Röportaj: Erkan YILMAZ
Sürat Lojstik Genel Müdürü Tarkan Türkel, Taşıma Dünyası’na 2025 yılını değerlendirdi ve 2026 yılı hedeflerini paylaştı. Yüzde 100’ü aşan büyüme, 4 milyon tonluk taşıma hacmi ve güçlü dijital altyapı… Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, lojistiğin artık sadece taşıma değil, veri, hız ve sürdürülebilirlik ekseninde stratejik bir sektör haline geldiğini belirterek Avrupa’da doğrudan yapılanma planlarını açıkladı. Küresel belirsizlikler, artan maliyetler ve jeopolitik risklere rağmen Sürat Lojistik, 2025’i güçlü büyüme ile tamamladı. Genel Müdür Tarkan Türkel, şirketin dijital dönüşüm, rota optimizasyonu ve intermodal çözümlerle maliyet baskısını yönettiğini ifade etti.
Tarkan TÜRKEL
2025 yılı değerlendirmesi
■ 2025 yılı Sürat Lojistik açısından nasıl geçti? Operasyon hacmi, ciro ve müşteri portföyü açısından hedeflerinize ne ölçüde ulaştınız?
- 2025 yılı lojistik sektörü açısından hız kadar öngörülebilirlik ve maliyet yönetimi sınavının öne çıktığı bir yıl oldu. Küresel ticarette yaşanan dalgalanmalar, enerji, işçilik ve kapasite maliyetleri şirketleri daha verimli çalışmaya itti. Bu ortamda fark yaratanlar; dijitalleşmeyi merkeze alan, intermodal çözümleri geliştiren ve sürdürülebilirliği iş modelinin ayrılmaz parçası haline getiren firmalar oldu. Bu açıdan bakıldığında 2025’i lojistik sektörü için bir dönüşümün yanı sıra iş süreçlerini yeniden tanımlanma yılı olarak değerlendirmek mümkün. Sürat Lojistik olarak biz 2025 yılında dökme yük elleçleme sistemleri, yüksek hacimli ve özel ürün gruplarına yönelik sunduğumuz hizmet kapasitesini büyütürken, operasyonlarımızın çeviklik ve verimlilik düzeyini de üst seviyeye taşıdık. Soğuk zincir taşımacılığında söz sahibi şirketler arasına girdik. Dijital dönüşüm tarafında da ERP sistemleri ve ileri seviye araç takip çözümleriyle operasyonel süreçlerimizi uçtan uca entegre ettik. Sektörde yeni bir şirket olmamıza karşın yılı yüzde 100’ün üzerinde bir büyüme ile tamamladık. 5 binden fazla tedarikçi ve 3 binden fazla noktaya erişim kapasitesiyle yıllık 272 bin sefer ile yine yıllık 4 milyon ton yük taşıdık.
■ 2025’te lojistik sektörünü en çok zorlayan konular neler oldu? Maliyetler, finansmana erişim, talep daralması veya regülasyonlar açısından siz hangi başlıkları öne çıkarıyorsunuz?
- Bu noktada pandemi sürecini önemli bir milat olarak almak gerektiğini düşünüyorum. Pandemi sonrası oluşan küresel kırılganlıklar, lojistik süreçlerin sadece verimli değil, aynı zamanda esnek, dayanıklı ve öngörülebilir olmasını zorunlu hale getirdi. Bu durum, sektör oyuncularını daha çevik yapılar kurmaya, dijitalleşmeye hız vermeye ve müşteri deneyimini uçtan uca yeniden tasarlamaya yöneltti. Bir diğer konu da iklim değişikliği ile birlikte hemen her sektörün gündeminde olan “sürdürülebilirlik”. Artık sürdürülebilirlik lojistikte olursa iyi olurdan çıkarak, tüm yatırım ve operasyon kararlarının belirleyici unsuru haline geldi. Elektrikli araçlar, karbon emisyonu hesaplamaları, enerji verimli depo çözümleri ve intermodal taşımacılığın yaygınlaştırılması gibi adımlar, çevresel sorumluluğun yalnızca kurumsal itibar değil, aynı zamanda maliyet ve rekabetçilik avantajı sağladığını gösteriyor. Artık lojistik, yalnızca bir taşıma veya depolama hizmeti sunmakla sınırlı olmayan; veri yönetiminin, ileri teknoloji uygulamalarının, müşteri deneyiminin ve çevresel sürdürülebilirliğin kesişiminde konumlanan stratejik bir sektöre dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm, bizim gibi sektördeki vizyoner firmalara yalnızca yeni iş modelleri yaratma değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel tedarik zincirlerinin mimarı olma fırsatı sunuyor. Bizim açımızdan 2025 yılının, ölçeği büyütürken sistemi kurduğumuz bir yıl olduğunu söyleyebilirim. Operasyon kabiliyetimizi genişletirken aynı anda güçlü bir dijital omurga kurduk.
