve aktif sermeye ile yürüyen tek sektör taşımacılık sektörüdür” dedi. ■


ÖNE ÇIKANLAR... ÖNE ÇIKANLAR... ÖNE ÇIKANLAR...

Taşımacı kendi kendini bitiriyor 
Sen kendi kıymetini bilmezsen senin kıymetini kimse bilmez. Fiyat politikanı kendi sermayene kendi hizmetine göre belirle. Ömer’in, Mehmet’in elinden nasıl alırıma göre belirleme, kendi sermayene hizmetine göre belirle. Her türlü rekabet hizmetle olur. Fiyat rekabeti mantıklı seviyede olmalı. Birinin 100 lira dediği yere sen 10 lira diyemezsin. Bizim eskiden bir raconumuz vardı. A acentesi oradaysa sen oraya gitmezdin. Eğer ek arabaya ihtiyaç varsa, biz onun üstünden arabayı verirdik, şimdi herkes her yerde. Bunu işverenler fırsat olarak görüyor. Taşımacı her zaman kaybediyor. 

Çocukluk hayalim otobüsçü olmaktı
Şirketi 12 yıl önce kurduk. Babam beden eğitimi öğretmeni. Ailemizde taşımacılık yok. Almanya Köln doğumluyum. Orada okudum. Benim çocukluk hayalimdi otobüsçülük. Bunun için ülkeme döndüm. Öyle bir hayal ki uydudan yayın yapan televizyonda 5 bin Euro aylıkla çalışıyordum. Türkiye’de ise 700 lira maaşla otobüs şoförlüğüne başladım. O gün diyordum ki, ben 5 yıl içerisinde İstanbul piyasasına otobüs veren biri olacağım. Şu anda turizmde İstanbul’da sadece 38 adetlik büyük otobüs filosuna sahip tek firmayım. 

Hayallerimin peşinde
Benim gerçek mesleğim görüntü yönetmenliği. Show Tv Avrupa Program Sorumlusu olarak çalıştım. Türk Show, Düğün TV konseptini oluşturan ve kuran bendim. Onun genel yayın yönetmenliğini yaptım. Aktüel kamera kullandım, Jimmy jip kullandım. Fransa’dan sivil bir kişinin düğününü canlı olarak yayınladık, 28 ülkede izlendi. Ayrıca ‘soruyu bil 500 Euro’yu al’ın konseptini de ben yaptım. 25 yaşında Türkiye’ye döndüm. Şoförlük yapmaya başladım. Bir arkadaşımın 98 model Mercedes 403 aracı vardı. Çalıştıramıyordu. ‘Ben çalıştırayım kalan parayı sana vereyim’ dedim. Hiç arabamız yoktu ama Haliç’te şirketimizi kurduk. İş alıyor, araç buluyordum. Şirketin ismini koyarken soy ismimi kullanmak istemedim. Avrupa’ya açıldığınızda isimler sorun oluyor. Bir arkadaşım ‘Rena Tur’ olsun dedi. Arapça ‘nazar etme’ anlamına geliyor. 2011’de 8 tane 403 araba aldık. Daha sonra ise bugünkü noktaya geldik. 30 araçlık filonun tamamı büyük otobüs. Yazın kiralık araçlarla birlikte operasyonumuz 70-80 arabaya çıkıyor. 

5 sene sonrası için hedef 
Bu işe girerken böyle olacağını hiç düşünmedim. Verdiğiniz mücadelenin karşılığını almıyorsunuz ama pişmanlık da yaşamadım. Çünkü ben hayalimin peşinden koştum. İstediğimiz noktaya da geldim. Bu işe girerken ‘5 senede İstanbul’a araba veren adam olacağım’ dedim. 5 yıl dolmadan da bunu gerçekleştirdim. 2020 sonrasına yönelik ise farklı planlarım var. Ben bu işi bir hastalık olarak görmüyorum. Bir savaş olarak görüyorum. 90 kişilik aileye bakıyor gibi görüyorum. 


Hacivat Karagöz Lokumcusu 
Lokumculuk otobüsçülükle birlikte olan bir iş. Bursa’da başladık ve çok iyi iş yaptık. Sonra orayı satıp İstanbul’da açtım. 

Almanya ve Azim 
Almanya’da büyümek, eğitim almak şirket yönetimi anlamında çok şey kattı. Buradakilerin alakaları yok bu işlerle. Buradakiler bütçeleme, fiyat çalışması, maliyet hesaplaması yapmayı bilmez. Ben santim santim çıkartırım hepsini. Bunlar öyle şeyleri hesaba koymuyor. Eğitimimi Almanya’da almanın çok büyük faydasını gördüm. Orada bunun kıymetini bilmiyorsunuz ama Türkiye’de yaşadıkça görüyoruz. Biz okulda hesap makinesi kullanmayı bile öğrendik. Şu düğme ne işe yarar. Orada bu kadar kıymetli değildi bunu öğrenmek. Ama yaşadıkça, ‘biz ne kadar çok şey biliyoruz, buradakiler ne kadar az şey biliyor’ diyoruz. Eğer Almanya’da yaşamasam eğitim almasam burada da o kadar başarılı olmam mümkün olmazdı. Başarılı olmamızın bir nedeni Almanya, ikinci nedeni azim. Ben bir hedef koyduğumda onu elde etmek için sonuna kadar giderim. Hiçbir zaman sıkıldım yoruldum demedim.

Uçuş simülatörü yaptım 
Rena Tur merkezinde karşılaştığımız uçuş simülatörünün öyküsü de çok ilginç. Ömer Demirci, kendi başına bu simülatörü 2,5 senede 80 bin TL’ye yapmış. İtalya’ya gittim. Bunu satın almak için 150 bin Euro istediler. ‘Ben bu parayı vereceğime kendim yaparım’ dedim. İki senede kendim yaptım. Hayatımda bilgisayarı içinden görmemiştim. En az beş kere kırdım tekrar yaptım monitörlere 3 bin Euro istediler… Ben bilgisayarın monitörünü söktüm, arkadan pleksiglas yapıştırdım oldu sana birebir uçuş simülatörü. Burada en az 5 km kablo var, yani epey emek harcadım.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    E-Gazete
    • Taşıma Dünyası Gazetesi - 19 Nisan 2019 Manşeti
    • Taşıma Dünyası Gazetesi - 19 Nisan 2019 Manşeti
    Arşiv