TEMSA #Yaşamalı

Kamu bankalarının TEMSA’ya haciz koydurmaları ve TEMSA’nın geleceği ile ilgili belirsizlikler oluşması üzerine bu yazıyı yazmaya karar verdim.

19 Aralık 2019 Perşembe 17:27
Bu haber 13779 kez okundu
TEMSA #Yaşamalı

ALPAY LÖK / Mak. Yük. Müh


TEMSA’yı 1987’den beri tanırım. TEMSA 1986’dan itibaren MITSUBISHI lisansıyla MARATON otobüslerini üretiyordu. Şirketim FRENTEKNİK’i 1990’da kurduktan sonra o tarihte temsilcisi olduğum Alman fren üreticisinin fren ve süspansiyon sistemlerini MARATON’a takmak için çaba gösterdim. ABS’nin takılması için 1991 baharında Adana’da bulundum ve haftalar süren testlere katıldım. 
 
TEMSA test aracıyla fren testleri sırasında (1991 Haziran) Soldan sağa:  Mehmet Altıok, Ali Dinçkan, Alev Bezirci, Bülent Keskin, Metin Kaya, Doç. Dr.Tuğrul Göncel, arkadakiler İsmail Kuş, Kadir Kayagüçlü. 


İzmir Fuarı’nda TEMSA standında 1992 Model ABS’li MARATON’lar (28 Ağustos 1991)

1991 Eylül’ünden itibaren 1992 model yılı otobüslerde ABS seri üretimde takıldı. 71/320/AT fren mevzuatının zorunlu tutmasından 13 sene önce ve belki Japonların “ABS Türkiye’de zorunlu değil, neden takıyorsunuz?” demesine karşın. Türkiye’de o tarihte geçerli olan AİTM mevzuatı gereği ABS zorunluluğu yokken bir otobüs üreticisinin böyle bir donanımı takması trafikte can ve mal güvenliği açısından önemli bir adımdı. 

Müşterilerin yeni modelden ve ABS’den memnun olmaları sonrası TEMSA şehirlerarası otobüs pazarında %50’ye yakın pazar payı kazandı. Bu arada 1993 model araç tasarımı gündeme geldi. Bu yeni araçta havalı süspansiyon sistemine müdahale ettik ve temsilcisi olduğum Alman firmasının süspansiyon sistemini taktık. Ve PRENSES doğdu. 
         
 
İzmir Fuarı’nda TEMSA standında 1993 Model ABS’li PRENSES’ler (Ağustos 1992)

Fren ve süspansiyonda orijinal sistemden kopulmasından ve bu arada CANTER şasisi üzerine PRESTİJ küçük otobüsünün yapılmasından sonra bazı yöneticilerden ilk defa “göbek bağımızı kesiyoruz” cümlesini duydum. 

2001 ekonomik krizinden çıkabilmek ve ihracat yapabilmek için PRESTİJ üzerinde farklı motorlarla çalışmalar yapıldı. Batı ülkelerine ihracat bu sırada başladı. Belki bu adımlar yeni TEMSA’ya giden adımlardı. Bu adımları uzak görüşlü TEMSA yöneticileri atıyordu. Demek ki akıllarında bir hedef vardı. 

Bugün TEMSA onlarca pazara fikri mülkiyet hakları kendisine ait şehiriçi ve şehirlerarası otobüsleri satıyor. Sadece Almanya’da 1000 adet TEMSA otobüsü dolaşıyor. Dünyanın en zor otobüs pazarı olan ABD pazarına otobüs satabilen tek Türk firması olması gözlerden kaçıyor.

TEMSA’nın başarısı Alman markalarının baskın olduğu bir pazarda doğup gelişip dünyanın en zor pazarlarında o markalara karşı rekabet edebilmesidir. Anlaşılan o ki bu rekabet finansal bazı zorluklar ve yükler getirmektedir. Ülke olarak yerli tasarım otobüs üreticilerine rekabet şansını artıracak destekler verilmesi gereklidir. 

Ben ve ülkem bizlere güvenen TEMSA’ya çok şey borçluyuz. 

TEMSA #Yaşamalı

19 Aralık 2019

    Yorumlar

E-Gazete
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 29 Temmuz 2020 Manşeti
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 29 Temmuz 2020 Manşeti
Arşiv