Sürücü eğitimleri farkındalık yaratmalı

EĞİTİM

Panelde sürücülerin davranışlarının değiştirilmesinin zorluğuna dikkat çekildi. Sürücü eğitimlerinin farkındalık yaratmasının önemi vurgulandı. Ayrıca panelde takograf ve hız sınırlayıcıların da doğru kullanımı ve denetimi ile muayene sisteminde yapılacak değişikliklerle de kazaların azalmasının sağlanabileceği dile getirildi.

 Güvenli Ulaşım İnsiyatifi:Toplu Taşıma Kazaları Nasıl Önlenir?




1 Şubat’ta yaşanan otobüs kazası sonrasında harekete geçen uzman isimler Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin öncülüğünde 12 Şubat’ta Güvenli Ulaşım İnisiyatifini hayata geçirdi. İnsiyatif ilk olarak Toplu Taşıma Kazaları Nasıl Önlenir Paneli düzenledi.

Güvenli Ulaşım İnisiyatifi, ilk toplantısını da “8 Nisan Cumartesi günü Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Toplu Taşıma Kazaları Nasıl Önlenir”panelinin gerçekleştirildiği toplantıda Alpay Lök, Fatih Tayyar Dizdar, CanbekHurmoğlu, Özgür Şener, Mert İntepe, Akif Nuray, Bilal Yeşil, Hüsnü Aslan sunumlar gerçekleştirdi. Ardından konuşmacılar katılımcıların sorularını cevaplandırdı.Toplantı Makina Mühendisleri Odası web adresi aracılığıyla internetten canlı olarak da yayınlandı.





İnsiyatif ile amacımız iyileştirmeye altyapı hazırlamak
Panelin moderatörlüğünü gerçekleştiren HED Akademi Yöneticisi Özgür Şener toplantının açılış konuşmasında, trafik kazalarının çok ciddi maddi ve manevi kayıplar getirdiğine dikkat çekerek, “Hergün 30 civarında insanımız trafik kazasında hayatını kaybediyor, 1000 civarında insan da yaralanıyor. Bizde Makine Mühendisleri Odası çatısı altında toplanarak Güvenli Ulaşım İnisiyatifini hayata geçirdik. Burada toplanmamızın amacı da araçları da bir makine olarak değerlendirdiğimizdeinsan kontrolünde olan bu makinelerin yarattığı zararlar da çok büyük olabiliyor.Bu bir inisiyatif. Tabiî ki eleştireceğiz de ama asıl amacımız iyileştirmeye yönelik bir altyapı hazırlamak. Bu inisiyatif içerisinde eğitim kurumları, mühendisler yer alıyor. Zamanla bir araca etken eden herkesi bu inisiyatif içerisinde yer almasını istiyoruz. Dünyada sivil toplum kuruluşları birçok sektöre liderlik yapıyor. Şu an çok kalabalık değiliz ama her yolculuk bir adım ile başlıyor. Bu çok soluklu bir iş. Türkiye’de trafiğe temas eden 9 devlet kuruluşu var. Biz bu süreçlerde katkı sağlayalım, katma değerli bilgi ve ürünler üretelim. Devletimiz halkımıza bu bilgilerde fayda sağlasın istiyoruz. İyi sürücüler bulunamıyor. Bunda büyük projelerin de etkisi var. İşletmeci ile çalışan arasında bir kazan kazan modelinin kurulması gerekiyor. Bir yetişkin insanın trafik kazasında ölmesinin işletmeye getirdiği maliyet 1 milyon TL civarında. Her 7 kişiden biri trafik kazası nedeniyle mağdur olmuş durumda. 2030 yılında ölümler sıralamasında trafik 7’nci sıraya yükselecek” dedi.





