Yolcu talebinin arttığı bayram dönemleri, yolcu taşımacılığı, özellikle de tarifeli taşımacılık açısından önemlidir. Hele tatil süresinin 9 güne kadar artırılması ve mevsim koşullarının da uygun olması halinde bu husus daha da önem kazanır. Bunların sonucunda biz de bayram taşımalarına ilişkin konularda görüşlerimizi açıklarız. Bu yazı da öyle bir yazı olacak.
Taşıma Talepleri
Şehiriçi ve şehirlerarası taşımalar da talep; sabah, öğle, akşam, gece-gündüz, hafta içi-hafta sonu, yaz-kış gibi durumlara göre önemli ölçüde değişkenlik gösterir. Taşımacılar da buna göre tedbirler alırlar. Dikkat çekici bir örnek olarak İstanbul’da raylı sistem taşımalarının cuma ve cumartesi akşamları daha geç saatlere kadar uzatılmasını verebiliriz.
Bayramlar, özellikle şehirlerarası taşımalar açısından özel bir önem taşır. Bu kapsamda artan talebin karşılanabilmesi için özel tedbirler gerekir. Tabii ki bu talep artışının başka sonuçları da olur.
Arz-Talep-Fiyat Konuları
Serbest piyasa işleyişine tabi ekonomik faaliyetlerde artan talep iki sonuç doğurur. Birisi arzın artırılması, diğeri de fiyatların yükseltilmesidir. Bu fiyat yükseltilmesi utanılacak bir şey olmadığı gibi bir suç da teşkil etmez. Bu husus, serbest piyasayı tercih etmenin doğal bir sonucudur.
Yanlış Algılar
Bayram dönemlerinde oluşan talep artışının tüm yolcu taşımacılarına etkisi fazla olduğu için buna bağlı fiyat artışları da gündeme getirilir. Bunun adına da “bayram zammı” denir.
Hâlbuki tarifeli karayolu yolcu taşımaları ücret tarifesine tabidir. Bu tarifelerin istenildiği zaman ve istenildiği süreyle değiştirilmesi söz konusu değildir. Tarife değişikliği sadece önceki tarifenin üç ayını doldurmuş olması ve değiştirilecek tarifenin en az üç ay kullanılması şartlarına bağlıdır. Ayrıca yılda en fazla üç kez değişiklik yapılabilir.
Kanaatimce bu sistem uygun ve yeterlidir. Uygun yükseklikte tarife alan taşımacılar, talebin daha az olduğu zamanlarda yüzde 30’a kadar indirim haklarını kullanıp bayram gibi dönemlerde bu indirimi yapmayarak veya daha az yaparak talep artışından gelir elde edebilirler. Bunun ötesinde bir artış gerekmez.
Yüzde 30 indirim hakkının kullanılmaması, yolcular açısından zam anlamına gelmez. Ne yazık ki medya organları bu konuda yanlış bir algı oluşturuyor. Bazı taşımacılar da bundan zam olarak söz edip bu algıyı kuvvetlendiriyorlar. Aslında olmayan zammı varmış gibi gösterip akaryakıt zamlarına tepki şeklinde bir haklılık yaratmaya çalışıyorlar.
Kapasite Artışı
Tarifelerin indirimsiz olarak uygulanması halinde bile artacak seyahat talebi, normal zamanlardaki sefer düzeniyle karşılanamayabilir. Yani seferlerin daha dolu olması yetmeyebilir. Bu durumda tek seçenek ek kapasite yaratılmasıdır.
Bunun ilk akla gelen basit yolu, taşımacıların belgelerinde kayıtlı olan taşıtlarla ek sefer yapmalarıdır. Yönetmelik, mevcut seferlerden 10 dakika önce veya sonrasında ek sefere izin veriyor.
Ben bunu önemli görmekle birlikte, bayram dönemine özgü olarak taşımacıların 10 dakika kısıtlamasına tabi olmaksızın Bakanlığa bildirimde bulunarak kendi taşıtlarıyla yeni seferler yapabilmelerine bayram genelgeleriyle izin verilmesinin uygun olacağını düşünüyorum.
Ancak her durumda, belgede kayıtlı taşıtlarla yapılabilecek seferler yetmeyebileceğinden bayram genelgeleriyle ek imkân yaratılması önemlidir.
Diğer Taşıtların Kullanımı
Yukarıda sözünü ettiğimiz ihtiyaç nedeniyle, Taşıma Kanunu ve Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesi sonrasında bunun getirdiği belgede kayıtlı taşıt kullanımının ötesinde taşıtlarla ek kapasite yaratılması düşüncesinden hareketle, belge dışındaki taşıtların bayram dönemlerinde kullanımına ilişkin izin taleplerini Bakanlığa ulaştırdığımızı hatırlıyorum.
