Yönetim Zorlukları

21 Ağustos 2017, 10:34
Bu makale 1757 kez okundu
Yönetim Zorlukları
Nerdeyse her çalışan, işinde yükselmek ve yönetici konumuna gelmek ister. Çünkü işi yapıp, yöneticiye rapor etmek yerine; iş yaptıran konumda olmanın daha keyifli olduğunu düşünür.

Dışarıdan bakıldığına yönetici olmak, çalışan olmaktan daha az stresli bir iştir. Yöneticiler, toplantı, planlama, koordinasyon, yol gösterme ve karar alırlarken, işleri yapan ve stresi çeken çalışanlardır. Üstelik yöneticilerin sahip oldukları ayrıcalıklar her çalışanı cezbeder.

Ama gerçekte durum dışarıdan göründüğü gibi değildir. Hangi kademede olursa olsun yöneticilik aynı anda birçok rolü üstlenmeyi gerektiren son derece stresli bir görevdir. Yönetici ne kadar sorumluluk alıp yükselirse, stresi de o kadar artar.

Herkes, yöneticilerden bir cevap, bir karar ve en önemlisi kendisi için zaman ayırmasını bekler. Bu durum, yöneticilerin sabahtan akşama, hatta özel hayatları için ayırdıkları zamanlarda bile yüksek bir tempoda çalışmasını zorunlu kılar.  

Yöneticilik görevinin en zor taraflarından biri, bir gün içinde sayısız farklı konuda, kısa veya uzun görüşme ve toplantılar yapmaktır. Bunların her birine özen göstermek, yoğunlaşmak, aktif bir şekilde dinlemek ve etkili karar almak son derece zordur.

Ayrıca neredeyse hiçbir yönetici kendi zamanının hâkimi değildir. Ne kadar planlı olursa olsun, yöneticinin zamanını bölen, gününü ya da günlerini hiç planlamadığı durumlar ortaya çıkabilir. Yöneticinin tüm zamanını planlaması ve üzerinde çalıştığı konuda kesintisiz çalışma imkânı bulması zordur.

Hiç beklenmedik zamanda ortaya çıkan aksaklıklar, müşteri memnuniyetsizlikleri, ekonomik dalgalanmalar, önemli bir çalışanın işten ayrılması, rakiplerin hamleleri, tedarikçi sorunları, merkezi ya da yerel yönetimin çalışma koşullarını etkileyecek kararları ve bütün bunların yanı sıra evlenen, doğum yapan, hastalanan çalışanlara ilgi gösterme sorumluluğu… Yöneticilerin hayatlarının neredeyse tamamını kaplar.

Yeni kaynak yaratmak, var olan kaynakları paylaştırmak, çalışanlara yeni görevler verip, bazılarının görevini değiştirmek ve bütün bu koşullar altında şirketin hedefini gerçekleştirmeye çalışmak yöneticiler üzerinde büyük baskı oluşturur.

Yöneticilik karar alma işidir. Yönetici, karar alırken kendine bağlı çalışanların aldıkları kararları onaylar veya reddeder. Alınan ya da reddedilen her karar ister istemez birçok kişiyi ikna etmeyi, pek çok ilişkiyi yönetmeyi gerektirir.

Bu zorluklar, farklı sektörlerde ve farklı seviyedeki her yönetici için geçerlidir. Yöneticinin üstlendiği sorumlulukları kendisine bağlı çalışanlara delege etmesi bir nebze yükünü hafifletse bile devredilen her iş kontrolü de beraberinde getirir. Üstelik görev devredildiğinde, sorumlulukların devredilme imkânı yoktur ve işi yapan ve kararı alan her kim olursa olsun. Tüm sorumluluk yöneticiye aittir.

Yönetim işi doğası gereği durumsaldır. Sürekli karar almaya ve davranmaya hazır bir psikolojide olmak, bir gün içinde birbirinden çok farklı rolleri üstlenmek stresli bir iştir. Yönetici, aynı anda stratejist, diplomat, arabulucu ve müzakereci olmak durumundadır ve üstlendiği bu rollerin hakkını vermek için çoğu zaman özel hayatından fedakârlık eder. Hemen her yöneticinin çocukları, ailesi ve arkadaşları, onun sürekli meşgul olmasından yakınır. Sadece bu durum bile, insanın kolay kaldıramayacağı bir baskıdır.

Yönetici sorumluluğunu üstenmeye talip olan herkes, stres yönetiminde ustalaşmayı hedeflemeli ve işin bütün hayatını kaplayacağını baştan kabul etmelidir. ■

    Yorumlar

E-Gazete
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 17 Ağustos 2018 Manşeti
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 17 Ağustos 2018 Manşeti
Arşiv