☰
✕

Dijital Düşünce Serisi-2: Dijital Alan: Şirketin Unutmadığı Yer

Bir şirketin dijital alanı, kullandığı programlar değil; yaşadığı her işi, hatayı ve başarıyı kalıcı bilgiye dönüştürebildiği alandır.

Şirketin hafızası çalışanların aklında, telefon rehberlerinde veya WhatsApp yazışmalarında değil, kurumsal sistemlerinde yaşamalıdır. Dijital alanı olmayan şirket işlem yapar ama öğrenemez. Müşteriyi taşır ama deneyimi kaydedemez. Şikâyeti çözer fakat tekrarını önleyemez. Sezonu tamamlar, yeni sezona yine sıfırdan başlar.

İnsanın hesap yapma çabası bilgisayarla başlamadı. 20’nci yüzyılın başında Facit, mekanik hesaplamayı tüccarların ve memurların masasına taşıdı. Bizim kuşağımız Facit’i eski bir tüccarın masasında veya resmî bir dairede görmüştür. Kolu çevrildiğinde alacak, borç, maliyet ve kazanç hesaplanıyordu. Sonuç deftere aktarılmazsa gösterge sıfırlandığında hesap da kayboluyordu.

Facit hesabı yaptı. İnsan ise hesabı kalıcı bilgiye dönüştürdü.

Bilgisayar Mı, İlgi Sayar Mı?

Bugün önümüzde bilgisayarlar, operasyon programları, mobil uygulamalar ve veri tabanları var. Kelimenin kendisi görevini söylüyor: Bilgi-sayar.

Peki, bilgisayarı gerçekten bilgi saymak için mi kullanıyoruz? Yoksa onu teknoloji merakıyla bir “ilgi sayara” mı dönüştürüyoruz?

Aynı tedarikçiyle yüzlerce iş yaptıktan sonra performansını göremiyor, sürücü şikâyetlerini hatırlamıyor ve her sezona yeniden başlıyorsak bilgisayarı da Facit gibi kullanıyoruz demektir.

Makine değişiyor. Ekran değişiyor. Hız değişiyor. Ama yöntem değişmiyor. Rezervasyonu giriyor, aracı atıyor, operasyonu tamamlıyor, faturayı kesiyor ve sistemi yeniden sıfırlıyoruz.

Her Sezon Yeniden Sıfırlanmak

Taşımacılık sektöründe dış kaynak kullanımı yüzde 20 düzeyinde. Ancak bunun çoğu hâlâ kişisel ilişkiler, telefon rehberleri ve ahbap-çavuş düzeniyle yönetiliyor.

Bir sezonda 100 araç kiralayıp ertesi sezon hangi firma, araç ve sürücüyle hangi kalitede çalıştığımızı bilmiyorsak kapasite yönetmiyoruz; yalnızca araç buluyoruz.

Geçmiş performans kaybolunca tedarikçiler sınıflandırılamıyor. Kalite görünmeyince tek ölçü fiyat oluyor. Böylece ucuz fiyat sektörün tercihi değil, kaybolan bilginin sonucu hâline geliyor.

Müşteri Artık Kime Soruyor?

Hangimiz bilmediğimiz bir şehirde yapay zekâya restoran sormuyoruz? Hangimiz bir hizmet almadan önce seçenekleri karşılaştırmasını istemiyoruz?

Dün Google’da ilk sayfada yer almak önemliydi; bugün yapay zekânın cevabında yer almak önem kazanıyor.

Kalitemizi kaydetmiyor, başarılarımızı ölçmüyor ve dijital dünyada güvenilir bir iz bırakmıyorsak yapay zekâ bizi hangi bilgiye dayanarak önerecek?

Bilgisini kaydetmeyen kalitesini kanıtlayamaz.

Kalitesini kanıtlayamayan yapay zekânın cevabına giremez. Cevaba giremeyen müşterinin karşısına yine yalnızca fiyatla çıkar. Dijital alan, teknoloji kullandığımız yer değil; şirketimizin unutmadığı yerdir. Kendisini hatırlamayan bir şirketi, yapay zekânın hatırlamasını bekleyemeyiz.