Servis sektörü yönünü arıyor

RÖPORTAJ

Yıldırım Turizm firma sahibi Esat Yıldırım: “Servisçilik zor bir süreçten geçiyor.”

RÖPORTAJ: CANER ÖZCAN

1998 yılında Yıldırım Turizm’i kuran Esat Yıldırım, servis taşımacılığı sektörünün altın çağını yaşamadığını, yönünü aradığını söylüyor. Yıldırım, sektörün 2000 yılı öncesi kârlarından uzak olduğunu belirterek, ’’Her geçen gün bir önceki yılı aradık. Firmalar da bireysel taşımacılarımız da kazancımızdan memnun değiliz. Hep bir kriz oldu ülkede, yeni yıllara, yeni umutlarla girdik. Ama belirli bir dönemde, 2000’ler öncesi belki, bir araç ile iki ya da üç iş yapabilirken şimdi bir işe bile yetişmek mümkün olmayabiliyor. Dolayısıyla sektörün altın çağını yaşadığını söylemek zor. Sektör yönünü arıyor” dedi. 

1996 yılında, sektöre bireysel taşımacı olarak giren, 1 Mayıs 1998’de de Yıldırım Turizm’i kurarak taşımacılığa adım atan, Yıldırım Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Esat Yıldırım, taşımacı bir aileden geliyor. Personel, öğrenci ve turizm taşımacılığı yapan firmanın filosunda 60’ı özmal olmak üzere 500’e yakın araç bulunuyor. 

Taksi şoförlüğünden servis taşımacılığına 
1971 yılında Sivas’ta dünyaya gelen Esat Yıldırım, henüz 5 yaşında iken Sivas’ta, 1977 model Ford aracı ile Suşehri ilçesi ile o dönem nahiye olan Gökçekent Köyü ve çevre köyleri arasında taşımacılık yapan babasının minibüsüne gizli gizli binerek, taşımacılık yapacağı yılların hayaliyle büyümüş. 1988 yılında liseyi bitirdikten sonra, 1990 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınan, taksi ve minibüs şoförlüğü yapan, askerden sonra taksi şoförlüğünün yanı sıra 1996 yılında servis aracı alarak personel taşımacılığına başlayan Yıldırım, The Children’s Center okulunun sahibi Güler Ann Gerger’in bir gün taksisine binmesiyle okul taşımacılığına da başlıyor. Esat Yıldırım o günleri şöyle anlatıyor: ’’1990 yılında ehliyet aldım ve taksi şoförlüğüne başladım. 6 yıl Emirgan’da taksi şoförlüğü yaptım. 1996 yılında 1990 model Peugeot J9 minibüs alarak bireysel olarak personel taşımacılığı yapmaya başladım. O dönem kısa bir süre bir banka genel müdürlüğünün Sarıyer servisini yaptım. Daha sonra hala kurumsal olarak da servis hizmetine devam ettiğim firmanın servisine başladım. Emirgan taksi durağının müşterisi olan The Children’s Center okulunun sahibi Güler Hanım’ın bir gün takside yolculuk yaparken, okulunda servise ihtiyacı olduğunu belirtmesiyle 1996-97 eğitim yılında okul servisine başlamış oldum. Çok kaliteli bir okuldu. Ben hala çoğu anaokulunda The Children’s Center’da gördüğüm kaliteyi göremiyorum. The Children’s Center’da 1 araç ile başladığımız öğrenci servisine kısa sürede okula ilginin artması ve servis hizmetimizdeki güven ve kalitemizden dolayı servis kullanan öğrenci sayısı da arttı, 3 araç ile hizmet vermeye başladık. Şişli’de bir firma ve The Children’s Center bizim başlangıç hikâyemiz oldu. 1990-1998-2000 model J9 Peugeot araçtan sonra 2003-2005 yıllarında Volkswagen Volt,  Transporter ve devamında Mercedes, Volkswagen, Renault, Otokar, Isuzu, Prestij marka minibüs ve otobüs yatırımı yaptım.”