22 milyonluk araç parkında ticarinin payları
Daha sonra Taşıma Dünyası Gazetesi Yazarı ve Makine Mühendisi Akif Nuray sunumunu gerçekleştirdi. 2017 yılı sonuçlarına göre trafiğe kayıtlı aracın 22 milyon civarında olduğunu belirten Akif Nuray, “Bu sayı 10 yıl önce 10 milyon civarındaydı. 10 yılda iki kat bir büyüme gerçekleşmiş. 22 milyon aracın 5 milyon civarı ticari araçlar oluşturuyor. Otobüsün 22 milyonluk toplam park içerisindeki payı yüzde 1, kamyonların ise yüzde 4. Minibüs yüzde 2, kamyonetleri de topladığımızda ticari araçların park içerisindeki payı yüzde 22. Trafikte sigortalı araç sayısı ise 17 milyon. 5 milyon civarında sigortasız araç var. Ticari araçların toplam park içerisinde sigortalı olanları yüzde 24. Sigortanın priminde 11 milyar liralık prim ödenmiş. Otobüsün bunda payı yüzde 1. Kamyon yüzde 27. Ticarilerin ödediği pay toplam yüzde 28. 600 bin civarında hasar kaza tutanağında 430 bin kazayı otomobil yapmış görünüyor. Otobüs burada 30 bin, kamyon 100 bin. Hasar primleri toplamı11,5 milyon TL yapmış otobüs 1 milyon ödemiş, kamyon 3,5 ödemiş. Trafik parkında az olan ticari grubun, sigorta hasar primlerinde ödediği pay yüzde 39. Prim ödemeden yüksek hasar yapıyor ticari araç” dedi.


İşletmelerin en büyük zaafı

Yaşanan trafik kazalarının önlenmesi için yapılması gerekenleri de sıralayan Makina Mühendisi Akif Nuray şunları söyledi: İşine uygun araç seçmeli, trafik kurallarına uyulmalı, sürücü eğitimlerini günün şartlarına göre güncellemeli, işletmenin kurumlaşması lazım. İşletmelerin yüzde 99’u KOBİ.Bu işletmelerin en büyük zafiyeti, yönetim ve finansman. İşletme, yenilemeye para ayırmaz. Giderler içinde lastik yüzde 5 iken, bakım onarım yüzde 10, yakıtın oranı yüzde 50. İyi sürücü olursa tasarruf yüzde 40 olur. Ankara-Samsun arasında gidiş gelişte 800 km.de iyi sürücü ile 85 litre yakıt tasarrufu yapıldığı ortaya çıkmış. İşletmelerin geçersiz alışkanlıkları, uzun süreli çalıştırma alışkanlığı,zayıf iş barışı, kimin ne yaptığının bilinmemesi gibi unsurlar var. Sürücü doğru çalıştırıldığında kurallara uyar, verimli çalışır, zaman kayıpları azalır, sigorta maliyetleri düşer. İşletmede, sürücüde ve araçta iyileştirmeler yapılır. İşletmeler kurumlaşma düzeyini artırması gerekiyor. İdari, mali, hukuki yönetim iyileştirmeleri yapılabilir. Sürücülerin bir temsil dernekleri olmalı. Profesyonel Sürücü Derneği ile meslek standartını kendileri belirlemeli. Mesleki yeterlilik belgesini elde edecekler. Araçlar şartnamelere göre üretiliyor. Burada bakım süreçleri çok önemli. Uygun yerler bakımını yapacak, uygun yedek parça kullanılacak ve bakımlar zamanında yapılacak. Türkiye’de 29 milyon sürücü var, bunun tahmini 9 milyonunun ticari olduğunu düşünebiliriz. Şoförlük bir meslek haline gelecek. Donanımlı sürücüler için ekonomik bir maliyet getirecek ama sonunda güvenli ulaşıma ulaşacağız. Her zincir halkası kadar sağlamdır. Bindiğiniz arabanın bakımı doğru yapılmadıysa, sürücü iyi değilse bu zincir kopar” diye konuştu.





