16.11.2020, 12:37

Yaşama umudu hepimizle birlikte büyüyor

Ah güzel kızım… “Köpekleri salın, ben kedi sesi çıkarayım” diyen depremzede kızım… Nasıl da içten, nasıl da inanarak dile getiriyordu yaşama isteğini… 
Ben ki iflah olmaz umut ve heyecan dolu biriyim, her ne olursa olsun coşkumu yitirmemek için elimden geleni yaparım… bu kez elim ayağım boşandı. Şu içtenliği, katışıksızlığı hissediyor musunuz? İnanılmaz.
Bilmiyorum o yığının altında bile aklını kullanarak umudunu yitirmeyen kızımız kurtuldu mu… Ama hepimiz Elif ile Ayda bebeğin kurtulmasına sevindik. 
*  *  *
Bu İzmir depremi, hani, 99’dan bu yana “deprem değil, bina öldürür” denilen, ama hâlâ aynı mantıkla sadece para kazanmak amaçlı yapılaşmayla yaşamımızı kaderin eline bıraktığımız… ve asla akıllanmayacağız deprem gerçeği çıktı karşımıza.
Çaresiz insan küfredermiş. Çözümü olmayınca ve çaresizlik elini kolunu bağlayınca insanın sığınacak tek yeri kalıyor: ağız dolusu sövmek.
…biraz duygusal da olsa Haramiler’in “maviye boyadım duvarları” ezgisinin sonundaki 

birden çıktım viraneden
koşa koşa indim kumsala
acı acı sövdüm sonra
yüzümü kırbaçlayan rüzgara

…sözleri geldi aklıma.
*  *  * 
“Türkçem ses bayrağım” diyor Fazıl Hüsnü Dağlarca. En kolay anadilimizde anlatıyoruz duygularımızı. Herkesin anlamasını sağlıyoruz. Gerçekten de…
İlkay Akkaya, “benim en güzel düşlerim içimde kaldı” diyor o duygusal ezgisinde, “bir yerlerim eksiliyor” diye de ekliyor, çünkü “aykırı sularda akşam oluyor” hep.

Maviye / Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine / Rüzgarda asi,
Körsem / Senden gayrısına yoksam
Bozuksam / Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık…

Şair Ahmed Arif, “Seni Diyarbekir gibi sevmişem” dediği, “Hasretinden prangalar eskittiği”, ama birleşemediği sevdiği kadını, yazar Leyla Erbil’i, nasıl da güçlü bir duyguyla çağırıyor, hissediyorsunuz. Kavuşamasalar da duyguları hiç soğumamış…
Söyler misiniz şimdi, bir kez daha: “Siz köpekleri salın, ben kedi sesi çıkarayım” diyen kızın umudunu hissetmemek mümkün mü? ■

Yorumlar (0)
10
parçalı bulutlu