☰
✕

Taşımacılıkta Kapasite ve Atıl Kapasite

Kapasite kavramı günlük hayatımızda sıkça kullandığımız önemli bir kavramdır. Aslında faydalandığımız varlıkların faydalılık derecesini veya büyüklüğünü gösteren bir ifadedir. Genel bir tanım yapmak gerekirse, bir şeyin içine alabileceği, sığdırabileceği veya üretebileceği miktar veya bunun üst sınırı olarak algılanabilir. Aşağıda taşımacılıkta önemli olduğunu göreceğiz.

Kapasitenin bir insanın anlama, öğrenme veya iş yapabilme yeteneği, yeterliliği anlamında kullanıldığını da görürüz. Bir şeyi öğrenemeyen çocuğa “kapasitesi yetmiyor” dediğimiz olur. Bu özel bir kullanımdır. Fizikte kondansatörlerin elektrikle yüklenme büyüklüğü de kapasite olarak görülür. Bunlar özel hâller olup esas olarak iki hâlden söz edebiliriz.

Mekânsal, hacimsel kapasite

Bir tesisin, bir kabın, hacmin, alanın alabileceği insan veya eşya/yük miktarıdır. Kişiler anlamında 70 bin kişilik stadyum, 5 bin kişilik spor salonu, 1000 kişilik etkinlik merkezi, 300 kişilik restoran gibi ifadeler, oraların alabileceği kişi miktarı ile ilgili kapasitelerdir. Bunun dışında 300 tonluk veya 250 metreküplük depo gibi ifadeler de bu yerlerin kapasitesini gösterir. Bunlarda önemli olan bir defalık kullanımın miktarıdır. Bu kullanımın kaç defa gerçekleştiği kullanım verimliliği ile ilgili olup ayrı bir konudur.

Üretim kapasitesi

Bir fabrika veya işletmenin yapabildiği üretim veya üretebildiği mal veya hizmet miktarı bu tesisin kapasitesidir. Burada kapasite belirli bir zaman için tanımlanır. Yıllık, aylık, haftalık, günlük, saatlik üretim miktarları kapasite olarak ifade edilebilir. Daha çok kullanılan ve önem taşıyan bu kapasitenin çeşitli biçimleriyle karşılaşırız. Bir tesis kurulurken hesaplara esas alınan kapasite teorik kapasite olup uygulamada bunun altında kalan bir gerçek kapasite söz konusu olur.

Örneğin, teorik kapasite 100 iken gerçek kapasite 90-95 olabilir. Bir de tesisin çalışma temposu önemlidir. Normal hâllerde 100 üretim yapan bir tesis, işler sıkıştığında veya aşırı bir talep olduğunda imkânlarını zorlayarak 110-120 gibi üretimlere ulaşabilir. Bu da zorlanmış kapasite olarak görülür. Daha sık karşılaşılan durum ise 100 kapasiteli bir tesisin bunun altında, 70 gibi kapasitelerle çalışmasıdır. Burada yüzde 70 kapasite kullanım oranından söz edilir. Var olan yüzde 30 kapasite ise çeşitli nedenlerle kullanılmamakta olup atıl biçimde durduğundan atıl kapasite olarak adlandırılır. Bu atıl kapasite oluşumu talep azlığı, hammadde, iş gücü veya enerji yetersizliği gibi nedenlerle olabilir.

Bir tesis yüzde 70 gibi bir kapasite ile çalışsa bile kârlı olabilir. Ancak bu düşüşe bağlı olarak birim maliyetler de artabilir. Öyle ki bu kapasite kullanımı yüzde 30’a düştüğünde gelirler ile giderler birbirini dengeleyip başa baş gelebilir. Daha altına düştüğünde zararın olacağı bu yüzde 30 oranına minimum ekonomik kapasite adı verilir. Bazen başa baş noktası da dendiği olur. Bunlar üzerinde daha fazla durulabilirse de bu yazı açısından bu kadarı yeterli olacaktır.

Taşımacılıkta kapasiteler

Taşımacılık faaliyeti de bir hizmet üretimi olarak üretimle ilgili açıklamalarımıza tabidir. Ancak şüphesiz ki bazı farklılıkları vardır. Önce taşınan nesneye göre insan veya eşya olması söz konusudur. İkinci olarak da taşımada kullanılan aracın kapasitesi ile taşımacının yapabileceği taşımaların miktarı olan kapasite farklıdır.

Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nde taşıma kapasitesi, taşıma sınırı tanımı mevcut olup bu tanım bir taşıtın taşıma kapasitesi anlamındadır. Bir de tanımda yer alan yük veya yolcu sayısı sınırının ötesinde, yük taşımacılığında yüklerin yüksekliği, hacmi, uzunluğu gibi kısıtlar da söz konusudur. Yolcu taşımacılığında taşıtın taşıma kapasitesi olarak koltuk adedi alınmaktadır. Bu koltuk adedine göre taşıta özel isimler de verilebilmektedir.