Araçlara terazi sistemi geliyor

Altek Akıllı Lojistik ve Taşıt Sistemleri A.Ş Pazarlama ve İş Geliştirme Yöneticisi Elektronik Mühendisi Bilal Yeşil sunumunu gerçekleştirdi. Ticari kazaların önlenmesinde takograf ve hız sınırlaması uygulamasının çok önemli olduğuna dikkat çeken Bilal Yeşil, “Eğer mevzuata uygun şekilde bunlar uygulanabilirse trafik kazalarını yüzde 50 oranında azalacağına inanıyorum. Takograf kullanımında manipülasyon yapılması trafik güvenliğine büyük zararlar veriyor. Kazaların en büyük sebeplerinin başında sürücü yorgunluğu geliyor. Bunu aşırı hız takip ediyor. Ülkemizde kazaları önleyecek tedbirler gündeme gelmiyor. Daha çok kaza olduktan sonra hasarı nasıl azaltırabilirize yoğunlaşılıyor. Çarpma olduktan sonra daha az insanın ölmesine yönelik sistemler var. 2019 Temmuz ayından itibaren üretilecek araçlarda bir terazi olacak. Bu araçlara istiap haddinden fazla yük yüklediğinizde takoğraf hafızasına yüklenilecek ve polis çıktı aldığında istiap haddi aşılmış mı bunu görebilecek. AB ülkelerinde eCALL sistemi (Acil durumda otomatik çağrı sistemi) 31 Mart 2018’den itibaren üretilen tüm araçlara takılacak ve bir kaza anında önceden tanımlı bir çağrı merkezini arayacak. Ama Türkiye’de bu çağrılara cevap verecek bir merkez var mı bilmiyorum. Takoğraf konusunda ciddi bir denetim yapılırsa, hem sürücülere hem de araç sahiplerine çok ağır yaptırımları var. 5 yıla kadar hapis cezası var. Denetleme olmadığı için bu süreç çok ciddi algılanmıyor. Takograf ile amaçlanan sürücülerin yeteri kadar dinlenmesini sağlamak, sürücüleri işverene karşı korumak. Takograf uygulaması gerçekten uygulandığında bir sürücü 9 saatten fazla çalıştırılamaz. Ayrıca işverenler arasında rekabet şartları da daha adil şekilde sağlanmış olur. Devlet bu denetimi yapmadığında aslında kurallara uyan firmaları cezalandırmış oluyor. Takoğraf ölçümlerinin doğru yapılması da çok önemli. Bugün Türkiye’de takograf servislerinin yüzde 70’inin kalibrasyonları eksik. Servisler de denetlenmeli. Araç muayene istasyonlarında takograflarda kontrol edilmeli ama edilmiyor. Sadece muayene belgesi var mı ona bakılıyor. Ama takoğraf doğru çalışıyor mu, diye bakılması eğer takoğrafçalışmıyorsa, muayeneyi yapan servis Bakanlığa bildirilmelidir. Yol kenarı denetimleri yapılmalı. Muayene iki yılda bir yapılıyor. Mobil denetim ekiplerinin kurulması gerekiyor. Sivil toplum örgütü olarak bizde devreye gireceğiz. Hizmet aldığımız yerleri denetleyeceğiz.Araçtaki birçok teknik arıza (Şanzıman, fren, ABS vs.. takografmanipilasyonlarından meydana geliyor. Bunu önlediğinizde araç sahipleri de kendine çeki düzen verecektir.” dedi.


Takoğraf servisleri de iyi denetlenmeli

Dijital takoğraflarda manipülasyonun zor olduğunu belirten Bilal Yeşil, Dijital takoğrafta yapılan bazı manipülasyonların (İkinci bir gizli sensör, tadil edilmiş sensör, devre kesici vs..) , yetkili takograf servisinin katkısı olmadan yapılamayacağını ifade etmiştir. Dijital takografları kullanmak için herkesin (Sürücü, Firma, Polis ve Servis) bir kartı olması gerekiyor. Yoksa kullanılamıyor. Araçların üstünde onlarca akıllı sistem var. Modern bir araçta 70’ün üzerindebeyin var. Takoğrafmerkezi olarak hız ve mesafe bilgisini sağlar.Bu nedenle ,takograf kullanmak zorunda olmayan ticari araçlarda bile takografın görevini yerine getiren ‘’Takograf Simülatörü’’ bulunur.Takoğrafta iki amaçlı manipülasyon yapılıyor. Bir sürücü, araç kullandığı halde dinlenmede imiş gibi gösteriliyor, birde hız ve mesafeyi gerçeğinden yüksek veya düşük göstermek için. Bunlardan hızla ve mesafe ile ilgili olan bölümü servislerde yapılıyor. Aracın beynine müdahale ediliyor, mıknatıs kullanılıyor , ikinci bir sensör kullanılıyor. Sürücü destek sistemleri de doğru çalışmıyor. Kayıpların yüzde 33.3’ü aşırı hızdan kaynaklanıyor. Aşırı hızda ölüm oranları da artıyor. Araçlar hız sınırlandırmaları yapılmıyor. Firmalar mevzuatlara hakim değil. Sigorta eksperleri, adli bilirkişiler takoğraf okumayı öğrenmeli. Araç üreticileri, şanzıman üreticileri takoğraf manipülüsyonu sonucunda oluşacak arızaları garanti sisteminden çıkarmalı” dedi.