Ekonomi ve maliyet baskısı
■ Akaryakıt fiyatları, finansman maliyetleri ve dövizdeki dalgalanmalar lojistik firmalarının operasyonlarını nasıl etkiledi? Bu ortamda taşıma fiyatlarında sürdürülebilirlik sağlanabildi mi?
- Lojistik sektörü doğası gereği enerji maliyetlerine son derece duyarlı bir sektör. Bu nedenle petrol fiyatlarındaki hareketler operasyon maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler bu baskıyı daha da artırdı. İran-İsrail-ABD hattında tırmanan gerilim ve savaşın başlamasıyla birlikte petrol piyasalarında ciddi bir dalgalanma yaşanıyor. Bu sadece taşımacılık değil, tüm sektörleri etkiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sorun, taşımacılığı alternatif rotalara yöneltiyor. Bu da teslimat sürelerini uzatırken, yakıt maliyetlerinde de artış demek. Finansman maliyetlerinin yüksek olduğu bir dönemde şirketlerin bu maliyet artışlarını tamamen fiyatlara yansıtması ise her zaman mümkün olmuyor. Bu nedenle sektör daha fazla verimlilik, rota optimizasyonu ve intermodal taşımacılık çözümlerine yöneliyor. Biz de Sürat Lojistik olarak yakıt tüketimini azaltan rota planlama sistemleri, veri analitiği ve intermodal taşımacılık çözümleriyle maliyetleri daha sürdürülebilir bir seviyede tutmaya çalışıyoruz. Sürat Lojistik olarak bizim toplam taşıma hacmimizin yaklaşık yüzde 90’ını yurtiçi operasyonlar, yüzde 10’luk bölümünü uluslararası taşımalar oluşturuyor. Uluslararası operasyonlarımızın ağırlık merkezi ise Avrupa hatları. Bu nedenle bu güzergahlarda Hürmüz Boğazı’ndan kaynaklanan sıkıntıdan minimum etkilendiğimizi ifade etmek isterim.
Yatırım ve dijitalleşme
■ Sürat Lojistik’in 2025’teki yatırım ajandasında hangi başlıklar öne çıktı? Filo yatırımı, depo kapasitesi ve operasyonel altyapı tarafında nasıl bir büyüme yaşandı?
- Bizim açımızdan 2025, “ölçeği büyütürken sistemi kurma” yılıydı. Operasyon kabiliyetimizi genişletirken aynı anda dijital omurgayı kurduk. Yani işi sadece büyütmedik, yönetilebilir hale getirdik. Türkiye’de 81 ile yaygın hizmet yapımızı güçlendirdik, depolama ve dağıtım yatırımlarımızı hızlandırdık. Talebe göre yeni depo alanları için de çalışıyoruz. Operasyon tarafında ayrıca; dökme yük operasyonları, soğuk zincir, intermodal ve Avrupa ekspres hatları gibi çok modlu yapıyı daha entegre çalıştırdık. Demiryolu ve denizyolu entegrasyonunu güçlendirerek karayoluna olan bağımlılığı azaltma ve daha sürdürülebilir bir operasyon modeli oluşturma hedefi ile ilerledik.
■ Dijitalleşme, yapay zekâ ve veri analitiği lojistik sektöründe giderek daha kritik hale geliyor. Sürat Lojistik bu dönüşümde hangi teknolojileri kullanıyor?