Büyüme süreci
Yıldırım Turizm’in büyümesinin memnuniyeti artan müşterilerinin sayesinde olduğunu vurgulayan Yıldırım, firmanın büyüme sürecini, karşılaştığı krizlerde nasıl bir rol aldığını şu sözlerle anlattı: ’’18 yıl önce bireysel olarak başladığım firmaya hala servis hizmeti sunmaya devam ediyorum. Bu firma adeta Türkiye’de bir okul gibi yöneticiler yetiştirmektedir. Türkiye’nin belli firmalarının yönetimine gelen kişiler, Yıldırım Turizm’den almış oldukları hizmetten memnun kaldıklarından, gittikleri yerlere de bizleri önermişler ve bizlerle çalışmak istemişlerdir. Memnuniyeti sağlanmış müşterilerimiz sayesinde müşteri portföyümüzü artırarak, planlı büyüyerek kurumsallaştık. Altı boş büyümelerin peşine düşmedim, yıllık hedeflerimi koydum. Ekonominin durumuna, piyasanın durumuna göre yüzde 25, yüzde 30 yüzde, 10 gibi hedefler belirledim. Hedeflerime ulaştığım zaman da hırs yapıp aman hedef yükselteyim demedim, çünkü hedefi yükseltirsen, altta kadroyu oluşturamayacaksın ve o memnun müşterilerinin sayısı azalacak, dolayısı ile müşteri kaybedeceksin. Bunları yapmasaydım belki ben de tedarikçimi, dolayısıyla kendimi mağdur ederdim, personelimi mağdur ederdim. Planlı büyüdük, planlı büyümeye devam ediyoruz. Sadece müşteri memnuniyetini sağlamak için hırslıyız.“  

İlk emniyet kemerli taşımacılık 
Taşımacılığa J9 ile adım atan Esat Yıldırım, okul servis aracında mobil telefon, emniyet kemeri ve servis öğretmenli modeli İstanbul’da ilk kez kendisinin uyguladığını anlatıyor:’’ The Children’s Center okulunun sahibi Güler Hanım, Amerika’nın Florida eyaletindeki okulunda servislerin emniyet kemerli olduğundan bahsetti. Ben de bunu buradaki araçlara uyarlayabileceğimizi söyledim. Emniyet kemerli araçları yaptım, mobil telefonları aldık. Kemer, mobil telefon ve servis öğretmenli bir taşıma modeli yarattık. O zamanki parçacı arkadaşlar gülüyordu, ‘başka işin yok mu Esat. bununla uğraşılır mı’ diye. O kemerler şimdiki gibi kendini toplayan kemerler gibi değildi. Öğrencileri indirdikten sonra kemerlerin toplanması gerekiyordu. Aksi takdirde personel servisinde rahatsızlık yaratıyordu. Bizim geliştirdiğimiz model bir dönem sonra Büyükşehir Belediyesi Okul Servisi Yönetmeliklerinde yer aldı.” 

Personel ve turizm ağırlıklı 
Personel ve okul taşımacılığıyla başladıkları taşımacılık yolculuğuna, personel ve turizm ağırlıklı devam ettiklerini vurgulayan Yıldırım, ’’Filomuzda 500’e yakın araç ile uzun vadeli ilişkiler tahsis ederek müşteri memnuniyeti odaklı çalışan bir firmayız. Kayseri’de şubemiz bulunmaktadır. Yüzde 80 oranında, personel taşımacılığı, yüzde 20 oranında turizm taşımacılığı yapıyoruz“ dedi. 

Plaka tahdidi kaçınılmaz oldu
Plaka tahdidinin İstanbul’da, İTO, İSTAB, İSAROD ve sektör temsilcilerinin ortak talebi haline geldiğini, plaka tahdidi olması durumunda, taşımacılığın kalitesi açısından bunun doğru değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Yıldırım, ’’Bundan sonra ben işin bu tarafındayım, istemiyorum gibi bir şey olmaz. Değişik öneriler, değişik fikirler ortaya geldikçe, görüldü ki plaka tahdidi İstanbul için kaçınılmaz. Firmalar ve bireysel taşımacıların düşünmesi gereken amacımız plakaların değer kazanması değil, işimizden Türkiye standartlarında geçimimizi sağlamak olmalı. Benim plakam bir lira etmiş, on lira etmiş, bin lira etmiş hiç umurumda değil. Ben şunu istiyorum, bu işten herkes emeğinin karşılığını alabilmeli. Servis hizmetleri Türkiye genelinde, 5216 sayılı yasa ile Büyükşehirlere bırakıldı. Bence servis taşımacılığı Türkiye’de bütün olarak ele alınmalı. Mesela Ulaştırma Bakanlığı’na bağlanabilir. Bugün, İstanbul’da 50 binin üzerinde servis aracından bahsediyoruz. İstanbul, diğer illere göre çok daha farklı. İstanbul, Türkiye’ye örnek olacak bir personel ve öğrenci taşıma model oluşturmalı” diye konuştu. 

