Taşıtlarda, taşımalarda özel durumlar

Bu haftaki yazım için önceden bir konu seçmiştim. Ancak hafta içinde otomobillerin ticari olarak tescili ve iliçi taşımalarda karşılaşılan bir durum nedeniyle yazı konumu değiştirip bunlara odaklanmaya karar verdim. Otomobil cinsi taşıtlara yönelik konunun anlaşılabilmesi için önce taşıt türleri üzerinde durmak gerekiyor. Bilindiği üzere karayolu taşıtları öncelikle yük ve yolcu olmak üzere ayrılıyor.

Yük taşıtları

Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde bunlar N sınıfı olarak yer alıyor. Bunların ilki yüklü ağırlığı 3.5 tonu geçmeyen taşıtlar olarak N1’i oluşturuyor. Bunun da üzerinde olanlar 12 tona kadar N2, bunun üzerinde olanlar da N3 sınıfını oluşturuyor. Bunlar için bir isimlendirme yapılmıyor. Ancak N1 sınıfı ayrıca tanımı bulunan kamyonet (özel hallerde panelvan) türüne karşılık geliyor. Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nde bu ayrım benzer şekilde 3.5 tona kadar olanlar için kamyonet şeklinde yapılıyor. Bunun üstünde olanlar için N2 ve N3 gibi ayrıma dikkat edilmeksizin tümü için kamyon ifadesi kullanılıyor.

Yolcu taşıtları

Trafik Yönetmeliği’nde bunlar M sınıfı olarak yer alıyor. İlk ayrım koltuk sayısına göre yapılıyor. 9 koltuğa kadar olanlar M1 olarak adlandırılıyor. 9 koltuğun üzerindekiler için koltuk ayrımı yapılmaksızın taşıma yüküne göre sınıflama yapılmış. 5 tonun altında olanlar M2, üzerinde olanlar ise M3. Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nde M1 sınıfı için otomobil deyimi kullanılırken, M2 ve M3’ler için ağırlığa bakılmaksızın otobüs deniliyor. Burada ayrıca özel olarak 9 koltuğun üzerindeki otobüsler için 17 koltuğa kadar küçük otobüs (minibüs) denirken, üzerindekiler için büyük otobüs deyimi kullanılıyor. Koltuk adetine göre ayrım yapılması, Taşıma Yönetmeliği’nin amaçları açısından uygun. Ancak kaanatime göre 18-24 koltuklu olanlar için de orta büyüklükte otobüs (midibüs) tanımının gerekli olduğu, mevzuata bakıldığında zaten görülüyor. Zaten piyasada midibüs olarak adlandırılıyorlar.

Taşıma güvenliği

Trafik Yönetmeliği’nde kamyon ve otobüslerin ağırlık esaslı olarak iki alt gruba ayrılması, bunların taşıdıkları yük ağırlık miktarına göre uygun yapılarda olmalarını sağlama amacına yönelik. Kamyonet ve otomobil türü küçük taşıtlarda ayrıca bir bölümleme yapılmamakla birlikte bunların kullanım durumlarına göre uygun yapıda olmalarını sağlayıcı alt düzenlemeler yürürlükte.

Taşıtların mülkiyet durumu

Kayıt sisteminde taşıtların kamuya (devlete) veya kişilere (şahıslara) ait olmaları gibi bir ayrım bulunmuyor. Resmi olup siyah plaka verilenlerin mülkiyetinin devlete ait olduğu zaten belli denilebilir. Peki devlete ait olmayanlar için bir mülkiyet nitelemesi yapmak gerekirse ne diyeceğiz? Özel mülkiyet konusu olan (gerçek kişi veya tüzel kişilere ait) taşıtlar için özel ifadesi doğru veya yeterli midir? Yönetmelikte kullanılan özel kelimesi, bu anlama geliyor mu?

Kullanım amacı

Yük ve yolcu taşımacılığındaki tüm taşıtlar, iki amaca yönelik kullanılabilir. Birincisi ticari amaç, ikincisi ticari olmayan amaç. Yük taşımacılığında çoğunlukla ticari amaç söz konusuyken, yolcu taşımacılığında özellikle de otomobillerde ticari olmayan amaç söz konusudur. Burada ticari olmayan amaç için ne denilebilir? Hususi sözcüğü buna uygun düşebilir mi? Yoksa yukarıda mülkiyeti devlete ait olmayan araçları nitelemede kullandığımız ‘özel’ kelimesinin burada da kullanılması, yani ticari olmayan araçlara özel denilmesi doğru olur mu? Özel kelimesi tercih edilecekse, bunun anlamının resmi olmayan mı, yoksa ticari olmayan mı olduğu konusunda netleştirme yapmak gerekiyor.

