2017-06-05 12:46:33

Kentleşme Süreci ve Uluslararası Örneklerle Değerlendirilmesi-7

Mehmet Çağrı Kızıltaş

Mehmet.Cagri.Kiziltas@tasimadunyasi.com 05 Haziran 2017, 12:46

Sonuç

Bu tarz çalışmalar kapsamında kuzeydoğu Illinois bölgesinin büyük bir kısmında kentsel gelişimin incelenmesine teşebbüs edilmiştir. Uzaktan algılama, coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ve simülasyon modelleri, LU/LC değişimlerinin modellenmesi ve analizinde kullanılmış olup LU/LC haritalarının sayısal analizleri 21 yıllık bir süreç için (1989-2010) ciddi bir kaynaklık teşkil etmiştir. Bölge, değerli zirai alanların büyük miktarda kaybına ve kentsel açık alanlarla diğer arazi örtülerinde azalmaya bağlı büyük bir kentsel gelişim tecrübe etmektedir. Bu devasa gelişim, günümüz kent planlaması üzerinde, banliyöler başta olmak üzere, yapılaşamama ve bölünme eğilimleri anlamında artan kaygıları beslemektedir. Örneğin çalışma periyodu boyunca kentleşmiş alan ya da yapılaşma alanı, yüzde 80’inin üzerinde bir artış göstermiş olup bu miktar oldukça yüksektir. Aynı zamanda nüfus büyümesi ile kentsel gelişim arasında da bir dengesizlik bulunmakta olup nüfustaki artış sadece yüzde 15’te kalmakta, bu da ana etkileyici faktörlerin nüfusun ve metropoliten işlevlerin merkezden uzaklaştırılması ile büyüyen kont alanlarının artan talepleri olduğunu önermektedir.

Nüfus artışıyla alan kaybı…

LU/LC gelişimi sonuçları, takip eden iki on yıldaki gelişme eğilimlerinin de aynı zamanda artış özelliğini koruyacağını göstermektedir. Dolayısı ile daha fazla nüfus kentten banliyöye kayacak olup bu da zirai alan kayıplarına ve Kuzeydoğu Illinois Planlama Komisyonunun tahminleri doğrultusunda daha fazla açık alan kaybına neden olacak, böylelikle kuzeydoğu Illinois’in sürdürülebilir kentsel gelişimini etkileyen bütün taraflarca daha güçlü çabaların gösterilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Genelde bu tarz çalışmalar, kentsel gelişimin analizi, izlenmesi ve hesaplanmasında uzaktan algılayıcı, coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ve arazi değişimi modelleyicisi (LCM) simülasyon modelinin yeterliliklerini ve yetkinliklerini göstermektedir. Dolayısı ile bu kapsamda, kent plancılar ve karar alıcılar için geçmiş dönem LU/LC değişimleri, Chicago metropoliten bölgesindeki önemli problemler ile ilgili erken dönem ölçütleri dizisi ve zirai alanlar ile doğal alanlarda kentsel yayılma etkilerinin sayısallaştırılması ile kullanışlı bilgiler sağlanmaktadır. Bununla beraber bu sonuçlar, gelecekteki işlerde yüksek çözünürlüklü görüntü ve çoklu geçici konumsal doğrulama uygulamalarında gelişim sağlayabilir. Bu sonuçlar aynı zamanda demiryolu istasyonları gibi önemli yerlere olan mesafelerle sosyo ekonomik koşullar ile açıklanabilen ancak bunlar ile sınırlı olmayan diğer önemli faktörler ile arazi gelişim sistemleri modellemelerinin karmaşık kararlarının gelişimini de temin edebilir.