Egzoz emisyon sistemleri
Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Motorlu Araçlar Komisyonu üyesi Makina Yüksek Mühendisi Fatih Tayyar Dizdar,ticari araçlar egzoz emisyon sistemlerine yönelik bir sunum gerçekleştirdi. Araç filo mühendisliğinde temel olarak araç ve insan ile ilgilenildiğini belirterek, “Êgzoz emisyon sistemlerinde 14 dolayında parçadan bahsediyoruz.Bakım ve onarım süreci ile artık günümüzde maliyeti daha daazaltan arıza önleyici tedbirler çok büyük önem taşıyor. Çünkü böylece araç yolda kalmadan hizmetini sürdürüyor. Bu parçalar arasında yer alan enjektör Euro 5 araçlarda 5, Euro 6 da 8 püskürtme yapıyor. Pilot püskürtme ve ön püskürtme yapıyor. Yağ kalitesini azaltmamak için yapılıyor. Uygun olmayan koşullarda yakıt kullanıldığı zaman sistem arıza verebiliyor. Enjektör püskürttüğü yakıtı bölerek atıyor. Yakıta ilave katkı maddesi kullanılmamalıdır. İlave madde dışında direkt 10 numara yağ kullanılıyor. 10 numara yağ içerisinde istenmeyen partikül PPM oranı çok yüksek. Ülkemizde AB direktifleri doğrultusunda 10 PPM zararlı gaz çıkıyor. 10 numara yağ kullanımında 2000-4000 PPM zararlı gaz çıkıyor. 10 numara yağ yakıta karıştığı için yakıt odasında iyi püskürtme imkanı olmuyor. Piston odasında aşırı kurum miktarı artıyor ve soğutma sağlanamıyor.Yakıt püskürtme sistemi soğutma sistemini alan bir sistemdir.Yakıt belli miktarı tüketilir ve belli bir miktarı yakıt tankına döner. Orada soğur. Bu özelliği alırsanız aracın yanması çok kolay hale gelir. Motor ve ses yalıtımı bütün parçalar orada hemen alev alabilir. Araçların filo mühendisliği içinde bir makine mühendisi tarafından bir bakım yapılması da çok büyük önem taşıyor” dedi.



Şoför, yolcu ve işveren bilinçlenmeli
Özel halk otobüsü sürücüsü Hüsnü Aslan da, sahada sürücülük yapan birisi olarak bir sunum gerçekleştirdi. Trafik kazalarına yönelik Makine Mühendisleri Odası ile zaman zaman görüş alışverişinde bulunduğunu belirten Hüsnü Aslan, kazaların temel sorununun sürücü eğitimlerinin yetersizliği olduğunu söyledi. Aslan yaşanan sorunlara yönelik tespitlerini aktardı: “İşletmeci düşük maliyet ama aşırı kar talebinde bulunuyor. Yönetici yetkili ama birikimsiz, sürücü ezbere sürüş yapıyor. Trafikteki yoğunluk, duraklar gelişi güzel konumlandırılıyor. Yol aslında tercihli olması gerekirken şehir trafiği akışı içinde yolcu alıp, bırakıyorsunuz. 5 yılda bir içeriği çok dolu olmayan eğitimler veriliyor. Araçlar artık çok komplike. Garanti süresi bitince yetkisiz servislere gidiliyor. Adblue kullanımı iptal ediliyor.Araçlara yetkisiz müdahaleler güvenlik donanımlarını bozuyor.Bu sorunları eğitim ile aşabiliriz.hAraçlar içindeki yoğunluk nedeniyle aynaları sağlıklı kullanma imkanınız kalmıyor. Şoförün, yolcunun ve işverenin de bilinçlenmesi gerekiyor. Kaza olduğunda bütün yük şoföre kalıyor. Bize gelene kadar birçok eksiklik gözden kaçırılıyor” diye konuştu.