Bakanlık da çizdiği sınırlar dâhilinde bu kullanıma izin vererek ek kapasite yaratılmasını mümkün kıldı. Bu uygulama zamanla her bayramda yapılır hale geldi.
Bunun esaslarını; tarifeli taşımacının kendi hatlarında, ücret tarifelerine uyarak yaptığı ek seferler olarak görebiliriz. Zamanla bunlara UETDS esası da eklendi. Önceden var olan “kullanılacak taşıt sahibi ile sözleşme zorunluluğu” kaldırılarak, taşıma sorumluluğunun tarifeli taşımacıda olduğunun belirtilmesiyle yetinilmeye başlandı. Ki bence doğrusu da budur.
Öğrencilik yıllarında bayramda köyüne gitme arzusu duyan ve bu arzuya paralel olarak brandayla kapalı kamyon kasasında, tahta sandalye üzerinde seyahat etmiş biri olarak bu kapasite artışını çok önemli gördüğümü belirtmek isterim.
Bazı Öneriler
1-Bu taşıtlarla yapılan seferlerin ek sefer şartına tabi olmadan yapılabilmesi.
2-Her bayramda genelgeyle düzenleme yapmak yerine; en az 3 gün veya daha uzun süreli tatillerde, tatilin başlamasından 30-48 saat önce taşıt kullanımının başlaması ve tatilin bitiminden 30-48 saat sonra sona ermesi gibi şartlarla bu hakkın yönetmelikle kalıcı hale getirilmesi.
3-Gerekli görülürse bu kullanımlarda mevcut hatlara, ücret tarifelerine, UETDS bildirim zorunluluklarına ve taşıma sorumluluğunun tarifeli taşımacıda olması esasına uyulmasının şart koşulması.
Kendi Taşıtlarının Kullanımı
Bayram dönemlerine özgü olarak başkasının D2 belgelerinde kayıtlı taşıtların B1-D1 sahiplerince belirtilen esaslarda kullanımından önce, B1-D1 sahibi taşımacının kendi B2-D2 belgesinde kayıtlı taşıtlarını kullanabilmesine ilişkin husus ayrıca belirtilmelidir.
Değişik zamanlardaki ikazlarıma rağmen buna dikkat edilmiyor. Hatta sözleşme yapılması şartının olduğu dönemlerde, bu kullanım için taşımacının kendisiyle sözleşme yapması gibi garip bir durum doğuyordu.
Artık bu gariplik ortadan kalktı ama yine de bu hususun açıkça belirtilmesine ihtiyaç var. Bu kullanımda sorumluluğun taşımacıda olması zaten kendiliğinden sağlanacaktır. Hatta bu kullanıma, bayram dönemleriyle sınırlı olmanın ötesinde, bildirim esasına göre bir defalık kullanım imkânları da eklenebilir.
Karşı Çıkışlar
Bazı tarifeli taşımacıların genelgeyle verilen bayram kullanımlarına karşı çıkmalarını anlayabilmiş değilim. Bunun kendi menfaatlerine zarar vereceğini düşünmek ve bunu anlayışla karşılamak mümkün değildir.
Var olan bir kapasitenin, ihtiyaç doğrultusunda uygun sınırlamalarla kullanılmasına nasıl karşı çıkılabilir ki? Bakanlık da tabii ki yolcu ihtiyaçlarını düşünerek bu seslere prim vermemelidir.
Bazı tarifeli taşımacılar, “Biz de tarifesiz taşımacıların kapasitesinin yetmediği dönemlerde tarifesiz taşıma yapabilelim.” önerisinde bulunuyorlar. Örnek olarak da 18 Mart Çanakkale Zaferi etkinlikleri gösteriliyor.
Burada bir yanlış anlama var. Genelgeyle tarifesiz taşımacılara bayram dönemlerinde tarifeli taşıma hakkı verilmiyor ki. Verilen hak, tarifeli taşımacıların tarifesiz taşımacıların taşıtlarını kullanabilme hakkıdır.
Buna karşılık olarak tarifesiz taşımacılar da ihtiyaçları olduğunda “Biz de sizin boş taşıtlarınızı kullanabilelim.” derlerse bu anlayışla karşılanabilir. Tabii ki böyle bir kapasite artışı ihtiyacı varsa Bakanlık bunu değerlendirebilir.
Bitirirken
Bayramlarda artacak yolcu taşımacılığında taşıma güvenliğine herkesin dikkat etmesi büyük önem taşıyor. Bu hususa aynı yolu kullanan özel otomobiller ile yük taşıtları da dâhildir.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nızı kutluyorum.