Bir otobüs şoförünün işi…

Dünyaca ünlü heykeltıraşımız Kuzgun Acar, bir söyleşisinde,
Ben mi heykel yonttum, yoksa beni mi halk yonttu, bilemem… Çok büyütülüyor aslında. Bir adamın İstanbul – Ankara otobüsünü götürmesi, herhalde benimkinden daha güç bir şey. Ben onun heykelini yapmak istiyorum.

Onun heykeli de biraz sivri demir, biraz çelik sivriler… Yani beni haftada dört gece aralıksız, uykusuz otobüs götüren şoför arkadaşımızın sevmesini istiyorum.

Bu adam ekmeği adına en azından bin beş yüz kilometre direksiyon sallar… Onun heykelini yapmaya uğraşıyorum ve onun heykeli hareket, onun heykeli azgınlık.

Adamı zapt etmeye imkân yok. Adam fırtına… Saatte 80 kilometre, 100 kilometre yapıyor. Onun heykeli sabit yapılmaz ki! Ben onun sadece hareketini yakalarım.

O adamın, o fırtına adamın, 35 yaşındayken 55 yaşında görünen o adamın heykeli… O da soyut oluyor haliyle” diyor, yıllar önce TRT kameraları karşısında.

1976 yılında ölen, Avrupa’da çok tanınan, bizdeyse eserleri hurda niyetine sökülüp satılan bu ünlü sanatçı, hayatın gerçeklerini iyi saptamıştı.
Yaptığı iş soyut; ne görüyorsanız, ne anlıyorsanız, ne hissediyorsanız o. Biraz inceleyip, üzerine düşünüp, bir daha unutmazsınız.

* * *

Aradan 50 yıldan fazla zaman geçmiş, koşullar da değişmiş, bakışlar da
O zaman gece gündüz direksiyon sallayan otobüs şoförleri, bugün daha uygun şartlarda (sürücü belgesi, takograf, çalışma saatleri vb.) hizmet veriyor.

Ancak yetkililer Kuzgun Acar’ın bakışını anlayabilmiş olsalardı, bugün birçok sorun çoktan çözümlenmiş olurdu.

O dönemde şoförler çıraklıktan geçerek ustalaşıyor, yolcular da canlarını onlara emanet ediyordu.
Bugün kaptan şoförler eğitimli, hizmet içi eğitim alıyor, otobüs üreticilerinin verdiği özel eğitimlerden geçiyor.

Dünden bugüne gelirsek…
Karayoluyla yolcu taşımacılığının en temel sorunlarından biri kaptan şoför yetişmemesi.
Eğitim sistemimiz nazariyeden ibaret, pratik yok.

Hiç direksiyon başına geçmemiş birine insan canı emanet edilir mi?
Siz olsanız, kendi canınızı emanet eder misiniz?

Bu soruların yanıtları havada asılı duruyor.
Bu durum hemen her sektörde, ister hizmet ister üretim olsun, apaçık bir gerçek.

Türkiye’nin ana ulaşım sistemi karayoludur.
Noktadan noktaya taşıma imkânı sunduğu için otobüsle yolculuk hâlâ vazgeçilmezdir.

Kuzgun Acar gibi bakan gözler, hepimize örnek olsun.