Taşıma mevzuatının özü

Karayolu taşımacıları, özellikle de yakından izleme fırsatı bulduğum yolcu taşımacıları sık sık zon durumda olduklarını anlatırlar, açıklarlar. Şüphesiz ki, bunun kendilerince bir açıklaması vardır. Bunada bağlı olarak bunları Bakanlığa anlatmaya ve çözümlerini istemeye yönelik girişimlerde bulunurlar. Bunları yazı ile anlatmak mümkün ve bence de doğru iken yüz yüze görüşmelerle taleplerini nakletmek isterler. Bunu pek anlayabilmiş değilim. Yüz yüze olduğunda bir psikolojik baskı oluşturarak bunları kabul ettirebileceklerini düşünmüş olabilirler. Halbuki Bakanlık görevlileri bu türden etkilerin altında kalmaksızın mevzuata göre talepleri değerlendirmek durumundadırlar. Bu arada taşımacıların “Bizim Bakanlığımız bizim haklarımızı korumalı, bizim sorunlarımızı çözmeli” dediklerini duyarız. Halbuki Bakanlık sadece taşımacıların değil, başta taşıma hizmetinden faydalananlar olmak üzere tüm toplumun bakanlığıdır ve hepsinin menfaatlerini koruması gerekir.

Mevzuata bakış

Taşımalar başka mevzuatların da konusu olmakla birlikte öncelikle Karayolu Taşıma Kanunu ve Yönetmeliği ile yakından ilişkilidirler. Bu mevzuatlar içinde bulunan çeşitli düzenlemeleri yorumlamak ve değerlendirmek açısından bana göre öncelikle üç hususun dikkate alınması gerekir. Bunlar hemen hemen hiçbir kural veya yaptırım içermeyen amaç, kapsam ve genel kural maddeleridir.

Mevzuatın amaçları

Taşıma Kanunu’nda amaç olarak birşeylerin düzenlenmesi, belirlenmesi, saptanması ve yararlı bir şekilde kullanılması türünden ifadelerden oluşmaktadır. Taşıma Yönetmeliği’nde de bunu baezı mesleki faaliyetlerin de sayılması eklemesiyle aynen görüyoruz. Acaba taşımacılar bu amaçları yeterli ve uygun buluyorlar mı, bulmuyorlarsa nasıl değişiklikler talep ediyorlar? Konuya hiç bu açıdan baktılar mı?

Mevzuatın kapsamı

Karayolu Taşıma Kanunu, bu kanunun neleri kapsadığını veya kapsamadığını diğer bir deyişle belirlemiştir. Taşıma Yönetmeliği’nde de bu kapsam bazı mesleki faaliyetlerin kapsama alınması, eklemesiyle aynen korunmaktadır. Bunun ötesinde bazı taşıt ve taşımaların kapsam içi veya dışı olma durumları netleştirilmiştir. Burada benim dikkatimi çeken iki husus var: Birincisi ilgili kanunlarla belediyelere verilen hakların saklı olduğunun kabul edilmesidir. Bakanlık bu konuda net olmamaya ısrarla devam etmektedir. Bunu birazcık da Bakanlık görevlilerinin kendi kurumlarının gücünü koruma refleksi gibi görüyorum. İkinci husus ise taşıma yoluyla eğitime erişmeye ilişkin bazı kararların geçerliliğini tanıma hususu yer alıyor. Bunun eski kararlar için doğru olabileceğini ancak bu yönde valiliklerinin yeni kararlar alamayacaklarını düşünenlerdenim. Valiliklere ve belediyelere yetki devrine ilişkin kanundaki düzenleme yeni yönetmelik ifadelerinde yer almıyor. Burada da taşımacıların öğrenci taşımaları dışında bu kapsam konusuna pek fazla ilgi gösterdiklerini görmüyorum veya ben bundan bilgi sahibi olamıyorum.

