12.01.2015, 15:33

Yolcu taşımacılığında tahdit rüzgarları

Yolcu taşımacılığında tahdit talepleri son dönemde sıkça karşımıza çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da kentiçi servis taşımacılığı faaliyeti mensupları, önceden beri düşük sesle dillendirdikleri taleplerini daha güçlü biçimde dile getirdiler. Bunun başka illerde de yansımaları görülüyor. Kentdışı servis taşımacılığının UDH Bakanlığı izniyle yapılabileceğini belirtelim. Bir de büyükşehir olan 30 ilde kentiçinin aynı zamanda tüm iliçi olduğunu da hatırlatalım.

Şimdi de otobüsçülerin benzer talebi gündemde. Aslında bu talep otobüsçüler için yeni de sayılmaz. Öncelerde dile getirilen talepler Sayın Talat Aydın’ın tavizsiz tutumuyla sönüp gitmişti. Şimdi bu ateşin yeniden yakıldığını görüyoruz. 

Önce mevzuat

Karayolu Taşıma Kanununun Genel Kural başlıklı 4’üncü maddesi “Taşımaların serbest rekabet ortamında gerçekleştirileceğini” belirtiyor. Aynı esas Yönetmeliğin 7’nci maddesinde de yer alıyor. Bu demektir ki bir sınırlama olmaksızın herkes gerekli şartları sağladığında taşıma işi yapabilir. Bugün tahdit isteyenler, bu Kanunun hazırlık çalışmalarında buna aykırı bir talepte bulunmadılar. Bugün de, bir değişiklik talebi hatırlamıyorum. Zaman zaman verimlilik amaçlı tahdit talepleri olsa da pek açıkça tahdit istenemiyor. 

İstisna durumu

Karayolu Taşıma Kanununun 5’inci maddesinde Bakanlığın “yetki belgelerinin verilmesinde sınırlamalar ve yeni düzenlemeler getirebileceği” yer alıyor. Aynı husus taşıt sayıları ve/veya kapasiteleri, taşıma hatları veya güzergahlarını da kapsamak üzere Yönetmeliğin 10’uncu maddesinde tekrarlanıyor. Yani Bakanlığın tahdit yetkisi var, ancak bu bir istisna ve sadece kriz ve benzeri özel durumlar için düşünülmüş. Serbest piyasaya kızan taşımacılar ise bunu olağan hale getirmek istiyor. 

Talebin kapsamı

Yolcu taşımacılarının talebinin kapsamını net olarak bilemiyoruz. Bu talep sadece yurtiçi tarifeli şehirlerarası yolcu taşımacılığını mı kapsıyor, yoksa yurtiçi/yurtdışı tarifeli/tarifesiz tüm yolcu taşımaları için geçerli mi? 
Bir de gerekçeye bakmak lazım. Muhtemel gerekçe, mevcut koşullar nedeniyle para kazanılamaması olmalı. Gerekçe her ne ise tüm yolcu taşımaları için, hatta yolcu ve yük tüm taşımalar için geçerli değil mi? Hatta taşımacılık dışı ekonomik faaliyetleri yürütenler de durumlarından şikayetle çözüm istemiyorlar mı?

Bir başka ve çok önemli husus da neyin tahdit edilmesinin istendiğinde yatıyor. Zaman zaman taşımacı sayısının veya taşıt sayısının bazen de her ikisinin birden tahdit edilmesinin istendiğini duyduk. 

Taşımacı tahdidi

En basit tahdit taleplerinde taşımacı sayısının ve buna yönelik olarak taşımacı belge sayısının sınırlandırılması istenir. Yani belirli bir süre kimseye yeni belge verilmeyecek, sadece yetki belgeli mevcut taşımacılar taşıma yapacak. Peki, bu durum neyi, nasıl çözecek? Yasada zorunlu olduğu halde taşımacıların pek açık söylemeseler de istemediği, haksız rekabet gibi göstermeye çalıştığı rekabet önlenecek mi? Mevcut taşımacıların kapasitesi talebe göre zaten fazla değil mi? Bu tahdit halinde taşımacıların taşıt kapasitesinin artması rekabeti yine arttırmayacak mı? Bunun özel halleri de var. Mesela, firma satılması. Bilindiği üzere yetki belgeleri sınırlı özel haller dışında devredilemiyor. Bu durumda firmayı satın alan belgesini de alıp kullanamıyor. Yeni belge de alamayacağına göre aldığı firmayı nasıl işletecek? Kolay çözüm meraklıları sanki kimsenin aklına gelmezmiş gibi firmayı satın alana, eskisinin yerine yeni belge verilsin diyecekler. Peki, bu durumda firma satışı yerine yetki belgesi satışı borsası oluşmayacak mı? Halen 341 olan D1 yetki belgesinden pasif durumda olan çok sayıda belgeye yüksek bedelle satış şansı doğmayacak mı? Böylece gerçekte taşıma kapasitesi ve rekabet yine artmayacak mı? Ha, derdiniz bu belgelere rant sağlamaksa o başka. 

Taşıt sayısı tahdidi

Önerilerden biri de taşıt sayısının sınırlandırılması, sisteme ek taşıtın girmemesi şeklindedir. O zaman sektöre yeni taşıt girmesi imkansızlaşmaz mı? Bazıları diyecek ki eski taşıt silinip yenisi kaydedilsin. Peki, eski taşıtlar nereye gidecek? Bir de yeni taşıtın eski taşıt sahibi adına kaydetme zorunluluğunun olup olmayacağı önemli. Eğer sildirilen taşıtın yerine başkası taşıt kaydettirebilecekse bu kez de taşıt kartı borsası oluşmaz mı? 

Bir başka husus, firmalarda büyümenin nasıl olacağı? Taşıt sayısı artmadığına göre büyüme ancak başkalarının taşıtlarını çekmekle, yani onların taşıt kartlarını kendine yönlendirmekle mümkün olabilir. Tabii, hangi tarihteki taşıt durumunun esas alınacağı da önemli.
Bilindiği üzere yaz ve kış dönemlerinde hatlara ve firmalara göre taşıtların yer değiştirmesi, artması-azalması söz konusu. 

Görüldüğü üzere bu iş pek de kolay değil. Ben, sadece aklıma gelen ilk düşünceleri aktardım. Daha başka problemler de çıkabilir. Örneğin, bu tahdit halinde engelli uyumu nasıl sağlanacak? Uzaktan çözüm bulmak kolay görünür ama gerçekler farklıdır. 
Bu arada tahdidin ekonomik anlayışımızın ruhuna aykırı olduğunu, bu konuda bir kısım taşımacılara sağlanacak istisnanın diğerlerinde de haklı talepler doğuracağını unutmamak gerekir. 

Otobüsçülerinin talebinin taşıma yetki belgesi ve/veya taşıt kartı satışı yoluyla rant sağlanmasını amaçlayan sürekli veya uzun vadeli bir teklif olmak yerine bir süre sonra normal duruma dönülmesini amaçlayan bir teklif olması ise saygıya değer. ■
Yorumlar (0)
banner117
18
açık