04.11.2020, 12:49

İyimser olmak kolay değil

Taşımacılar, özellikle de otobüsçüler hep sıkıntı içindedirler. Zira zor bir işi yapıyorlar. Bu nedenle de onlardan hep dert dinleriz. Ama şimdi durum daha kötü. İçinde yaşadığımız pandemi ortamı her şeyi altüst etti ve her şey daha kötü oldu.

Problemin özü

Covid-19 hastalığını yapan virüs çok bulaşıcı. Özellikle de kapalı ortamlarda bulaşma özelliği fazla. Bütün taşıt araçları da aşağı yukarı kapalı birer ortam durumunda. Bu nedenle de taşıtlar içindeki seyahatlerde virüsün bulaşma ihtimali artıyor. İnsanlar da bundan korkuyor. Bu da seyahatleri azaltıyor. Tabii ki, hasta olanları taşıta bindirmemek mümkün olsaydı, bu korku olmayabilirdi. Ancak herkese test yapılıp hasta olup olmadığının tespiti mümkün değil. Hiçbir belirti göstermeyen genç hastalar var. Üstelik pozitif sonuç almış kişileri bile taşıt araçlarına almamakta tam başarılı olamıyoruz. .Bu nedenle bu risk var ve insanlar korkmaya devam edecek. Azalan seyahatlerin de bir kısmını insanlar özel araçlarıyla yapıyor… Bunda daha güvenli olmalarının da payı var. 

Kendi durumum

Ben her sene yurtdışı kara ve deniz turlarına katılıyordum. Bunlara da yakın komşularımız hariç uçak ile gidiyordum. Şimdi hepsi bitti. Yurtiçinde en çok özel aracımı kullanırdım. Bunun yanı sıra uçak ve otobüs seyahatlerim de olurdu. Son zamanlarda tren seyahatleri de yaptım. Otomobille Ege’ye gidişlerimde, öncelerde yolu İstanbul-Bandırma hattını kullanarak kısaltırdım. Sonra İstanbul-Mudanya hattı benim için daha iyi gelmeye başladı ve onu kullandım. Bu yıl ise, bunlarda kapalı ortamlarda seyahat olduğu için ikisini de seçmedim. Yaz tatiline tümüyle karayoluyla gittim. Dönüşte ise Yalova-Yenikapı hattını kullanmayı tercih ettim. Bunun nedeni de açık seyahat imkanı sunmasıydı. Tabii ki bazı seferler açık bazı seferler kapalı, yine de ben açık seferi tercih ederek İstanbul’a döndüm.

Yolcu azalmasının sonuçları 

Azalan yolcuya bağlı olarak otobüsçüler daha az sefer yaptılar. Buna rağmen istenilen doluluklara ulaşılamadı. Zaman zaman benim eleştirdiğim yüzde 50 doluluk şartına bile yaklaşılamadığı oldu. Düşük yolcu talebi fiyatların istenilen düzeye çıkmasını engelledi. Bunlar sonucunda da taşımacıların gelirleri düştü, az kazanç, az kâr ve hatta zarar edenler bile oldu. Başlangıçta kötü başlayan süreç yaz aylarında biraz iyileşmişti, ama şimdi tekrar kötüye dönülüyor ve önümüzde uzun bir kış sezonu var ve hastalığın artması söz konusu. Bu da çeşitli olumsuzluklar getiriyor.

Ödeme problemleri 

Taşımacılar, devlete ve özel kuruluşlara birtakım ödemeler yapmak zorundalar. Devlete yapılan ödemeler önceden zaten ertelendi. Şimdi bunların ertelenenleriyle, yenilerinin birlikte ödenmesi gerekiyor. İş daha da zorlaştı. Tabii ki bunu gören devlet yeni bir kolaylık sağlıyor ve taksitlendirme imkanı veriyor. Bu taksitlendirme döneminde hem taksitlerin hem de yeni oluşan ödemelerin yapılması lazım. Bu da hayli zor. 
Bazıları ödemesiz bir dönem olsun istiyor… Peki, bu ödemesiz dönem ertelemenin daha da artması olmayacak mı? Bu ertelemeler sonunda ödemeler yapılabilecek mi? Devlete olan borçlar yanında bankalardan alınan kredilerin de aynı şekilde ödenmesinde zorluklar var. Yapılandırma talepleri de problemi çözmeye yetmeyebilir. Sadece ertelemek ile kalabiliriz. Burada şunu da belirtelim, devletin bu gelirleri alamayıp ileriye uzatması kendi ödeme gücünü de azaltıyor. Bu da pandemi nedeniyle daha az yardımcı olabilmesine yol açıyor. Kasaları dolu olan ülkeler, daha fazla yardım yapabilirken bizim gibi sıkıntıda olan ülkeler bu yardımları sınırlı tutmak zorunda kalıyor. 

Taşıt üreticileri 

Önceden yaptıkları satışların ödemelerini almakta zorluk çekmiş olabilirler. Gerçi bunlar doğrudan üreticilere değil ama onların finansman kuruluşlarına yapılıyor ve bu üreticilere de yansıyor. Bunun ötesinde azalan yolcu yeni taşıt alımını iyice azalttı. Bu da bu firmaların çalışma koşullarını çok olumsuz etkiledi ve düşük kapasite ile çalışmak zorunda kaldılar. Keza ihracat imkanları da hayli azaldı. Gerçi bu firmalar güçlü oldukları için zor koşullara daha dayanıklı. Tedarikçilerden aldıkları ürünlerin paralarını mutlaka ödüyorlardır ama onlar da tedarikçilerinden daha az ürün alıyorlar bu da tedarikçileri sıkıntıya sokuyor. Bu zincir hep ileriye doğru uzanıyor ve sıkıntı büyüyor. 

Şimdi ne olacak?

Herkesin daha dikkatli olması gereken bir dönemi yaşıyoruz. Peki, bu dikkat ne kadar sürecek? Kış mevsiminde bu dikkatin daha fazla gösterilmesi gerektiğini biliyoruz. Ancak bazıları yılbaşından itibaren aşıların geleceğini ve aşılamanın başlayacağını, sıkıntının biteceğini zannediyor. Halbuki gelecek aşı miktarı çok az kişiyi aşılamaya yetecek ve bu aşıların da koruma oranı yüzde 50’lerde. Dolayısıyla öyle yakında bir bahar görünmüyor. Önümüzdeki yıl, yaz dönemi bile yüzde 80 oranında bu yılki gibi geçecek. Çok az bir iyileşme göreceğiz. 2022’de biraz daha umutlu olabiliriz. Ama o bile kesin diyemiyoruz. Bu arada tek şansımız virüsün mutasyona uğraması. Zira aşı ve ilaç bizi tümüyle normal bir hayata götürmeye yetmiyor. Eğer virüs değişir zararsız hale gelir veya ortadan kalkarsa o zaman arzu ettiğimiz güzel günlere ulaşmış olacağız. 
* * *
Cumhuriyet, sadece demokrasi ve bağımsızlıkla sınırlandırılamaz. Yaşadığımız salgın ve benzeri sorunların da çözümünde en değerli güçtür. 
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

Yorumlar (0)
banner117
11
açık