2024-04-12 13:30:30

Otogar projeleri ve ekonomik durum

Dr. Zeki Dönmez

zeki.donmez@tasimadunyasi.com 12 Nisan 2024, 13:30

Yerel seçimlerin de tamamlanmış olması nedeniyle yolcu taşımacılığının ve ülkenin ekonomik durumuna bir göz atmakta fayda görüyorum. Ayrıca İstanbul’a ilişkin vaatler arasında en dikkatimi çeken proje olarak yeni otogarlar yapımı konusunu gündeme almak istiyorum.

Geçen yıl, seçim dönemi olan Mayıs ayında, enflasyonun ve olumsuz etkilerinin uzun süreli olacağını ve zorluklar getireceğini yazmıştım. Beklentilerimin gerçekleşmesi üzerine sonbaharda aynı yazıyı bir kez daha tekrarlamıştım. Şimdi yeni ekonomik programın uygulandığı şartlarda yerel seçimler sonrası bazı hususlara değinmek istiyorum. 

Enflasyon ve faiz açmazı 

İnsanlar bir kimseye verdikleri borç parayı aynı değerinde geri almak isterler. Aynı değerde alınan parada büyük faizden söz edilemez. Enflasyon olmayan ortamda bu iş kolaydır. Ama enflasyon olduğunda işler karışır. Yüzde 50 enflasyon olan bir ortamda verdiğiniz 100 lirayı bir yıl sonra 100 lira olarak almışsanız aslında 67 lira olarak almış olursunuz. Yani paranız 33 lira değer kaybetmiştir. Aynı değerde para almak için verdiğiniz 100 lira karşılığında 150 lira almalısınız. Bu 150 liranın gerçek değeri veya alım gücü sadece 100 liradır. Burada gerçek anlamda bir faiz söz konusu değildir. Böyle bir faizden söz edilebilmesi için enflasyonun, yani yüzde 50’nin üzerinde faiz alınması gerekir. Eğer 100 lira verip bir yıl sonra yüzde 20 faizle 120 lira olarak alırsanız aslında geri aldığınız para aslında sadece 80 liradır. İnsanların bu yüzde 20’den bile şikayet etmeleri parayı veren yönüyle haklı değildir. 

Hükümet politikaları

Geçen dönemde hükümet, enflasyonun çok altındaki faizlerle çokça kredi kullandırdı. Bunun amacı ekonomiyi ve yatırımları canlandırmaktı ve büyümeyi arttırmak, işsizliği azaltmak gibi cazip yanları vardı. Ama düşük faizle verdiğiniz kredilerde, verdiğiniz parayı bile gerçekte geri alamıyorsunuz. Yani krediyi veren zarar ediyor. Üstelik bu krediyi düşük faizle alan bile şikayet ediyor. Ya da dağıtılan krediler aslında bütçe kaynaklarına ve tasarruflara pek de dayalı değil.

Bunları borçlanarak veya döviz satarak finanse etmek pek de doğru adımlar değil. Burada döviz satarak, dövizi düşük tutmanın da ayrıca da olumsuzlukları var. 

Yeni ekonomik program

Artık çok düşük faizle zararına krediler verilmeyecek. Devlet kredi verirken veya para verirken enflasyonu önemseyecek. Bu şimdilik böyle gidiyor. Tabii, bunun sıkıntıları da olacak. Bunu biraz da hak etmeden yaşadığımız kolaylıkların bugünkü karşılığı olarak görmek gerekir. 

Geleceğe bakış

Önceki yazılarımda da sözünü ettiğim yüksek enflasyon ve artışı devam ediyor; daha da devam edecek gibi. Makul bir süre sonra artışlar durdurulabilse bile enflasyonda hızlı düşüşler çok zaman alacak. Sıkça sözü edilen tek haneli enflasyonun 2027 yılında bile gelmesini sürpriz bulurum. Hele bir de bu yaşanan zorlukların getirdiği olumsuzlukları ve baskıyı görüp vidalar gevşetilirse bu zor durum çok daha fazla sürebilir, hatta daha da kötü olabilir. Umarım bu ihtimal hiç gerçekleşmez.

Yolcu taşımacılığı 

Tarifesiz taşımaların biraz keyfi yanı varsa da ulaşım her zaman bir ihtiyaçtır. İnsanlar otobüslere talep gösterecektir. Hele otomobil kullanımının maliyetli olması insanları buna yöneltebilir. Bu nedenle kötümser değilim. Yalnız hesaplı ve dikkatli olmak gerekli. Bilmelisiniz ki, hükümetten bir şeyler isteyerek rahatlamak gibi bir seçeneğiniz yok. Ayrıca serbest piyasaya aykırı çözümleri unutun. Kimse bunda size yardımcı olmayacağı gibi müsaade de etmeyecektir. Gerekçeleriniz ne olursa olsun bu böyledir. Geriye sizin hat, sefer ve ücret politikalarında dikkatli olmanız kalıyor. Yolcu talebine göre sefer ve maliyetlere göre yeterli ücret uygulamak zorundasınız. Kimse başkalarının sefer kısmasını kendisinin ek sefer yapması için fırsat olarak görmemeli. Keza birilerinin uygulayacağı yüksek fiyatlar sizin düşük fiyat uygulayarak onun yolcusunu alma fırsatı olarak görülmemeli. Herkes samimi bir şekilde başkalarını da aptal yerine koymadan politikasını belirleyip uygulamalı. 

İSTANBUL OTOGARLARI 

Eskiden beri büyükşehirlerde insanları bir büyük otogara toplamanın hem taşımacılara hem yolculara hem de şehrin diğer insanlarına büyük yük getirdiğini söylemişimdir. İstanbul’da herkesi Büyük İstanbul Otogarı’na yönlendirmek çok büyük yükler ve maliyetler getirmektedir. İki yakalı bir şehir olan İstanbul’da Anadolu yakasında mutlaka bir terminal yapılmalıdır. Mümkünse terminal sayısı yüksek tutulmalıdır. 

İmamoğlu’nun projeleri 

Sayın İmamoğlu, ‘Ulaşılabilir İstanbul İçin Tam Yol İleri Sunumu’nda 10 başlık altında içlerinde 10’ar proje bulunan toplam 100 projelik bir gelecek vizyonu çizdi. Bu vizyon içerisinde ulaşımla ilgili konular da yer aldı. Bunlardan en dikkat çekici olanı İstanbul’un Asya yakasında Pendik Kurtköy ve Avrupa yakasında Sultangazi Habipler’de iki yeni otogar projesiydi. Yerleri kabaca tarif ediliyor ve toplu taşıma/raylı sistemler ile de entegre olacakları ifade ediliyor. Bunlar beni çok mutlu etti. Bu noktaların ayrıca otoyollara yakın olmasını da dilerim. Şimdilik memnuniyet verici bir durum var. Eğer bu noktalar tam kesin değilse titiz çalışma ile geliştirilmeleri doğru olabilir. Bu konuda otobüsçülerin de bilgilendirilmesi ve olası görüşlerinin de alınması düşünülebilir. 

Asya yakasındaki otogar yerini kabaca uygun görmekle birlikte Avrupa yakasındaki otogar merkezden çok uzak gibi görünüyor. Bir kez daha değerlendirilmeli. Bu yeni otogarların devreye girmesi halinde bile Alibeyköy’de mevcut terminalin faaliyetini sürdürmesi ve FSM geçişli seferlerde kullanılması uygun olabilir. Ayrıca yeni terminaller yapılana kadar Büyük İstanbul Otogarı’na yapılan seferlerde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün tarifeli otobüslere de kullandırılması kararı alınması çok yerinde olur. 

Kim yapmalı ve işletmeli

Mevcut mevzuata göre büyükşehir belediyeleri dışında terminal yapılıp, işletilmesi zaten pek mümkün görünmüyor. Üstelik taşımacılar ve yolcular belediyelerin işlettiği terminallerden çok da memnunlar; isteyen araştırıp görebilir. Bu nedenle bu projelerin yapılması ve işletilmesi aşamalarına özel sektör dahil edilmemelidir. Özel sektör kapsamı içine, otobüsçülerin yapıp, işletmesi düşüncesi de dahildir. Zaten otobüsçünün kim olduğu da tanımsız ve belirsizdir. Firma sahibi, acente, otobüs sahibi ve taşıma çalışanlarından hangileri otobüsçüdür. Bir de yüksek maliyetli ve düşük hizmet kaliteli otogar işletiminin otobüsçülerce yapılması neyi değiştirir ki? Önemli olan paranın kime gittiği değil, taşımacının cebinden çıkıp çıkmadığıdır. 

Sayın İmamoğlu, yeniden seçilmekle bu vaatlerini gerçekleştirme imkan ve sorumluluğuna gelmiştir. Artık hızla olgunlaştırılıp yapım aşamasına geçilmeli ve 2028 seçimleri öncesinde hizmete girmelidir. 

Tıpkı FSM Köprüsünün kullanımında olduğu gibi bazı konular İmamoğlu’nun yetki alanının dışında olup UKOME konusudurlar. Bu kapsamda UKOME’de karar alınarak, Ankara örneğinde olduğu gibi, terminal kalkışları sonrasında şehirlerarası otobüslerin otoyollar üzerinde uygun noktalarda yolcu indirme/bindirme alanları belirlenmesi ve izin verilmesi çok faydalı olacaktır.

Hükümetin bayram tatilini 9 güne çıkartması kararı öncesinde talep etmiş kişi olarak bu bayramın ülkemize, yolcu taşımacılarına, taşıma çalışanlarına ve onlara hizmet veren kamu görevlilerine güzellikler getirmesini diler, herkesin bayramını kutlarım. ■

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.