- Dijital dönüşüm sadece bir teknoloji yatırımı değil aslında. Bu süreçlerin yeniden tasarımı, insan kaynağının dijitalleşme kültürüne adapte edilmesi anlamına da geliyor. Ama dijital dönüşümün asıl getirisi verimlilik, hız ve müşteri memnuniyetinde yaşanan sıçrama. Biz dijitalleşmeyi bir düşünme biçimi olarak tanımlıyoruz. Bu bakış açısı ile Sürat Lojistik olarak tüm operasyon zincirlerimizi uçtan uca dijital ortama taşıdık. Rota planlama, yük optimizasyonu, filo takibi ve müşteri görünürlüğü artık tek bir platform üzerinden yönetiliyor. Bu sayede hem operasyonel hız kazandık hem de karar verme süreçlerimiz veriye dayalı hale geldi. Bu arada otomasyonla birlikte hata oranlarını düşürüp teslimat sürelerini kısalttık. Veri analitiğiyle her gün milyonlarca satır operasyon verisini analiz ediyor, sezgiyle değil, sayılarla hareket ediyoruz. Sistemlerimiz sayesinde rotaları dinamik olarak yeniden planlayabiliyoruz. Bu sayede trafik, hava durumu veya hat yoğunluğu gibi etkenlere göre sistem kendini anlık güncelliyor.
İnsan kaynağı ve sektörün yapısal sorunları
■ Lojistik sektöründe sürücü ve nitelikli personel bulma sorunu giderek daha fazla konuşuluyor. Siz bu konuda nasıl bir tablo görüyorsunuz?
- Günümüzde nitelikli insan kaynağı hemen hemen her sektörün sorunu. Özellikle genç kuşakların uzun yol taşımacılığına daha mesafeli yaklaşması, uluslararası operasyonların beraberinde getirdiği bürokratik süreçler, nitelikli sürücü ve operasyon personeli bulmayı sektör açısından daha kritik bir mesele haline getiriyor. Bu durumun farkında olan şirketler eğitim programları, dijital araçlarla desteklenen operasyon süreçleri ve daha konforlu çalışma koşulları ile bu alandaki istihdamı desteklemek üzere çalışmalara daha çok ağırlık vermeye başladı diyebilirim. Biz sektörde en büyük lokomotifin çalışan olduğunun bilinci ile çalışanlarımızın gelişimi için sürekli programlar oluşturmaktayız. Çalışanlarımızın fikirlerini dinleyen, öneri sistemleriyle sürece dahil eden bir model kurduk. Sahadan gelen her fikri değerlendiriliyoruz. Ayrıca Etik Hat uygulamamız sayesinde herkes kendini güvenle ifade edebiliyor. Bu açıklık kültürü, bağlılığı en çok artıran unsur oldu.
■ Sizce Türkiye lojistik sektörünün önümüzdeki yıllarda çözmesi gereken en kritik yapısal sorunlar nelerdir? - Türkiye; Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika’yı bağlayan eşsiz bir konuma sahip. Üç saatlik uçuş mesafesiyle 50’den fazla ülkeye erişim sağlanabilen bu eşsiz coğrafi konum, Türkiye’yi bölgesel bir lojistik üssü haline getiriyor. Doğru planlama yapılırsa bu coğrafya, Orta Koridor’un kalbi haline gelir diye düşünüyorum. Küresel üretim merkezlerinin yeniden konumlandığı bu dönemde Türkiye, alternatif tedarik zincirlerinin kilit ülkesi olabilir. Bence Türkiye lojistik sektörünün en önemli yapısal sorunlarından biri taşıma modlarındaki dengesizlik. Karayolu bağımlılığı, sürdürülebilirlik ve maliyet yönetimi açısından önemli bir sorun. Yine sektörün büyük oyuncuları olarak bizler dijital dönüşümü gerçekleştirmiş olsak da orta ve küçük ölçekli firmalarda teknoloji kullanımı halen düşük seviyelerde.