Yük taşımacılığında ise taşınabilecek yükün ağırlığı esastır. Bu hususlar karayolu dışı taşımalarda da geçerlidir. Sıvıların taşınmasında taşınan nesnenin hacmi de ölçü olabilir. Bir de özellikle denizyolu taşımacılığında çok özel taşıma kapasitesi kavramları bulunmaktadır.

Taşımacının kapasitesine gelince, bu, yolcu taşımacılığında işletebilme imkânı olan taşıtların koltuk kapasiteleri toplamıdır. Buna taşımacının taşıma kapasitesi demek daha doğru olabilir. Bizim mevzuatımızda bununla ilgili bir kavram yok. Taşımacıların taşıma kapasitelerinin büyüklüğü hakkında pek veri duymuyoruz. Koltuk kapasitesi yerine taşıt sayısı da kapasite ifadesi olarak düşünülebilir. Ancak taşıtların büyüklü küçüklü oluşları nedeniyle tam ve net bir ifade olmayabilir.

Taşıtların veya taşımacıların kapasite ifadesinde taşıtın veya taşıtların bir defalık kullanımları kapasite olarak ifade edilir. Bunların tekrarlı biçimde kullanımları yapılan işin büyüklüğü hakkında fikir verebilir ama buna kapasite denmemelidir. Yapılan işin büyüklüğünü yolcu sayısı ile ifade etmek mümkündür. Ancak bu da anlamı tam vermeyebilir. Uzun mesafe taşınan bir yolcu, kısa mesafe taşınan 3 yolcudan daha değerli olabilir. Bunun yerine yapılan taşımaların miktarı ile ilgili büyüklük, yani kaç yolcu-km taşıma yapıldığı, yapılan işin büyüklüğünü tam olarak anlatabilir. UETDS sistemi bu tür hesaplamalar için uygun olabilir.

Asgari kapasite kavramı

Asgari kapasite kavramı Yönetmelikte tanımlanmış olup bir anlamda taşımacının taşıma kapasitesinin alt sınırı olarak görülebilir. Mali yeterlilik anlamı taşıyabilmesi için bunun özmallarla sınırlı tutulması doğrudur ve gereklidir. Belirli özellikleri taşıyan özmalların buna dâhil edilmesi ise tartışmalıdır. Zira tanım içine girmeyen özmallar da taşımacıya mali yeterlilik katarlar. 15 yaşından büyük otobüs veya 25 koltuktan küçük otobüsler gibi taşıtlar da ek mali yeterlilik sağlarlar.

Taşımacıların sınırlandırılması

Karayolu Taşıma Kanunu’nda yetki belgeleri esaslı olarak gerektiğinde taşımaların sınırlanabileceği ifade edilmektedir. Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nde ise kanundaki ifade yetersiz görülmüş olmalı ki kamu yararının gözetilmesi, haksız rekabetin önlenmesi, atıl kapasite oluşumunun veya kaynak israfının önlenmesi gibi ifadeler eklenmiştir.

Bana göre bu husus, kanunu beğenmeyip eklemelerle düzeltme yapmak anlamına gelir. Yönetmelik hazırlayanın, kanun özel olarak belirtmedikçe, böyle bir hakkı olmamalıdır. Meclis iradesi yeterli görülmek zorundadır. Bu ifadeler, serbest piyasa ekonomisinin zararlarından korkup bu zararlardan korunma yolları aramak şeklinde görülüyor. Acaba bunlar gerekli mi? Bence hayır. Serbest piyasa ekonomisinden ülkeyi korumak Yönetmeliğin işi olmamalıdır.

Atıl kapasite konusu

Yönetmelikte atıl kapasitelerin önlenmesi amaç olarak belirtilmiş ve atıl kapasite tanımı da yapılmıştır. Bu tanım bence pek güzel bir tanım değil. Atıl kapasite, adı üzerinde, kapasitenin kullanılmayan kısmıdır. Nasıl oluşacağı da ayrı bir konudur.

Yolcu taşımacılığında yolcu talebi; ekonomik koşullara, diğer modlardaki gelişmelere, yıllara, mevsimlere, aylara, haftalara, hafta sonu ve hafta içi oluşuna, hatta günün saatlerine göre değişmektedir. Bunun dışında bayramlar, okul tatilleri, bayramların 9 gün olup olmaması, salgın hastalık durumları gibi pek çok gelişme talebi etkilemektedir. Bu durumda talebin ne olacağı, nasıl tahmin edilebileceği ve Bakanlığın buna göre nasıl tedbir alabileceği düşündürücüdür.

Atıl kapasite oluşmaması için koltuk arzını sınırlamaya kalkarsanız birden talebin karşılanmamasıyla yüz yüze gelebilirsiniz. Kaldı ki koltuk arzını istisnai hâller dışında sınırlamak Karayolu Taşıma Kanunu’nda öngörülmemiştir.

Bitirirken, kapasite konusu taşımacılıkta da önemli bir konudur. Taşıma kapasitelerine serbest piyasaya aykırı olası müdahaleler, kanuna aykırılığın ötesinde riskli sonuçlar da verebilirler.