Sürdürülebilirlik…

Daha önce çok defa ele aldığımız ‘Sürdürülebilirlik’ kavramı; ‘Kentsel Dönüşüm’den, ‘Entegre ve Dengeli Bir Modal Karaktere Sahip Ulaştırma Sistemi’nden ayrı düşünülemez. Burada ‘Sürdürülebilirlik’ kavramını; ‘insan odaklı, tasarrufu önceleyen, üretimi karakterize eden ve tüketimi dengeleyen’ bir yaklaşım olarak okuyabiliriz ki; bu da ‘günümüzü aşan, ileriyi planlayan ve bunun içinde geçmişin kavrayışı üzerine ayağını yere sağlam basan’ bir bakış açısını beraberinde getirir. Bütün bunlar da; bir ‘süreklilik algısı’ gerektirir. Bu algıda; ‘geçmişi doğru okuyan’ ve bunun üzerine ‘sürekliliği olan bir perspektifin inşası’nı bizlere işaret eder. Bütün örnek Batılı şehirler; bu bütünlüğün, sürekliliğin ve sürdürülebilirliğin örneklerini yansıtarak kendi ‘doğruları’nı ortaya koymaktadırlar.

Yatırım perspektifi…

Geliştirecek olduğumuz yatırım perspektifinde; projelerimizin hizmet esaslı olarak doğru yerde doğru kararın alınması ve uygulanmasına paralel, dengeli nüfus dağılımını gözeten bir çerçevede geliştirilmesi önemlidir. Yeni projeler; mevcut göç olgusunu destekleyici değil, düzenleyici nitelikte olmalıdır. Anadolu’nun birçok iline, geçmiş dönemlerde görülmemiş düzeyde yapılan yatırımlar, insanımızın yaşadığı şehir üzerinde üst düzey hizmet parametrelerine ulaşmasını, iş imkanlarının çeşitlendirilmesini, şehrin potansiyelinin ortaya çıkarılmasını, üretim teşvikini hedeflemektedir. Bu anlamda; yüksek hızlı demiryolları başta olmak üzere yapılan ulaştırma yatırımları şehirlerin birçok alandaki sektörünün kapasitesinin artırımında önemli rol oynamakta ve aynı zamanda altyapı standartlarını yükseltmektedir. Ancak; şehir ve şehirlilik olgusu; sosyal-teknik-ekonomik-kültürel birçok arka plana sahip, daha komplike bir konu olduğu için, yapılan ve yapılacak olan yatırımların niceliğinin yanı sıra niteliğinin düzeyi de stratejik bir konudur.

Nüfus yoğunluğu…

2023 nüfus projeksiyonları dahilinde; 24 ilimizin nüfusu bir milyon ve üzeri rakamlara ulaşırken, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Konya, Antalya, İzmit, Gaziantep ve Şanlıurfa illerimiz olmak üzere toplam on ilin nüfusu da resmi rakamlara göre iki milyon ve üzerine ulaşacaktır. Yeni illerimizden; Osmaniye, Düzce ve Yalova istikrarlı ve yüksek ivmeli büyüme göze çarpmaktadır. Burada; bu kentlerin doğru yatırımlarla merkezi bölgelere yakınlığı ve ulaşım ağları üzerinde olmaları gibi etkilerin önemli rol oynadığını görmekteyiz.

Anadolu’nun birçok iline, geçmiş dönemlerde görülmemiş düzeyde yapılan yatırımlar, insanımızın yaşadığı şehir üzerinde üst düzey hizmet parametrelerine ulaşmasını, iş imkanlarının çeşitlendirilmesini, şehrin potansiyelinin ortaya çıkarılmasını, üretim teşvikini hedeflemektedir. Bu anlamda; yüksek hızlı demiryolları başta olmak üzere yapılan ulaştırma yatırımları şehirlerin birçok alandaki sektörünün kapasitesinin artırımında önemli rol oynamakta ve aynı zamanda altyapı standartlarını yükseltmektedir. Ancak; şehir ve şehirlilik olgusu; sosyal-teknik-ekonomik-kültürel birçok arka plana sahip, daha komplike bir konu olduğu için, yapılan ve yapılacak olan yatırımların niceliğinin yanı sıra niteliğinin düzeyi de stratejik bir konudur. Tabiidir ki; daha uzun yıllar; ülkemizdeki insan hareketleri Batı’daki parametrelerle kıyas edilmeyecek düzeyde kendi gerçekliğini oluşturmaya devam edecektir. Ancak bu süreçte; ülkemizin ekonomik, sosyal, kültürel projeksiyonlar dahilinde, dünyada örneklerin etraflıca incelenmesi, ekonomik ve sosyal sorunları çözülmesi yada asgariye indirilmesi çerçevesinde ‘şehir, şehirleşme ve şehirlilik’ olgu ve algımızın inşası zorunludur.

Ulaştırma-Ekonomi-Şehir

Zira bugün Tahran, Kahire, Şam, Beyrut veya herhangi bir Doğu Avrupa şehrine baktığımızda her ne kadar küresel sisteme adapte olmaya başlasalar dahi, şehirlerin taşımış olduğu karakterle, Dünyanın herhangi bir yöresinde yaşayan insana kendine has bir çağrışım yaptığı ortadadır. Ancak bugün; İstanbul’umuzun herhangi bir ilçesinden alınan bir kesitle ‘yerli veya yabancı bir karakter’ okuması yapmak mümkün olmayacaktır. Bu anlamda; Anadolu’nun da herhangi bir büyükçe şehrine yapılan avm, gökdelen veya benzeri bir yapılaşma uygulamasıyla şehrin kalkınması modeli çökmüştür. Yapacağımız her yatırım; şehrin bütün parametreleri göz önünde tutularak, şehrin birden fazla problemine çözüm getirici nitelikte olmak durumundadır. Dolayısıyla; şehir ve şehirlilik algısını, ilgili, yetkili ve uzman herkesin katılımıyla yapılacak kapsamlı çalışmalar dahilinde özgün bir şekilde tasarlamak ve bunu teknik imkanlarla birleştirerek altyapı, hizmet ve işletim ekseninde azami ölçülere çıkarmak dahilinde önümüzü daha net görmek mümkün olabilecektir. Şehirleşme; tarihi kronolojisi paralelinde alabildiğine eskiye giden, her çağda da tanımını ‘yenileyen, güncelleyen, geliştiren’ bir kavramsallaştırmaya sahip olup, ulaştırma sistemleri ile de kopmaz ve karşılıklı sürekli birbirini etkileyen bir bağlama sahiptir. Daha önce de birçok kez değindiğimiz üzere ‘Türkiye’nin 2023 Vizyonu’ dahilinde belirtilmiş olan ‘Dünyanın En Büyük 10 Ekonomisi’ arasına girme hedefi birebir ‘Sorunlarını minimize etmiş, hizmet parametrelerini üst düzeye çıkarmış, entegre, çok modlu ve sağlıklı modal dağılıma sahip ve aynı zamanda da satha yayılı bir ulaştırma sistemine sahip olmakla mümkün olabilecektir. Bununla beraber; uzun asırlardan bu yana ‘Ekonomi’nin ana yatağını ‘Şehir’ teşkil etmektedir. Bu da; bizlere bir ‘Ulaştırma-Ekonomi-Şehir’ üçgenini ortaya koymaktadır.

Sürdürülebilir kalkınma; günümüz ihtiyaçları karşılanırken gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama haklarından ödün vermeyen kalkınma modelidir. Bu bağlamda, çoğu zaman ekonominin kalp atışı olarak tanımlanan ulaştırma sektörü, bir ülkenin veya bölgenin sürdürülebilir kalkınmasının en önemli yapıtaşlarından birini oluşturmaktadır. Bu da sürdürülebilir ulaştırma politikaları oluşturularak ulaştırmanın çevresel, ekonomik ve sosyal etkilerinde dengenin sağlanmasının gerekliliğini vurgulamaktadır.

Şehirleşme ve şehirlilik olgusu

Sonuç itibariyle ‘Şehirleşme ve Şehirlilik’ olgusu; planlama-ulaştırma-mimari-estetik’ in kopmaz ilişkisine dayanıyor olup, teknik yönünün yanı sıra ‘kültürel-ekonomik-sosyal-politik’ derin arka planları olan bir süreci ifade etmektedir. Bütün bu bağlamlarıyla; geçmişi iyi okuyan, mevcut durumu yerinde tespit eden ve böylelikle bir gelecek tasavvuru ortaya koyan bir bakışı gerektirmektedir. Bütün bunlarda; Mühendislere Sosyologlara Politikacılara ve Ekonomistlere hep beraber geniş bir çalışma alanı yetki ve sorumluluğu yüklemektedir.

Hepinize sağlıklı huzurlu mutlu ve başarılı günler dilerim.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.