Ticari kullanım durumu

Yolcu taşımacılığında, hatta tüm taşımalarda taşıtların ticari olması esas. B3,D3,C1,K2 ve bazı dağıtım-kargo taşıtları hariç hemen hepsi ticari olmak zorunda. Bunların özel olmasının ne fayda getirdiğini bilmiyorum. Bir otobüsün özel tescilli olması hiçbir belgeye kaydedilmeden kullanılabilmesi avantajını getirebilir mi? Bunun dışında özel olanların satın almada avantajlı olduklarını düşünmüyorum. Varsa öğrenmek isterim.

Otomobillerde durum

Otomobillerin ticari kullanımı deyince, akla taksi dediğimiz kentiçi tarifesiz kullanım geliyor. Tahditli plaka gerektirmeleri nedeniyle, bu tescil tahditli plaka sahipleri için yapılıyor olabililir. Ancak önceden de var olup Karayolu Taşıma Yönetmeliği sonrası yeniden düzenlenen otomobil taşımaları ticari olmak zorunda. Buna sonradan eklenen otobüs belgelerine otomobil kaydı da dahil. Üstelik bunlar tahditli olmadıklarından yani Karayolu Taşıma Kanunu’ndaki serbest piyasa esası geçerli olduğundan, isteyen herkes bu türden otomobilleri alıp bir belgeye kaydederek kullanabilir. Bu nedenle bu türden tescil ettirmek isteyenlere ‘hangi hakla, niye ticari tescil istiyorsun’ diye sorulamaz. Ticari tescilin avantajlarından faydalanmak isteyip belgeye kaydettirmeden kullanacak olanların olası hesabı ayrıca sorulmalıdır.

Tahdit konusu

Mevzuat bazı ticari taşımaları yapmak isteyen taşıtlara, belirli harf gruplarından plaka verilmesine imkan veriyor. Bunun amacı bunların korsan değil, yetkili taşıtlar olduğunu plakasına bakarak anlamak. Örneğin T plakası olmayan bir taşıt taksi olamaz. Bu da yeterli görülmeyip gerçek taksilerin daha kolay anlaşılabilmesi için renk, yazı ve bazı şekillerle görünürlüğü arttırılıyor. Bunlar dahi korsanlığı önlemeye yetmiyor. Bu da ayrı. Bir taşımayı yapmaya yetkili olanların plakadan anlaşabilmesi amacıyla getirilen harf kolaylığı, zamanla kötüye kullanılmış ve plaka tahdidi ve plaka piyasası dediğimiz illet sistem oluşturulmuş. Bu problemli özel bir konu. Bir nevi yetki belgesi anlamına gelen plakanın devri, Yönetmeliğin yetki devri yasağı anlayışına alenen aykırı. Taksilerde mevcut problemden kurtulmak gerekirken, aynı yalnışı taşıma yetki belgelerinin ve taşıt kartlarının devri yoluyla taşıma sistemine getirmek isteyenlere hiç itibar edilmemelidir. Bir kimsenin mevcut belgeyi veya taşıt kartını para vererek satın alması için, bunun parasız olanın bulunamaması gerekir. Bu da ancak yetki belgelerinin ve taşıt kartlarının sınırlandırılması, tahdit edilmesi ile olabilir. Ki, bu durum Karayolu Taşıma Kanunu’nun ilkelerine tümden aykırıdır. Gücü yetenler bu kanunu değiştirerek amaçlarına ulaşabilirler. Bu konuyu bitirirken şunu söylemek gerekir ki, A otomobil belgelerine, B2-D2 belgelerine otomobil kaydı tahdide tabii değildir. Sadece B2 ve D2’lerdeki taşıt sınırlaması bu anlama gelmez.

Coğrafi taşıma ayrımları

Taşımalar yolcu veya yük oluşuna, bunlarda kullanılan taşıtlara göre türlere ayrılırken, bir ayrım da coğrafi olarak yapılır. Burada yurtdışı ve yurtiçi taşıma ayrımı önceliklidir. Yurtiçi taşımalar ise iller arası ve il içi ayrımına tabi tutulurlar. İliçi olanlar ise belediye alanı içi ve dışı diye tekrar ayrılabilirler. Önceden tüm illerde geçerli bu ayrım, büyükşehir anlayışı ile epey değişti. Önceden var olan durum şimdi büyükşehir olmayan illerde aynen sürüyor. Buralarda da bazı sorunlar olduğunu daha önceki yazılarımla belirtmiştim. Ancak büyükşehirlerin tüm ili kapsaması sonrasında iller de büyükşehir olan iller, olmayan iller olarak ayrıldı.

