banner69

Firmalar rahat olsun, hep birlikte para kazanacağız

İSAROD Başkanı Hamza Öztürk, İstanbullu servisçinin son yıllarda yaşadığı ağır sorunların son UKOME kararı ile hafifleyeceğini vurgulayarak, “Gerek işveren tarafı, gerekse de esnaf tarafı artık, herkes para kazanarak bu işi yapacak. Artık minibüs parasının altına personel taşımak veya okul ücretlerinin altında öğrenci taşımacılığı artık yapılmayacak. Hem şirketler, hem de esnafımız karlı çıkacak” dedi.

banner114
SERVİS TAŞIMA 27.03.2019, 18:35 27.03.2019, 18:44 Taşıma Dünyası
Firmalar rahat olsun, hep birlikte para kazanacağız
ÖZEL RÖPORTAJ: ERKAN YILMAZ 

İstanbul Umum Servis Araçları Esnaf Odası ( İSAROD) Başkanı Hamza Öztürk, TAŞIMA DÜNYASI’na çok ses getirecek, özel açıklamalarda bulundu. Öztürk, son İstanbul UKOME’de alınan kararların servis esnafına ciddi derece de nefes aldıracağını belirterek, “Bu kararların içinde en çok öne çıkan konu;  esnafımızın büyük tedirginlik yaşadığı; taşıt kartı süresinin 10 yıldan, 30 yıla çıkarılması oldu. Bu karar bizim için devrim niteliğinde. Bu kararlar ile bu saatten sonra ilk adımın net bir şekilde plaka tahdidi olması gerektiğini hep birlikte göstermiş olduk. Bu sadece taşıt kartı süresini 10 yıldan, 30 yıla çıkarılması olarak görürseniz, bir noktaya varamazsınız. Ama kararlar içinde öğrenci ve personel taşımacılığının sınırlandırılması diye bir madde var. Bu maddeyi de içine koyarak fotoğrafa toptan baktığınızda; bir taraftan taşıt kartı satılmayacak,10 yıl  olan taşıt kartı süresi 30 yıla çıkacak. Ayrıca bundan sonraki süreçte ihtiyaç olması durumunda sektör temsilcileri ve büyükşehir belediyesi yetkilileri alt komisyonda bir araya gelecek, ihtiyacı belirleyecek ve ondan sonra UKOME’de yeni taşıt kartına ihtiyaç var mı, ona bakılacak ve karar verilecek” dedi. 

Hesaplar daha iyi yapılacak, sektör önünü görecek

Alınan bu karardan firmaların duydukları rahatsızlığı net bir şekilde anladıklarını belirten İSAROD Başkan Hamza Öztürk, “Firmalar bundan önceki yıllarda, ‘iş yapılabilir mi, yapılamaz mı’ diye dikkat etmeden her rakama iş almayla başlamışlardı. Piyasadaki araç sayısının fazla olması esnafın da bu anlayıştaki firmalarda çalışmasına neden oluyordu. Şimdi son alınan kararlarla birlikte firmalar,  istedikleri rakamlarda araç bulamayacaklar. Belki de yeterli özmal olmadığı için işleri de alamayacaklar. Burada sevindirici olan taraf; esnafın arabasının, taşıt kartının, kendisinin kıymetli olduğunun yavaş yavaş ön plana çıkacak olması. Bizim burada şirketlere karşı olduğumuz bir durumda yok. Burada tek gördüğümüz nokta; gerek işveren tarafı, gerekse de esnaf tarafı artık, herkes para kazanarak bu işi yapacak. Artık minibüs parasının altına personel taşımak veya okul ücretlerinin altında öğrenci taşımacılığı artık yapılmayacak. Artık okullarda, işverenlerde maliyetleri daha iyi hesaplayarak, taşımacılık yapacaklar. Burada hem şirketler, hem de esnafımız karlı çıkacak. Sadece işi almak için iş alınmayacak. Kamu kurumları da muhammen bedeli belirlerken gerçek fiyatları tespit etmek için çaba gösterecekler. Hatta Yönetmelikte olmayan araç yaşı konusunda baskı kurulamayacak, birtakım farklı taleplerde bulunma imkanı da olmayacak. Hep birlikte para kazanacağımıza inanıyoruz. Firmalar rahat olsunlar. Şöyle bir durumda söz konusu; firmaların birkaç yıl öncesine kadar “benim yanımda çalışan araçlar bir başka firmanın logosunu aracında taşımayacak” yönünde dayatmaları vardı. Bu iş bitti artık. Firmalar ‘sök çıkar’, şeklinde kendi logolarını araçlarda bulunduracaklar ve biz de araçları daha ekonomik ve daha çok para kazanacak şekilde kullanacağız. Eminim firmalarda bizimle aynı düşüncede. Bu işten hepimiz kazançlı çıkacağız. Aksi takdirde bu iş yapılamaz hale gelmiştir. Bundan sonra bütün sektör önünü görecek. Sadece esnaf tarafında bir kazanç var diye asla bir düşüncemiz yok. Şu aşamada “3-5 bin araba çalıştırıyorum” diye övünen birçok firmanın para tahsil etmede ve ödeme yapmada sıkıntı yaşadığını biliyorum. Bu saatten sonra yapılacak olan sözleşmelerde esnafta, firma da parasını alacağını net bir şekilde bilecek ve kendi şartlarını kendi oluşturacak. Artık firmalarda işi aldıkları kurumlara 1ep tip sözleşmeyi okutacaklar ve ödemeyi daha rahat alabilecekler. Ben her iki taraf içinde ben çok ciddi şekilde bu kararların hayırlı olacağına inanıyorum” dedi.

