O BAYRAK YERE DÜŞMEZ

banner65

Sektöre geldiğimde, yegâne ürünümüz Prenses'di. Şirketimizde patronumuzun hain bir suikast sonucu öldürülmüş olmanın yarattığı travma henüz tam olarak atlatılabilmiş de değildi. Satış adedini çoğaltmak adına TEMSA, kendi satış ekibini kurmuş ve finansmanı sağlıyordu çünkü piyasada finans enstrümanları neredeyse hiç yoktu. Hele bu sektör için mümkün bile değildi.

TEMSA'DAN YOLU GEÇENLER ANLATIYOR 18.12.2019, 13:56 18.12.2019, 14:13 Taşıma Dünyası
O BAYRAK YERE DÜŞMEZ
CUMHUR ARAL

İnsanların özgeçmişine yazdığı özellikleri kadar bir de arkalarından konuşulan özellikleri vardır. 

İnsanın, ailesinde, okulda ve işte edindiği sıfatlar ve yetkinlikler, özgeçmiş özellikleridir. Arkasından konuşulan özellikleri ise özgeçmişinde yazmayan ama onu asıl niteleyen özellikleridir. Alçakgönüllü, dürüst, cesur, cömert gibi özellikler insanın CV’sinde yazmaz ama esas bu erdemler onu tanımlar. 

Bir insanı insan yapan, ne mezun olduğu okul, ne yaptığı iş, ne oturduğu yer, nede ne kadar parası olduğu değildir. Elbette ki hiçbirimiz mükemmel değiliz. Hepimizin eksikleri, zaafiyetleri ve hataları var. Hayatın anlamı, bu zaafiyetlerimizi tespit etmek, onları kabul etmek ve her birini gidermek için çaba göstermektir. İnsan hayatı tökezlemeler ve sendelemeler ile doludur. İnsan yanlışlarını, eksiklerini görüp kendini dengeleyerek karakterini geliştirir. 

İnsanlar, gerçek kişilikler ise şirketler de tüzel kişiliklerdir. Tıpkı insanlar gibi şirketlerinde karakteristik özellikleri yanı sıra karakterlere sahiptir. Ve bu özellikleriyle değerlendirilir. İnsan için geçerli olan pek çok husus şirketler için de geçerlidir. 

Şirketlerin de hataları, zaafiyetleri ve eksikleri olur. Şirketler de sendeler ve tökezler….
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, İnsanın hayatında ilkler her zaman anılarında en önemli yeri kaplar. Benim de bu sektördeki “İlkim” 1998 yılında geldiğim ilk şirketim TEMSA oldu.

O güne kadar otomobil konusunda başarılı bir grafiğe sahipken, otobüsün, otomobilden çok farklı olduğunu,  yegâne ortak özelliğinin ise karayolunda hareket eden lastik tekerlekli araçlar olduğunu burada yaşayarak öğrendim.
Müşterisi, satış koşulları ve şekli, beklentileri, her şeyiyle çok farklıydı. Müşteri, aracı satışçı kadar ve hatta ondan daha iyi biliyordu tanıyordu.

Sektöre geldiğimde, yegâne ürünümüz Prenses, pazarda güncelliğini yitirmiş rekabette biraz geride kalmıştı. Şirketimizde patronumuzun hain bir suikast sonucu öldürülmüş olmanın yarattığı travma henüz tam olarak atlatılabilmiş de değildi.

İşte, böyle günlerde TEMSA’lı oldum. O gün için çok da makbul olmayan bir ürünü satmaya çalışıyorduk. Bayi sistemi çökmüştü. Satış adedini çoğaltmak adına TEMSA, kendi satış ekibini kurmuş ve finansmanı sağlıyordu çünkü piyasada finans enstrümanları neredeyse hiç yoktu. Hele bu sektör için mümkün bile değildi.

Bir süre sonra hepimizi heyecanlandıran yepyeni bir ürün olan SAFİR dünyaya gelecekti. İşte bu doğum sürecinin her aşamasını yaşamak, izlemek, görmek ve onunla birlikte heyecanlanmak çok güzel bir duyguydu.

“SAFİR”e isim koyma yarışmasında şahsım ve ekibim pek çok önerilerde bulunmuştuk, ancak isim babalığı Samsun Bölge Yöneticisi arkadaşımız Azmi Bey’e nasip oldu.

SAFİR’in İlk tanıtımı, İstanbul’da Sabancı İkiz Kulelerinde yapılacaktı. Her birimizde hem çok büyük bir heyecan hem de çok büyük bir telaş vardı. Tanıtım öncesi elimizdeki tek araç, Toyota yedek parça depolarında rakiplerden gizlenmişti. Lansman arifesinde Türkiye için talihsiz bir dönem olan 17 Ağustos depremi meydana geldi. Deprem sabahı, Necmi Abim’in ilk olarak ailesi kadar önemsediği tanıtım aracına zarar gelmemesi için gizlendiği yere gidip kontrol ettiğini çok net hatırlıyorum. 

Bu vahim olay sonunda doğal olarak ülkede yas ilan edildi ve bizim tanıtım etkinliğimiz ötelendi. Safir ile müşterileri buluşturmak ancak 1999 İzmir Fuarında mümkün olabildi.

Uzun yıllar sonra, müşteriler ve kullanıcılar tarafından görülen itibar hepimizi çok mutlu etti. Siparişler alınıyor, kaporalar toplanıyor araç sıra yazıyordu. 

Fuar sonrası sergilediğimiz araç ile bölgelerde tanıtıma çıkılmıştı. İlk olarak İstanbul ve Trakya müşterileri dolaşılmış, akabinde Çanakkale’de benim sorumluluğuma geçmiş;  Antalya’ya kadar olan beraberliğimiz başlamıştı. 

O günlerde kurulmuş olan dostluklar bugün için bile hala çok değerlidir. Sonrasında teslimat süreci başladı.

İzmir’e ilk teslim edilen aracı, tesadüfen yolda gördüm. Yanımda eşim ve çocuğum olduğu halde aracımla yolda peşine takılıp Torbalı ilçesine kadar gözlerim nemli takip ettim. Onu yollardaki gurur abidemiz olarak görüyordum.

Bunu 20 yıl sonra yazarken bile o heyecanımdan hiçbir şeyin kaybolmaması şirketin iç dinamikleri ve sahip olduğu ruha bağlıdır. TEMSA ruhu, böylesine saf, amatör ve temiz bir ruhtur.

İnsan yaşamının sona ermesi, ancak ruhunu teslim etmesi ile mümkündür. Aynı şey kurumlar için de geçerlidir. TEMSA ruhu yaşadıkça TEMSA yaşamına devam edecektir…

Nasıl mı?
TEMSA, benim için nasıl ilk ise; Alanında bu ülkenin de ilki TEMSA’dır. 

Bugünün deyimi ile milli ve yerli olarak bayrağımızı dünyanın pek çok ülkesinde dalgalandıran bu kurum, önemlidir, değerlidir ve ülkemizi temsil eden önemli bir marka olmasının yanı sıra bayrağımızın dünyada dalgalandığı kalelerden birisidir.

Bu millet, değil bir kaleyi, tek bir çakıl taşını bile vermez. 

Hele ki bayrağını yere hiç düşürmez. 

Göreceksiniz ki, çok kısa sürede bu ülkenin gururu, 

TEMSA markası bu sarsıntıyı da atlatarak yoluna devam edecektir. 
banner64
Yorumlar (0)
23
parçalı az bulutlu