2026 beklentileri
■ 2026 yılı için hem ekonomi hem de lojistik sektörü açısından beklentileriniz neler? Sürat Lojistik’in büyüme hedefleri ve yeni yatırım planları hakkında neler söyleyebilirsiniz? Özellikle yaşanan savaş ortamının uzun vadede lojistik süreçlerine nasıl etkilerinin olacağını düşünüyorsunuz? - 2026 yılı hem küresel ekonomi hem de lojistik sektörü açısından önemli belirsizliklerin olduğu bir dönem olacak gibi görünüyor. Özellikle jeopolitik gerilimlerin artması, savaşlar ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar tedarik zincirleri üzerinde yeni baskılar oluşturuyor. Ancak baktığımızda dünya ticareti yeniden şekillenirken lojistik sektörünün destek fonksiyonu olmaktan çıktığını küresel ekonominin yönünü belirleyen stratejik bir alan haline geldiğini görüyoruz. Tedarik zincirleri artık hız, maliyet ve güvenilirlik kadar dayanıklılık, veri şeffaflığı ve sürdürülebilirlik üzerinden rekabet ediyor. Biz de Sürat Lojistik olarak yatırımlarımızı kısa vadeli ihtiyaçlardan ziyade, uzun vadeli bir vizyon doğrultusunda planlıyoruz. 2026 ve sonrasını kapsayan yatırım stratejimizi beş ana eksen üzerine inşa ettik. Bunları; “operasyonel kapasite artışı, dijitalleşme ve otomasyon, Avrupa’da doğrudan yapılanma, intermodal hatların güçlendirilmesi ve sürdürülebilirlik” olarak sıralayabilirim. Operasyonel kapasitemizi artırırken yapay zekânın operasyonel kararları yönettiği bir model hedefliyoruz. Yine önümüzdeki dönemde Avrupa’da, özellikle Doğu Avrupa hattında doğrudan yapılanma planlıyoruz. Bu adım, Türkiye-Avrupa lojistik akışını daha etkin yönetmemizi sağlarken, intermodal ağımızı da güçlendirecek. Aynı zamanda enerji verimliliği yüksek depo çözümleri ve çevreci taşımacılık modelleriyle sürdürülebilirliği yatırımlarımızın merkezine almaya devam ediyoruz.
Türkiye lojistik sektörünün en büyük firsatı
■ Türkiye’nin jeopolitik konumu lojistikte önemli fırsatlar yaratıyor. 2026’da Türkiye lojistik sektörünün en büyük fırsatı sizce hangi koridorlarda ve taşıma modlarında olacak? - Türkiye stratejik coğrafi konumu, artan dış ticaret hacmiyle bölgesel bir aktarma merkezi olma potansiyeline sahip çok özel bir ülke. Bu potansiyelin gerçek anlamda değerlendirilebilmesi ise lojistikte hızlı, entegre ve sürdürülebilir çözümler sunabilen güçlü oyuncularla mümkün. Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi avantaj, doğru planlama ve güçlü lojistik altyapıyla desteklendiğinde, ülkemizi Orta Koridor’un merkezinde konumlandırabilecek büyük bir potansiyel barındırıyor. Sürat Lojistik olarak biz de bu potansiyelin parçası olmayı değil, bu dönüşümün aktif aktörlerinden biri olmayı hedefliyoruz. Amacımız; Türkiye çıkışlı ticaretin dünya pazarlarına daha hızlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir şekilde ulaşmasına katkı sağlamak. Türkiye’nin üretim gücünü doğru taşıma modelleriyle, doğru pazarlara ve doğru zamanda ulaştırmayı temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz.
■ Önümüzdeki 5 yıl içinde Sürat Lojistik’i sektörde nasıl bir konumda görmeyi hedefliyorsunuz? Hedefinizin 5 yil içinde yerli firmalar arasında sektörde ilk 10’a, 10 yıl içerisinde ilk 5’e girmek olduğunu açıklamıştınız. Bunu başarmak için nasıl bir strateji ile hareket edeceksiniz? - Evet, önümüzdeki beş yıl için çok net bir hedefimiz var; yerli lojistik firmaları arasında ilk 10’a, 10 yıl içerisinde ilk 5 şirket arasına girmek istiyoruz. Bugün geldiğimiz noktada henüz 2. yılını tamamlamış bir şirket olarak, ciro ve operasyon hacmi açısından Türk menşeli lojistik şirketleri arasında ilk 10 içinde olduğumuzu öngörüyoruz. Bundan sonraki adımımız ölçeği büyütürken kaliteyi ve operasyonel disiplini korumak olacak. Bu hedefe ulaşmak için ise üç temel strateji üzerine odaklanıyoruz; yurt dışında Avrupa’da doğrudan yapılanma, intermodal ağın güçlendirilmesi ve veri odaklı lojistik yönetimi.