Esnafta kıymetlendi, iş de  

“Bu kararların içinde piyasayı daraltalım, istediğimiz gibi at oynatalım diye bir durum yok” diyen Öztürk,” Biz yıllardır para kazanamadığımızı söylüyorduk. Bunu belgelerle de ispatlıyorduk. Alınan bu kararları şirketlerle birlikte talep ettik ve bugün ki noktaya getirdik. Esnaf ve şirket tarafı olarak ortak çıkarlarımız noktasında mücadele etmek durumundayız. Birçok şirket batma noktasına geldi, birçok esnafta borçlarını ödeyemiyor. Böyle bir sistemde kimse çalışmak istemiyordu. Bu talepleri tek başımıza dile getirmedik Esnafında, şirketinde çıkarlarını korumak zorundayız. Ben esnaf tarafındayım, elbette esnafımı şirketten daha çok düşünmek durumundayım. Alınan kararların şirketler için bir tek olumsuz tarafı olabilir, eskiden kafasına göre “Sen git Ahmet, sen gel Mehmet” diyebiliyordu Bunlar bitti artık. Piyasadaki oyuncu sayısı sabitlendi, esnafta kıymetlendi, iş de kıymetlendi. Ona göre herkes elindekinin değerini bilecek” dedi. 

Araç yüzde 30 fazla 

İstanbul’da en az 3 yıl yeni araç ihtiyacının olmayacağını da belirten Öztürk, “Bizim tespitimize göre yüzde 30’a yakın bir araç fazlalığı var. Metro, metrobüs sistemleri her geçen gün daha çok artıyor. Bu artışla birlikte araç fazlalığı daha da ortaya çıkacak. Çok kısa zamanda araç ihtiyacının olacağını düşünmüyorum. Biz araçlarımızı amaca uygun kullanırsak, hiçbir şekilde sıkıntı yaşamayız. Ama birisi taşıt kartını almış, bekletiyor; ‘şu kadar paraya çıkarsa satacağım, birisi çekmiş kenara şu anda para kazanamıyorum” diyebilir. Bizim derdimiz para kazanmak. Bizim derdimiz plaka tahdidi olduğu kadar; çalışırken de yaptığımız hizmetin bedelini almak. Plaka tahdidi elbette bizim için bir zirve bir hedef. Ulaşılması gereken bir nokta ama, ‘plaka tahdidi oldu. Plakamız 200-300 bin olsun” bunun peşinde değiliz. Tabi ki plakamız değerlensin ama yaptığımız işinde karşılığını alalım istiyoruz. Biz araç üreticisine, yedek parçaya, benzinciye çalışmak istemiyoruz artık. Son 10 yıldır araç sahiplerinin yıpranma payı diye bir hesaplaması kalmadı. Günü kurtaralım, tamircinin parasını vereyim derken arabasını satıyor ve elinde hiçbir şey kalmıyor. Onun için  plaka tahdidi kıymetlidir, olmalıdır. Ama plaka tahdidi olacak diye kazancından kimse taviz vermemeli” dedi.  

Ne firmalar batsın, ne de esnaf aç kalsın

“Şirkette, esnafta birbirini tamamlayan iki unsur. Her iki tarafında para kazanmadığı bir ortamda neye hizmet ettiğimizi bulamıyoruz” diyen Öztürk, “Son beş yıl içinde çok güçlü firmalar battı. Çok fazla firma ödeme sıkıntısı içinde. Bizim beklentimiz ne firma batsın, ne de esnaf aç kalsın. Bizim beklentimiz, esnafta, şirkette hakkını alsın. Gelinen noktada; esnaf para kazanamıyor, şirket esnafın hak edişini ödeyemiyor. Ben yapılacak sözleşmelerde artık bunu iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa eskisi gibi.ben düşük rakama alırım, esnafı çalıştırırım, parasını ödemem gibi işler bitmeli. Artık herkes yutabileceği lokmayı ağzına koymalı” dedi.

Taşıt kartı fiyatı arttı, simsarlara dikkat!

Taşıt kartı süresinin 30 yıla çıkmasıyla piyasada satılan kartların da fiyatının arttığına dikkat çeken Öztürk, “^Bu kararla birlikte piyasada satılan taşıt kartlarının fiyatı ki kat arttı ve 50 bin TL’ye geldi.  Bu noktada meslektaşlarımıza uyarım da; belediyeden taşıt kartına yönelik bilgi almadan ne alsınlar, ne de satsınlar. Piyasada birileri taşıt kartı kapatmak için simsarlar oluştu. Bir takım aracılar, taşıt kartınız basit duruma düştü. Ben bunu hallederim. Sen bana 5 bin TL ver. Ucuza kapatmanın peşine düşmüşler. Onun için kimse belediyeye sormadan ne taşıt kartı alınsın, ne de satılsın” dedi.

Belediye fiyatı güncelleyecek 

Taşıt kartının şu anda fiyatının 10 yıl için 55 bin TL olduğunu belirten Öztürk, “”Büyükşehir Belediye Meclisi toplanacak ve bu konuda yeni bir güncelleme yapılacak. 10 yıl için 55 bin. Ama 30 yıl baktığınızda 165 bin gibi bir hesap yapılabilir. Yeni bir karar olmadığı için 10 yılda 55 bin, 30 yılda 55 bin olacak diye bir anlayış yok. Taşıt kartı artık altındır. Herkes taşıt kartının kıymetini bilsin. Esnafın lehine bu durum gelişecektir. Süreci iyi takip etmelerini istiyorum. Plaka tahdidi diyorduk, yine bunu demeye devam edeceğiz” dedi.

Yeni araç talebi 

Yeni araç ihtiyaç olduğunda belediyenin de o gün ki şartlara göre kararlar alacağını belirten Öztürk, “Kesin değil ama muhtemelen yeni araç ihtiyacı konusunda talep çok olduğunda ihale yapılacaktır. Ama talep çok fazla olmazsa ihalesi de yapılmaz diye düşünüyoruz. Talep olması için de araçlarımızın para kazanması lazım. Para kazanmak içinde esnaf arkadaşlarımız; yapacakları işi iyi konuşsunlar, sözleşmeye mutlaka yazdırsınlar, ödeme günlerini de tespit etsinler. Yoksa sözleşmeyi okumadan atılacak her imza ciddi sıkıntılar yaşatacaktır esnafa. Sözleşmeyi mutlaka okuyarak, imzalasınlar ve güzergahları da sözleşmeye yazdırsınlar” diye konuştu. 

Gelende var, gidende 

“Her sektörde olduğu gibi gidenler olduğu gibi sektöre gelenler var” açıklamasında bulunan Hamza Öztürk, “Toplu olarak kapatıp giden veya toplu olarak gelen bir kitle yok. ‘Plaka tahdidi gelirse, ben emeklilik tazminatı alıp çekileceğim’ diyenler vardı. Şu anda tahdit olayı olmadığı için böyle bir durum söz konusu değil” dedi.

Emeklinin yapacağı bir iş değil

Servis taşımacılığının artık emeklilerin yapacağı ek bir iş olmadığını belirten Öztürk, “Herkesin net olarak bilmesi gereken nokta şu ki, servis taşımacılığı emekli işi değil. Bu iş; ciddi efor, zaman, özveri, taşıdığı öğrenciye, personele karşı sorumluluk duyulmasını gerektiren bir iş. Yoksa “Ben 1500 emekli maaşı alıyorum, 1500 lira da servisçilikten kazanayım” diye yapılacak bir iş değil. Daha önce yapılıyordu ve yaşadığımız kazalarda, olumsuzluklarda en önemli sebeplerden birisi de bu yüzdendi. Birde emekli olup da sektöre adım atanların yüzde 80’i sektöre fiyatların düşük olması noktasında büyük zararlar verdi. 180 liraya servisçinin yapmadığı işi, emekli kişi ‘ben akmasa da, damlasa da bu işi yaparım’ anlayışı ile 130 liraya yaptı. Firmalar içinde emekliler belki artı bir durumdu. Daha kolay dayatmalarda bulunabiliyorlardı. Marka dayatması vardı. Bugün bunlarda kalmadı. Kahvede oturmaktansa bu işi yaparım modundan çıkılmalı. Servisçi ne işi yaptığını bilmeli ve yaptığı işin karşılığını da almalı” diye konuştu.
Yorumlar (0)
banner116
30
açık
banner119