İnsan Alışkanlıklarıyla Yaşar!

Alıştıklarımızdan kopmak çok zordur. Bir yol tutturursunuz, değiştirmek isteseniz de hep o yola saparsınız. Alışmışsınızdır, hep aynı yemekleri ararsınız, oysa bulunduğunuz yörenin farklı yemekleri çok güzeldir belki, denemek bile istemezsiniz.

İşin içine insan girince, doğrudur, alışkanlıklar belirleyici olur. Ancak kurumlarsa söz konusu olan, günün gündemine, teknolojinin gelişkinliğine, toplumun beklentisine, müşteri profiline göre değişiklikler yapmak zorundasınızdır. Yoksa rakipleriniz sizi hemen geçer; daha önce de olduğu gibi kapanan firmalardan biri olursunuz. Yıllarını bu işe vermiş, çalışkanlığıyla nam salmış şu firmanın niye battığı hiç aklınıza gelmedi mi?

Karayoluyla yolcu taşımacılığı sektörü, yeniliği sadece otobüslerde görüyor ve arıyor. Geçenlerde, özellikle sordum… Yolcu için “peron” arabası diye bir kavram yok. Rahatsa, geniş koltukluysa, bir de kaptanı güvenilir ve tecrübeliyse başka bir ayrım aramıyor. Tabii ki, otobüsün markasına, modeline, boyuna posuna bakan da var, ama azınlıkta. Bura karşın firma sahipleri “peron” arabası diyor da başka bir şey demiyor. İyi bakmışsanız, temizse ve yıllık bakımlarını zamanında yaptırmışsanız aracın yeniliği de aranmaz aslında.

Bir hatamız var: Yatırım denildiğinde akla sadece otobüs, o da yeni olmak kaydıyla, geliyor. Peki, alternatif güzergah, yol üstü konaklama tesisleri, farklı saatler neden gelmiyor? Çünkü alışkanlıklarımızla yaşıyoruz. Yurtdışı firmalar da katıldı karayoluyla yolcu taşımacılığına, ancak onların da yöneticileri aynı alışkanlığı sürdüren insanlar. Böyle olunca da değişiklik(ler) akla bile gelmiyor.

Otobüsçüler alışkanlıklarını ne zaman değiştiriyor? Koltuk arkası ekran furyasını hatırlayın, her otobüsün her koltuğuna birer ekran takıldı. Ne oldu o ekranlar? Onca para yatırılmasına rağmen birkaç yıl ancak yaşadı; üstüne üstlük çok da randımanlı değildi. Şimdi var mı? Yok. Bir de 2+1 koltuk düzenine hızlı uyum sağladı otobüsçüler, bir rahatlık, bir konfor sunuyordu… Ama ekonominin içinde bulunduğu darboğaz (savaşlar, enflasyonun dizginlenememesi, gelir gider adaletsizliği vb.) nedeniyle onun da sonu geldi.

Bir firmamız, otobüslerini kentin tarihi ve doğal güzellikleriyle giydirmiş ve bir çığır açmıştı. Büyük firmaların yolcuya yönelik dergileri vardı ve güzergahtaki merkezleri tanıtıyor, yolcusunu bilgilendiriyordu. Ekonomik koşullar daralınca hepsinden vazgeçildi. Elektronik sisteme geçince acenteler de kapatıldı. Her firmanın sitesi var ve birçok işi bilgisayar üzerinden yürütüyor. Yolcu da istediği bileti kolayca alıyor. Ancak o sitelerde hiçbir tanıtım yapılmadığı için, “şurası da varmış, oraya da gidebilirim” diyemeyen yolcunun hevesi kursağında kaldığı gibi otobüsçü de yeni bir bilet satamıyor.

Alışkanlık dediğin bu muydu, diye soracaksınız, haklısınız. Siz bununla başlayın, bakın ne güzellikler yaşayacak, yaşatacaksınız. Başlamak bitirmenin yarısıdır demiş atalarımız. Sezon öncesi bu imkanı kendinize verin, zararın neresinden dönerseniz kârdır.