■ 2026 yılı planları içerisinde yurt dışında Avrupa’da doğrudan yapılanma yer alıyor. Bu planlama ile ilgili bilgiler verebilir misiniz?
- Sizin de belirttiğiniz gibi 2026 içinde yurt dışında Avrupa’da doğrudan yapılanma için somut adımlar atmayı hedefliyoruz. İlk odağımız Doğu Avrupa ve özellikle Polonya-Romanya hattı olacak. Çünkü Polonya’yı Avrupa pazarına açılan stratejik bir kapı olarak görüyoruz. Gelişmiş lojistik altyapısı, güçlü dağıtım ağları ve Batı Avrupa ile kurduğu ticari entegrasyon, bu ülkeyi bizim için doğal bir merkez haline getiriyor. Romanya ise hem coğrafi yakınlığı hem de Türk şirketlerinin pazarda güçlü şekilde karşılık bulması nedeniyle öncelikli ülkeler arasında yer alıyor. Bu kararın arkasındaki temel motivasyonumuz, Avrupa operasyonlarını sadece acente yapıları üzerinden değil, doğrudan sahada yönetilen bir organizasyonla yürütme isteğimiz. Böylece operasyonel kontrolü artırmayı, hizmet kalitesini standartlaştırmayı ve Türkiye çıkışlı lojistik akışını daha etkin biçimde yönetmeyi hedefliyoruz. Doğu Avrupa’da gerçekleştirmek istediğimiz hedeflerimiz sayesinde yüklerin Avrupa içindeki dağıtımı daha kısa transit sürelerle gerçekleştirilecek; aktarma noktalarında yaşanan zaman ve maliyet kayıpları da minimize edilecek. Aynı zamanda demiryolu ve denizyolu bağlantılarını daha etkin kullanarak karayoluna olan bağımlılığı azaltmak mümkün olacak. Böylece maliyet avantajı ve çevresel sürdürülebilirlik açısından daha dengeli bir yapı kurmayı hedefliyoruz. Bu genişleme orta ve uzun vadede operasyonel dayanıklılığımızı, rekabet gücümüz ve uluslararası marka değerimizi güçlendirecek stratejik bir adım olacak. Ancak bu süreci aceleci bir genişleme olarak değil, konsolide ve sağlıklı bir büyüme adımı olarak ele aldığımızı ifade etmek isterim. ■
-------------------
TARKAN TÜRKEL
Tarkan Türkel, Nisan 2024’ten bu yana Sürat Lojistik A.Ş.’de Genel Müdür olarak görev yapmaktadır. Lojistik, taşımacılık, dağıtım, uluslararası karayolu ve intermodal taşımacılık alanlarında uzun yıllara dayalı bir deneyime sahip olan Türkel, kariyerine 1999 yılında lojistik sektöründe başladı. Ardından Oyak Bank’ta teftiş kurulunda görev alan Türkel, daha sonra OYAK Holding bünyesinde iştirakler, proje finansmanı, kurumsal finansman, birleşme ve satın almalar, stratejik planlama, bütçe yönetimi ve kurumsal yönetim alanlarında 20 yılı aşkın süre yöneticilik yaptı.
Kariyeri boyunca OMSAN Lojistik başta olmak üzere OYAK Grubu’na bağlı çok sayıda şirkette yönetim ve denetim kurulu düzeyinde görev alan Türkel, son olarak OMSAN Lojistik’te Depolama ve Dağıtım Direktörlüğü ile Yurtdışı İştirakler, Uluslararası Karayolu ve Intermodal Taşımacılıktan sorumlu üst düzey yönetici olarak görev aldı. Türkel, bugün Sürat Lojistik’in büyüme vizyonu doğrultusunda şirketin operasyonel verimlilik, yaygın hizmet ağı ve stratejik dönüşüm süreçlerine liderlik etmektedir.
-------------------