Taşımalarda genel kural

Taşıma Kanunu’nun amaç, kapsam ve tanımlardan sonra gelen 4’üncü maddesi taşımalar; ekonomik, seri, elverişli, güvenli, çevreye kötü etkisi en az kamu yararını gözetecek tarzda serbest rekabet ortamında gerçekleştirilir kuralını içermektedir. Bu genel kural Taşıma Yönetmeliği’nin 8’inci maddesinde fert, toplum ve çevre sağlığı ile bunların güvenliğini olumsuz yönde etkilememe ifadesi ile benzer biçimde yer almaktadır. Ben taşımacıların bu genel kurala ilişkin değerlendirme ve görüşlerine de pek rastlamadım. Burada rekabetin kötü olduğu, rekabetsiz eski ortamın herkes için iyi olduğu eski anlayışla konuştuklarını, yazdıklarını görürüz.

Serbest piyasa ve taşıma ücretleri

Halbuki Taşıma Kanunu ve Yönetmeliği bazı kısıtlamalarla dahi olsa da taşımacılık faaliyetlerinin serbest rekabet ortamında gerçekleştirileceğini yazıyor. Pekçok taşımacı bunu eleştirmeden, karşı çıkmadan hatta görmezden gelerek buna aykırı taleplerde bulunabiliyor, çözüm isteyebiliyor. Bu konulardaki görüşleri ve talepleri zaman zaman rekabetin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerine göre suç teşkil edebilecek boyutlara varabiliyor. Hatta şurada toplantı yapıp ‘rekabeti bitirdik’ türünden övünme ifadeleri yazılı veya sözlü olarak karşımıza çıkabiliyor. Artık şu bilinmelidir ki, Taşıma Kanunu’ndaki genel kural ve özellikle de serbest rekabet ortamında gerçekleşme ifadesi, rekabeti bırakınız ortadan kaldırmayı azaltacak çözüm veya önerilere dahi kapalıdır. Bu kapsamda taşıma ücretlerinin belirli makamlarca veya taşıma örgütlerince belirlenmesitarifeli taşımalarda ücret tarifelerinin aynı anda ve aynı içerikle hazırlanması gibi talepler asla söz konusu olamaz. Bakanlık tabiki bunları faaliyetlerinde esas almıyor. Bence bu doğru olmakla birlikte bunların mümkün olmadığı ve Taşıma Kanunu’na aykırı olduğu taşımacılara belirtilmeli. Sonuç getirmeyecek girişimlerle vakit tüketilmemelidir.

Taşımacılığı sınırlama

Taşıma ücretlerinin ötesinde bazı taşımacılar yetki belgesi almanın sınırlandırılması, taşıt girişinin sınırlandırılması, taşıma hatlarının ve seferlerin sınırlandırılması gibi önerilerle yine serbest rekabet ilkesini el altından oymaya çalışmaktadırlar. Ekonomi bilgisi yetersiz kişileri etkilemek mümkün olsa bile serbest rekabet ortamını bilen kişiler bu taleplerin hepsinin kanuna aykırılık teşkil ettiğini göreceklerdir. Tabii kanuna aykırı olan talepleri de hiçbir şekilde etmeyeceklerdir.

Özel haller

Karayolu Taşıma Kanunu ve buna da bağlı olarak Taşıma Yönetmeliği’nde taşıma ücretlerinde tavan ve taban fiyat uygulaması ile sektöre girişlerin sınırlandırılması konularında bazı düzenlemeler yer almaktadır. Fırsatçılık yapıp bunları öne çıkarmak kabul edilemez. Bu yöntemler sadece kanun ve yönetmelikte yer alan özel şartların varlığı halinde geçici olarak devreye alınabilecek çözümlerdir. Yine bunları sürekli olarak uygulatma düşüncesi kanuna karşı hile yoluna sapmaktır. Bu da kabul edilemez.

Bitirirken

Taşımacılar yukarıda saydığım üç husus özellikle de genel kural ve bunun içindeki serbest rekabet ortamı ifadesini iyi anlamalı taşımacılara hoş görünecek mevzuata aykırı çözümlerden kaçınmalıdırlar. Bu türden hoş görünümlü ancak hukuka aykırı çözümlerle vakit harcamamalı. Bu çözümlere alkış tutmamalı ve bel bağlamamalıdırlar.

* * *

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlığımız uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyor; milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyorum.