Ulaştırmada Sürdürülebilirlik ve Küresel Politika Örnekleri - 14

10 Mart 2020, 12:50
Bu makale 3759 kez okundu
Ulaştırmada Sürdürülebilirlik ve Küresel Politika Örnekleri - 14
Mehmet Çağrı Kızıltaş

İyi yerleşime sahip bir yüksek hızlı demiryolu (YHD) istasyonu; kentsel mücavir alanı canlandırabilir, bölgesel ekonomiyi geliştirebilir, mevcut özelliklerin gelişmesini kolaylaştırabilir ve yeni bir büyüme de üretebilir. Aynı zamanda yüksek hızlı demiryolu (YHD) bağlantısı ile erişilebilir hale gelen ikincil kentlerin de profilini yükseltmektedir. Bununla beraber kapsamlı bir planlama aynı zamanda, yüksek hızlı demiryolu (YHD) inşa edildiğinde baypas olan kentlerdeki istasyon seçimlerinin etkilerini de hesaba katmalıdır.


İstasyonlar toplumun kültürel ve estetik zenginliğinin yanı sıra ekonomik zenginliğine de katkıda bulunmaktadır. Yüksek hızlı demiryolları (YHD) Lille’de olduğu gibi yeni bir mimariye ilham olabilir ya da Londra’da St. Pancras’ta görüldüğü üzere, hâlihazırdaki önemli mimari yapıların korunmasına destek olmaktadır. İstasyonlar aynı zamanda bir estetik alanı olarak da hizmet vermektedir. Bir yolcu Barselona’daki AVE yüksek hızlı demiryolu (YHD) için kapalı bekleme alanını ‘Katalan viyolonselist Pablo Casals’ın melodilerine sallanarak bağlanan temiz bir göldeki yüzlerce kaplumbağalar, palmiyeler ve tropikal bitkiler ile huzur veren bir kent ormanı’ olarak tanımlamaktadır. Bu gibi kamusal alanlar, yolculuk halinde olmayan insanları dahi kendi kapalı alan plazaları, otelleri, restoranları ve mağazalarına çekmektedir. 

Havalimanlarına erişim temin eden yüksek hızlı demiryolu (YHD) istasyonları; demiryolları ve havayolları arasında kusursuz bir bağlantıya imkân tanımaktadır.Bir havalimanı bağlantısı; 2012 yılında Chester ve Horvath’ın belirttiği üzere esastır çünkü yüksek hızlı demiryolu (YHD) ‘havalimanları ve kent merkezlerine ve hâlihazırdaki ana toplama dağıtma merkezlerine erişim sağlamayanve yüksek taşımacılık oranlarına karşıt olan kentsel boşluk doldurmalarını teşvik eden ve otomobilden kayan yolculukların geri döndürülmesi riskini taşıyan’ tasarımlardır. Trenler; bir metropoliten havalimanı ile bölgenin ana kentleri arasında bağlantı temin edebilir, motorlu taşıtlara olan gereksinimi de azaltabilir gibi görünmektedir. Bu gibi bir sistem; yüksek hızlı demiryolunun (YHD) geleceği de dâhil olmak üzere havalimanı ve bölgesel taşımacılığı birbirine bağlayacak olan hâlihazırda inşa halindeki türler arası bir merkez olan Miami’de depolanmaktadır. 

Havalimanları ve demiryolları istasyonlarının bağlanması bir ulaştırma ağının tahkim edilmesinde esaslı bir iş olmasına karşın ikincisinin daha büyük karbon ayak izi değerleri de dâhil olmak üzere, yüksek hızlı demiryolu (YHD) istasyonları ve havalimanları arasındaki farklılıkları azaltmamaktadır. Yüksek hızlı demiryolu (YHD) ana toplama dağıtma merkezleri, havalimanlarına kıyasla birkaç değişik yolla teşekkül ettirilmektedir Bunların kurulumunu farklı kılan ise yerleşimleridir. Havalimanları kentin dışındaki kalburüstü yerleşimlerde yer alır iken tren istasyonları ise kent merkezinde yer almaktadır. Yayan ulaşımın yaygın ve imkânsız olmasına karşın yüksek hızlı demiryolları (YHD) istasyonları, yaya dostudur ve kentsel bir kurulumun bir ara parçası olarak tasarlanmaktadır. Çoğu durumda ise hâlihazırdaki ve tarihi bir demiryolu terminalinin yeniden tasarlanması şeklinde geliştirilmektedir. Kentsel toplu ulaştırma bağlantılarına kolay erişim temin etmeleri ve merkezi yerleşimlerine bağlı olarak havalimanlarından daha küçük inşa edilebilmektedirler. İyi planlanmış bir yüksek hızlı demiryolu (YHD) istasyonu yolcularına bir ulaştırma türünden diğer ulaştırma türüne sorunsuz bir şekilde geçme ve yolcular adına seyahatin her bir ayağında en sürdürülebilir ve en etkin olan ulaştırma türünü seçme imkânını vermektedir. 

Yüksek hızlı demiryollarının (YHD) en önemli etkilerinden birisi ise hâlihazırdaki kentleşme yönündeki eğilimi yeniden güçlendirmeye yardımcı olmaktadır. Amerikalıların %80’inden fazlası günümüzde kentlerde yaşamakta olup Amerika Birleşik Devletleri (ABD) nüfus idaresi metropolleri 100.000 ve üzeri nüfuslu kentler olarak tanımlamaktadır. Bu insanların ise yarıdan fazlası kent merkezlerinde yaşamamaktadır bununla da beraber toplu ulaştırmanın olduğu mücavir alt kentler sınırlandırılabilir. Esasen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) nüfusu; Kaliforniya, Florida ve Teksas gibi yüksek alt kentleşmenin olduğu eyaletlerde en yüksek büyümeye sahip olup bu söz konusu eyaletler, motorlu taşıta bağımlılığı tahkim eden alt kent tipi kalkınma unsurlarına ve özel araçlara yoğun bir şekilde bağlı bir durumdadır. Bunların söz konusu ulaştırma zorluklarını karşılamak için bu aynı eyaletler aynı zamanda yüksek hızlı demiryolları (YHD) inşası için yakın dönem çabalarına ev sahipliği yapmış olup bu söz konusu çabalar nüfus yoğunluğunu arttırmakta ve toplu ulaştırma sistemlerinin gelişimine katkı yapmaktadır.

    Yorumlar

banner50
E-Gazete
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 09 Mart 2020 Manşeti
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 09 Mart 2020 Manşeti
Arşiv