Her geçen yıl, öncekini aradık
Servis taşımacılığının İstanbul’da ihtiyaçtan doğduğunu, önümüzdeki yıllarda servis taşımacılığına olan ihtiyacın artacağını belirten Esat Yıldırım, firmayı kurduğu 1998 yılından beri sektörü karlılık açısından değerlendirdi: “Her geçen gün bir önceki yılı aradık. Ne firmalar, ne bireysel taşımacılarımız, şu anda kazancımızdan memnunuz. Hep bir kriz oldu ülkede, yeni yıla yeni umutlarla girdik. Ama belirli bir dönemde, 2000’ler öncesi belki, bir araç ile iki ya da üç iş yapabilirken şimdi bir işe bile yetişmek mümkün olmayabiliyor. Dolayısı ile sektörün altın çağını yaşadığını söylemek zor. Sektör yönünü arıyor.” 

Özmal disipline edecek 
Yıldırım, firmaların filosundaki özmal oranlarının artmasının firmaları disipline edeceğini belirterek, “Özmal oranı artacak. Hesabını bilen bir kişinin bu haksız rekabete girmeyeceğini biliyorum. Bugün, 100 arabalık bir yerde kişinin 10 arabasının kendinin olduğunu düşünürseniz, bu yatırımı yapan kişi, hesabını bilerek yapar. Özmal oranının artması ile ‘benim nasıl olsa kaybedeceğim bir şey yok’ deyip, ‘gideyim başka bir firmanın işine teklif vereyim’ davranışı geride kalacak. Bir yere fiyat verirken; kazanmayacağım yere neden fiyat vereyim, arabamla niye kar yerine zarar edeyim? Dolayısı ile bunun sektörü disipline edeceğini düşünüyorum” dedi.

İSTAB olarak dava ettik 
Okul servis araçlarına getirilen, 26 yaşın altındakiler servis sürücülüğü yapamaz kararını İSTAB olarak dava ettiklerini dile getiren Yıldırım, “Şimdi bu değişiklikle; genç işgücü ararken, memlekette işsizlik varken, böyle bir durumun sektöre olumsuz yansıyacağını, insanlara eğitim verilmesinin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bu kararda değişikliğe gidilmezse, sektör mağduriyet yaşayacak. Bizde, firma olarak yüzde 15 oranında 26 yaşın altında sürücü var. Biz bu sürücüleri personel taşımacılığında kullanacağız ama okul taşımacılığı yapmayacak mıyız” diye konuştu.

Tedarikçimi mağdur etmedim
Yıldırım Turizm olarak bireysel taşımacılar ile gömlek kravat konusunda sorun yaşamadıklarını, hiçbir tedarikçisini mağdur etmediğinin altını çizen Esat Yıldırım, “Gömlek kravat yaptırdığımızda da birlikte karar verdik, dedik ki hangi gömlekçiden alalım, kaça alalım, ne alalım diye 10 liraya 15 liraya üstüne para koymadık, bir şey yapmadık. Biz bu süreci tedarikçimizle ortak yürüttüğümüz için bu konuda bir sıkıntı yaşamadık. Tedarikçinin sırtından bu tarz gelirlere karşıyım. Bunu hiçbir zaman kâra çevirmedik” ifadelerini kullandı.

Sürücü kalitesi anlamında en sıkıntılı dönem
Sürücü kalitesi anlamında sektörün sıkıntı yaşadığını dile getiren Yıldırım, “Şu an en sıkıntılı dönemi yaşıyoruz. Son dönemde kalitenin daha da düştüğü kanısındayım. Bu para kazanamamanın bir sonucu. Firmalar da, bireyselciler de para kazanamıyor. Bu sürücü kalitesine yansıyor. Sektörde herkes emekli gibi sürücü modelleri arıyor. Bazı şoförlerimize üst düzey sürüş teknikleri eğitimleri aldırdık. Sürücülere yönelik periyodik eğitimler, seminerler veriyoruz. Acil önlem planlarını anlatıyoruz” diye konuştu. 

