Şoför Bulamıyoruz…

“Şoför bulamıyoruz…”

Ulaştırma sektöründe son yılların en popüler cümlesi bu.

Toplantılarda, panellerde, şirket sohbetlerinde aynı serzeniş:

*

“Adam yok…”

*

Peki gerçekten yok mu?

Yoksa siz mi bulamıyorsunuz?

Daha doğrusu…

Aradığınız şey gerçekten “şoför” mü?

*

Şimdi biraz rahatsız edici bir yerden bakalım.

*

Türkiye’de yüz binlerce ağır vasıta ehliyetine sahip insan var.

SRC’si olan var, deneyimi olan var, yıllarca bu işi yapmış olan var…

Ama sektör hâlâ “bulamıyoruz” diyor.

*

Bu durumda iki ihtimal var:

Ya bu insanlar bir anda yok oldu…

Ya da siz, onları görmek istemiyorsunuz.

Çünkü mesele çoğu zaman “bulamamak” değil,

Beğenmemek.

*

Aradığınız profil ne?

10 yıl tecrübeli olacak.

Genç olacak.

Sorunsuz olacak.

Her yükü taşıyacak.

Her şartta çalışacak.

Ama maliyeti düşük olacak.

Böyle bir insan yok.

Varsa da sizinle uzun süre kalmaz.

*

Bir de şu gerçek var:

Şoförler işi bırakmıyor.

Şirketleri bırakıyor.

*

Bu cümleyi bir kenara yazın.

Çünkü sorun meslekte değil,

Mesleğin icra edildiği koşullarda.

*

Günlerce yolda olan bir insana,

“Biraz daha fedakârlık” demek kolay.

*

Ama o fedakârlığın karşılığını vermiyorsanız,

O insan bir gün direksiyonu bırakır.

Ve siz dönüp dersiniz ki:

“Şoför yok.”

*

Peki neden bırakıyorlar?

Çünkü değer görmüyorlar.

Çünkü dinlenmiyorlar.

Çünkü sadece ihtiyaç duyulduğunda hatırlanıyorlar.

*

Ve en önemlisi…

Çünkü insan yerine konulmuyorlar.

Bugün birçok şirket, şoförü bir “gider kalemi” olarak görüyor.

Ne kadar az ödersem, o kadar iyi…

Ne kadar çok çalıştırırsam, o kadar verimli…

Bu zihniyetle ne insan bulabilirsiniz,

ne de bulduğunuzu tutabilirsiniz.

*

Bir başka mesele de şu:

Sektör, yeni nesli anlamıyor.

Gençler neden şoför olmak istemiyor diye soruluyor.

*

Cevap basit:

Çünkü gördükleri hayat onları korkutuyor.

Düzensiz çalışma saatleri, sosyal hayattan kopuş,

Değer görmeyen bir meslek algısı…

Hiç kimse, alternatifleri varken böyle bir hayatı seçmek istemez.

Bu bir tercih değil, bir sonuçtur.

*

Şimdi dürüst olalım:

Siz gerçekten şoför mü arıyorsunuz,

yoksa düşük maliyetli, sorgulamayan, her şeye razı bir çalışan mı?

*

Eğer ikincisini arıyorsanız…

Evet, onu bulamayacaksınız.

Çünkü o dönem kapandı.

Peki neyi bulamıyorsunuz?

*

Saygıyı mı?

Adil ücreti mi?

İnsanca çalışma düzenini mi?

Yoksa bunları sunma cesaretini mi?

*

Asıl eksik olan, çoğu zaman insan değil;

o insana sunulan sistemdir.

*

Çözüm aslında çok karmaşık değil:

Şoförü bir maliyet değil, bir değer olarak görmeye başlayın.

Onun hayatını kolaylaştıracak düzenlemeler yapın.

Onu dinleyin.

Onu anlayın.

*

Ve en önemlisi…

Ona “çalışan” gibi değil,

Emanet taşıyan bir profesyonel gibi davranın.

Çünkü bu işte taşınan sadece yük değil.

Zaman taşınıyor.

Güven taşınıyor.

Hayat taşınıyor.

Ve o hayatı taşıyan insanı görmezden gelirseniz,

Bir gün o yük yolda kalır.

*

Son söz:

“Şoför bulamıyoruz” demek kolay.

Ama asıl zor olan şu soruyu sormak:

*

Biz nasıl bir sistem kurduk ki,

Kimse bu sistemin parçası olmak istemiyor?

*

Cevabı bulmadan,

Insan bulamazsınız

* * *

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.

*
Çocuk bayramı öncesi okullarda yaşanan vahşetleri lanetle kınıyorum.

Çocuklarımızı Allah Korusun. Çünkü biz koruyamıyoruz.