Eğitim farkındalık yaratıyor, sürücü davranışını değiştirmiyor
HED Akademi Kurucu Ortağı Canbek Hurmoğlu, trafik kazalarının önlenmesinde yönelik çalışmalar ve özel şirketlerle sürüş eğitimi konusunda işbirliklerini yaptıklarınıbelirterek, “Ford Sürüş Akademi ve Scania Sürüş Akademisi’ni yönetiyoruz. Kaza denilence “istem dışı bir davranış” olarak bir algılama var. Bir masumiyetlik veriliyor ama öyle değil. Kaza sonrasında ölüm, kalıcı veya geçici yaralanma oluşuyor. Trafik kazaları önlenebilir. Avrupalı artık kaza demiyor, yolda yaşanan bir çarpışma diyor. Avrupalı artık bunu araştırarak kök analizi ile buna kaza diyebiliyor. İş seyahatlerimizin yüzde 40’ında kazaya karışma ihtimali var. Kaza da sürücü, araç, yol ve çevre var. Kaza olmadan önce bir analiz yapılması, çarpışma sırasında ve çarpışma sonrasında neler yapılmasına yönelik analizler yapılmış. Kazada yüzde 43 oranında sürücüler, yüzde 33 oranında yolcular, yüzde 24 oranında yayalar etkileniyor. 2017 yılında kaza sırasında ölen sayısı 7 bin 300. Sigorta şirketleri ise yılda 10 bin kişiye tazminat ödediklerini söylüyor. Biz Avrupa’ya 2020 yılına yönelik kazaları yüzde 50 azaltma sözü verdik. Avrupa bu hedefe yüzde 3 indirimle gidiyor. Bizde ise tam tersine yüzde 22 artırarak devam ediyoruz. Kazanın sorumlusunu yüzde 98 ile Emniyet Genel Müdürlüğü insan davranışı olarak açıklıyor. Araçlara yerleştirilen kör noktası aynası, şoförler tarafından kaldırım aynası olarak değerlendiriliyor.5 yıl önceki arabalarda bu yok. Biz trafik kazalarında görünen sebebi görüyoruz sadece. Yaşanan kazalarda kök analizleri yapmakta büyük önem taşıyor. Sürücü hatalı solama yaptı ise bunun nedenine bakmak gerekiyor. Sebep analizleri çok basite indirgememek önemli. Sürücü davranışlarından kazalar önlenemez, sürücü davranışlarını şekillendirene bakmak gerekiyor. Sürücüyü bu davranışa iten faktör nedir? Hep beraber kaza tiplerini belirlememiz gerekiyor. Avrupalı bunu çoktan yaptı. Eğitim bilmesi gerekenleri öğretir, uyması gerekenleri söyler ancak uymasını sağlamaz. Eğitim ile sürücülere farkındalık sağlarız. Uymasını değil. Ya sürücü buna karar verecek, yada bir sistem kurulacak. Davranış değişikliğine geçmek dünyanın en güç işi. İşletmenin öncelik sırası yapması ve hangi madden başlayacağını bilmesi gerekiyor. Ticari araçlara arkadan çarpmayı önleyici sistem, şerit takip sistemi ve devrilmeyi önleyici ESP sistemi geldi. Artık sadece sürücünün değil, işletmenin sorumlusu olması gerekiyor. Eğitimle farkındalık yaratılır ama sistem kurulması da gerekiyor. Kaza sonrasında öleceğimi bilirsem davrarışı değişebilir, kaza yaparsam bu şirkette geleceğim olmaz bilinci de davranışı belirler. Sürücülere yönelik yol güvenliği denetim sistemi gerekiyor” dedi.



Trafik kazaları küresel bir sorun

Adex Akademi Kurucusu Mert İntepe, trafiğin küresel bir sorun olduğuna dikkat çekerek,“Dünyada her yıl 1.3 milyon insan trafik kazalarında hayatını kaybediyor. Bu noktada hepimiz sorumluyuz diyerek bu konuya eğilmemiz gerekiyor.Eğitimleri sürdürülebilir bir yapıda yapmanız gerekiyor. Sistemi anlat, problemi ortaya koy. Buna değer katmak veya çözüm bulmayı istemek gerekiyor. Yol güvenliği yönetim sistemi kurmadığınızda ve paydaşlarını bunun içine katmadığınızda, iletişiminiz kopuk olduğunda sürücü amirleri ve sürücü arasında bağ yoksa sorunu çözemezsiniz. İhmalin bedelindeki süreç ölümle sonuçlanıyor. Hedef sıfır ölümlü kaza olarak düzeltilmeli. Sistemle çözeceksiniz diyorsanız, dünyada 39001 diye bir güvenlik sistemi var. Kazaya giden bir yol var hepimiz için. Sürücü davranışını değiştirelim derken, insanın psikoloji ile ilgilenmediğinizde çözüm bulamazsınız. Tüm araçlar kullanıcıları kadar güvenlidir” dedi.