Maliyetleri düşürmek için  
Esat Yıldırım, firma olarak maliyetlerle nasıl başa çıktıklarını, maliyetleri düşürmek için neler yaptıklarını anlattı: “Maliyetleri düşürmek için araç planlaması yapıyoruz. Filo sorumlumuz şoför planlamaları yapıyor. Toplu satın alımlar yaparak, belli bir araç bakımlarında indirim kazanıyoruz. Araç alımlarında kampanyalardan yararlanıyoruz. Filo alımlarında belirli bir tasarruf sağlıyoruz. Araç bakımlarında, yakıt alımlarında, olabildiğince toplu alımlar yaptığımız için İSTAB da öncülük ediyor.” 

Kademeli saati her zaman söylüyoruz
İstanbul’da öğrenci, personel ve kamunun bir bütün olarak ele alınıp kademeli saate göre taşımacılık yapılması gerektiğini dile getiren Yıldırım, “Belirli bölgelerde firmalar; ortak satın alımlar yaparak, kendi maliyetlerini düşürüp, trafiğin azalmasını sağlayabilirler. Kademeli saat konusunda öğrenci, personel, kamu bir bütün olarak ele alınmalı. Kademeli saat ile İstanbul’da trafikte belirli bir oranda rahatlama yaşanacak. Trafiği yüzde 25 oranında rahatlatacağını, azaltacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Bir hayal ile yola çıktım 
Servis taşımacılığının, babasının ve amcalarının yaptığı türden çok farklı bir taşımacılık türü olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Ben işi kendim hayal ettim. Yıldırım Turizm’in başlangıcı, şu anki hali de tamamen kendi tasarımım. Şu an abim burada, yeğenim burada, şoför olarak çalışan arkadaşlarım var. Babam, benimle tabiî ki gururlanıyor. Babam bazen, ‘ne yapacaksın oğlum 10 araç yerine 5 araç sipariş et’  gibi nasihatler verir. Daha küçük kalmamı ama mutlu olmamı istiyor. Babamın bu yönde tavsiyeleri oldu. 5 yaşında bir kızım ve 12 yaşında bir oğlum var. Kızım ya da oğlum isterse bu işi devam ettirir. Ama Yıldırım Turizm kurumsal bir firma haline geldi. Çocuklarım yeğenlerim olmasa da burası kendisini yönetecek” dedi. 

5-10 yıllık planlarım hazır
Yıldırım Turizm’i kurduğu günden bu yana her zaman planlı hareket ettiğini dile getiren Esat Yıldırım, “Hayallerin sonu yok. Benim 5 yıllık, 10 yıllık planlarım hazır. 18 yıl hep planlı hareket ettim. Bundan sonrası için de planlarım büyüme hedeflerim belli. Merdivenleri birer birer çıkmak en güzeli diye düşünüyorum. Okul, personel ve turizm taşımacılığının yanı sıra gıda ve inşaat alanında faaliyet gösterebiliriz” ifadelerini kullandı. ■


Caner Özcan, Esat YILDIRIM'la röportajı Yıldırım Turizm ofisinde gerçekleştirdi.



Öne çıkanlar... Öne çıkanlar... Öne çıkanlar...

Araç üreticilerinden beklenti 
Araç üreticilerinden yeni gelecek yasalarla uyumlu araçlar üretmelerini istiyoruz. Araçlarda kamera kullanımı zorunlu hale geldiğinde firmalar olarak ne yapacağımızı bilmiyoruz.

İSTAB
Sivil toplum kuruluşlarının, eğitim anlamında öncülük yapmasını istiyorum. Daha çok derneklerin, sosyal sorumluluklar almasını, sosyal sorumluluklar içinde birebir olmasını istiyorum. İSTAB da eğitime yönelik çalışmalar yapıyoruz. İSTAB’ın sektörün yönünü belirlemesi gerekiyor. 

Araç yatırımı
Son dönemde Otokar markası ile çalışıyoruz. Filoda 27 kişilik Otokar Sultan ile Mega, Mercedes Sprinter, Mercedes 403 ile Volkswagen Crafter, Fiat Ducato araçlar bulunuyor. 2014 ve 2015 yılında Otokar, Volkswagen ve Mercedes yatırımlarımız oldu. 

2014 iyi bir yıl oldu 
2014 yılını hedeflerimizin üstünde kapattık. Hedeflerimize ulaştık. Bizim için iyi bir yıl oldu.


Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.