Havayolu, Yüksek Hızlı Tren Hatları ve UETDS Verileri

19 Haziran 2026 tarihinde Halkalı–İstanbul Havalimanı–Gayrettepe Metro Hattı'nın açılışı gerçekleştirildi. Bu açılışla birlikte Halkalı Marmaray İstasyonu’ndan inen bir yolcu yaklaşık yarım saat içerisinde İstanbul Havalimanı’na ulaşabilecek. Yeni hat sadece havalimanına erişimi kolaylaştırmakla kalmıyor, İstanbul’un birçok noktasına ulaşımı da önemli ölçüde hızlandırıyor.

Ayrıca Sabiha Gökçen Havalimanı ile de aktarmalı bağlantı sağlanmış oluyor. Havalimanı taşımacılığına yapılan yatırımlar bu alandaki taşıma kapasitesini artırırken, sektörümüz açısından bazı olumsuz etkiler de yaratabilecektir. Ancak bu tür yatırımların gerekli olduğu ve mutlaka hayata geçirilmesi gerektiği bir gerçektir.

Demiryolu tarafındaki gelişmeler yalnızca İstanbul içindeki hatlarla sınırlı değil. Türkiye'nin birçok bölgesinde yüksek hızlı tren projeleri devam ediyor.

Hızlı Tren Hatlarındaki Gelişmeler

İstanbul–Ankara Yüksek Hızlı Tren Hattı'nda yapılan çalışmalarla seyahat süresinin 4 saat 7 dakikadan 3 saat 37 dakikaya düşmesi hedefleniyor. Halkalı–Kapıkule Demiryolu Hattı'nın tamamlanmasıyla seyahat süresinin 1,5 saate inmesi ve yıllık yolcu sayısının 600 binden 3 milyona yükselmesi bekleniyor.

Ankara–Samsun arasında devam eden çalışmaların tamamlanmasıyla seyahat süresinin 2,5 saate düşeceği ve yıllık yolcu sayısının 12 milyona ulaşacağı ifade ediliyor. Açıkçası Ankara–Samsun hattı için öngörülen 12 milyon yolcu sayısını yüksek bulsam da, hızlı trenin hizmete girmesiyle yolculuk talebinin önemli ölçüde artacağını düşünüyorum.

Bandırma–Bursa–Yenişehir–Osmaneli Hızlı Tren Projesi kapsamında Bursa–Osmaneli kesimindeki çalışmalar da son aşamaya gelmiş durumda. Projenin tamamlanmasıyla Bursa–Ankara ve Bursa–İstanbul arasındaki seyahat sürelerinin yaklaşık 2 saat 15 dakikaya düşeceği belirtiliyor.

Raylı sistem yatırımları bunlarla da sınırlı değil. Ankara–İzmir Yüksek Hızlı Tren Hattı'nda da çalışmalar sürüyor. Hattın tamamlanmasıyla Ankara–İzmir arasındaki seyahat süresinin 3,5 saate, Ankara–Afyon arasının 1 saat 40 dakikaya, Ankara–Uşak arasının 2 saat 10 dakikaya ve Ankara–Manisa arasının ise 2 saat 50 dakikaya düşeceği ifade ediliyor. Projenin tamamlanmasının ardından yılda yaklaşık 13,5 milyon yolcu taşınması hedefleniyor.

Bu yatırımları gündeme getirmemin temel nedeni, sektörümüzün geleceğe daha hazırlıklı olması gerektiğine dikkat çekmektir. Bu projelerin yapılmamasını istemek mümkün değil. Taşıma modlarındaki gelişim önümüzdeki yıllarda da devam edecek. Söz konusu yatırımlar tamamlandığında, sektörümüzdeki daralmanın bugün olduğundan daha fazla hissedilmesi muhtemeldir.

Kısa Mesafeli Hatlar Öne Çıkacak

Yıllardır taşıma modları arasında entegrasyonun sağlanması ve kapasitenin doğru kullanılması gerektiğini dile getiriyorum. Yeni yatırımlarla birlikte bu entegrasyonun daha güçlü şekilde hayata geçirilmesi mümkün olabilir.

Özellikle şehirlerarası yolcu taşımacılığında uzun mesafeli hatlar yerine daha kısa mesafeli güzergâhlarda faaliyet göstermek giderek daha önemli hale gelecektir. Sektörün gelecekteki stratejilerini oluştururken bu gerçeği dikkate alması gerekiyor.

UETDS Verilerinin Yeniden Açıklanması Gerekiyor

Tam bu noktada önemli bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü, 2019 yılından itibaren taşıma verilerini aylık olarak düzenli şekilde paylaşıyordu. Ancak 2026 yılı Ocak ayı verilerinin açıklanmasının ardından bu paylaşımların durduğunu görüyoruz.

Oysa bu veriler, sektörümüzün geleceğe hazırlanabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Yolcu hareketliliği ve belge sayılarına ilişkin veriler, sektördeki gelişmeleri sağlıklı şekilde analiz etmemize imkân tanıyordu.

Bakanlık yetkililerinden beklentim, bu verilerin yeniden aylık ve düzenli olarak yayımlanmasıdır. Zaten daralma yaşayan sektörümüz, diğer taşıma modlarındaki gelişmelerin de etkisiyle önümüzdeki dönemde daha büyük zorluklarla karşılaşabilir.

Sektörün hat planlamalarını ve yatırım kararlarını bu veriler ışığında şekillendirmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca belge sayılarının açıklanması da sektörün hangi yönde geliştiğini görmemizi sağlıyor.

Tekrar ifade etmek isterim ki, Bakanlığın bu verileri düzenli olarak yayımlaması sektör açısından hayati öneme sahiptir. Yakın dönemde sektöre hareketlilik getirmesi beklenen iki önemli bayram dönemini geride bıraktık. Sektör temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde, beklentilerin tam olarak karşılanmadığını görüyoruz.

Ancak sektörün genel performansını sağlıklı verilerle değerlendirebilirsek, gelecek yıllara yönelik daha doğru planlamalar yapabiliriz.