Hedeflerin gerisindeyiz

Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Motorlu Araçlar Komisyonu başkanı Makina Yüksek Mühendisi Alpay Lok, bu toplantıya ve hayata geçirdikleri inisiyatife çok güvendiklerini belirterek, “Umuyoruz ki, bir şeyleri değiştirebiliriz. 1 Şubat’ta yaşanan otobüs kazası sonrasında bir araya geldik 12 Şubat’ta inisiyatifi harekete geçirdik. Benim konum; Filo Mühendisliği ile kazaları nasıl önleyebiliriz.AB’nin 1990 yılından beri hedefleri var. 2050 yılında ölümlü kazaları sıfıra indirme hedefi var. 2013 yılında 26 bin kişi ölmüş. İlerleyen dönemde bu ölüm sayılarında azalma olmuş.2017’de Almanya’da 3077 ölüm meydana gelmiş. 1975 yılında hız sınırlayıcılarını da devreye almışlar. 2020 yılında ölümleri 2010’un yarısına indirmek hedef. Bizde ise ölüm sayıları hedeflerin üzerinde kalmış. 3331 iken 3831 olmuş. Bunlar kaza yerinde yaşanan ölümler. 2017 yılında 3530 olay yerinde olan ölüm sayısı. 31 Temmuz 2012 de biz hedeflere yönelik imza atmışız.El freni konusunda yaşanan bir tır kazası sonrasında bu tür kazaların önlemesinde yapılacaklarla ilgili bir çalışma yaptım. Bunlar arasında sürücünün sorumluluğunu bilmeli, muayene istasyonları ek muayenelere yöneliktedbirler almalı, sürücü eğitim kurslarında düzenlemeler yapılması gerekiyor. Ayrıca iş güvenliği uzmanlarının da işin içinde olması gerektiğini de düşünüyorum. 2020 ve 2030 yeni sistemler devreye girecek. Akıllı hız desteği (ISA), kör nokta destek sistemleri ve Şerit Takip Sistemi (LDW). Otomobillere ve hafif ticari araçlara da bu sistemlerin de gelmesi konusu var.Avrupa Birliği 2009/40/EC mevzuatı “araç muayenesi basit olacak, çabuk olacak ve ucuz olacak” diyor. İlave muayeneler getirilmesine de olanak tanıyor. Araç muayenesine yönelik yeni uygulamalar (2014/45/EC) Mayıs 2018’de Avrupa’da devreye girecek. Almanya’da SP muayenesinde Otobüsler yılda üç muayeden geçiyor. Sökmeli takmalı daha komplike bir muayene yapılıyor. 2020’den itibaren araçlara birçok yeni sistemler gelecek. Zorunlu filo mühendisliği sisteminin getirilmesi de muayene sistemlerinin verimliliğine çok önemli katkılar sağlayacaktır. Makina Mühendisleri Odası sahip olduğu altyapı ile bunu yerine getirebilir. Onaysız tadilatların da önlenmesi gerekiyor. Aracın üzerindeki lastiklerin doğruluğu konusu da bir belge ile belgelenmeli” dedi.





Şoförlerin çalışma koşulları
Tüm Taşıma İşleri Sendikası Genel Örgütlenme Sekreteri Muharrem Yıldırım da katılımcı olarak paneli izledi. Panelin bitiminin ardından bir konuşma yaptı. Yıldırım, “Şoför sayılarına ilişkin rakamları tam olarak bilmiyoruz. 770 bin kişinin çalıştığı gözüküyor. 9 milyon sürücüden bahsediliyor. Bizim iş kolumuzun örgütlülüğü tam sağlanabilse konuşulan sorunların birçoğunu çözmek mümkün hale gelecek. Hız sınırlama getirilmiş ama şoförlere belirli zaman içerisinde tırı ulaştırması söyleniyor. Biz üyelerimize aracın bir arızası varsa sürmemeleri noktasında uyarılarda bulunuyoruz. Kamu görevlilerin çok iyi denetim yapmalı. Şoförlerin çalışma koşulları iyileştirilmeli. Hasta raporu alamıyor şoför, alırsa işini kaybediyor. Bu işin çözümünün bir noktası da örgütlenme. Bu toplantılara davet edilirsek, bizde hazırlıklı olarak geliriz” dedi.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.