Büyükşehirler

Büyükşehir olan illerde özel bir yapılanma doğdu. Bunun özü büyükşehir belediyesinin tüm ilde söz sahibi olması. Karayolu Taşıma Kanunu belediye alanları dahil tüm taşımaları kapsar bir görünümde hazırlandı. Ancak ilgili kanunlardan gelen haklar nedeniyle bu anlayış belediye alanlarında geçerli olamadı. Bu husus Taşıma Yönetmeliği’nde ilgili belediye kanunlarındaki hakların saklı olduğu şeklinde kabul edildi. Ancak bunun anlamı netleştirilemedi. Buna ilişkin belirsizlikler sorun oluşturuyor.

Yük taşımacılığında durum

Belediye alanları dahil tüm yük taşımaları karayolu taşıma mevzuatına tabii. Bu nedenle yeni büyükşehir anlayışı yük taşımalarını hiç etkilemedi, bir sorun da görülmüyor. Ancak ben büyükşehir olan illerde büyükşehir belediyesi alanı içi yani tüm iliçindeki yük taşımalarının büyükşehir belediyelerine devri yoluyla bu taşımalarda güvenlik ve kalitenin artacağını düşünenlerdenim. Burada da hafriyat taşımalarının özel bir önemi olduğunu da belirtmek isterim.

Yolcu taşımaları

Önceden tüm illerde sadece belediye alanlarında olan belediyelerin yolcu taşıma haklarının, büyükşehir olmayan illerde aynen sürerken, büyükşehir olan illerde tüm ili kapsayacak şekilde genişlediğini görüyoruz. Bunun sonucu olarak büyükşehir sınırları içinde B1, D1 ve D4 belgeleriyle iliçi taşıma yapmak artık taşıma mevzuatı ile yasaklandı. Şüphesiz ki buna A1 belgeleriyle iliçi taşıma yapılmaması da dahil. Yoksa taksilerin alanına girilmiş olur. Bu husus çok açık ifade edilmediği gibi kamu ihtiyaçları nedeniyle otomobillerle iliçi taşıma yapılmaması gereği açıkça ihlal ediliyor. Tarifesiz taşıma olan A1’ler için bana göre durum bu iken, otobüsle tarifesiz taşımalar için aynı ilke geçerli kılınmıyor. B2 ve D2 belgeleriyle büyükşehir alanında tarifesiz taşıma yapılıp yapılmayacağı hususu netlik arz etmiyor. Bazı büyükşehirlerde hiçbir şarta bağlı olmadan B2 ve D2’ler iliçi taşıma yapabilirken, bazı büyükşehirlerde bu husus yasaklanmamakla birlikte ayrıca belediyeden bir nevi izin veya belge alma zorunluluğu yürürlükte. Ben buna taraf olmak istemiyorum. Ancak belediyelerin kendi kanunlarından gelen haklılıklarını da görmezden gelmek mümkün değil.

B2 ve D2 belgelerine kayıtlı otomobiller

Şimdi yeni bir durum ortaya çıktı. B2 ve D2 belgelerine kayıtlı otomobillerin durumu. Bu belgelere kayıtlı otobüsler tarifesiz taşıma yapabilirken, aynı hakkı bu belgelere kayıtlı otomobiller de kullanabilecek mi? Yoksa bu otomobiller A1’ler gibi daha dikkatli kullanılmak zorunda mı? Yani bu belgelere kayıtlı otomobiller, taşıma yaptıklarında taksilere ait taşıma hakkını ihlal etmiş olacaklar mı? B2 ve D2 belgelerine kayıtlı otomobillerle yapılan taşımalarda sözleşme zorunluluğu bunu açıklamaya yetecek mi? Üstelik bu sözleşme zorunluluğuna uyum denetlenebilecek mi? Diğer yandan bu otomobillerin haklarındaki belirsizlik, aynı belgeye kayıtlı otobüslerin durumunu da tartışılır hale getirmeyecek mi? Bazı taşımacılar veya onların temsilcileri bu söylediklerimi beğenmeyebilirler. Keyifleri bilir.

Bakış açım

Ancak konuya kişisel çıkar açısından değil, hukuki durum açısından bakıp çözüm bulmak ve belirsizlikleri gidermek gerekiyor. Yoksa bazı yerlerde bu belgelere kayıtlı otomobiller üzerinden başlayan tartışma, başka bölgelere de yayılabilir ve hatta otobüslere de sıçrayabilir. Bu durumu görmezden gelmekle bu sorunlar çözülmüş olmaz. Taşıma Yönetmeliği’nde bir taşıtın aynı şahsa ait olsa bile ikinci bir belgeye yazılamayacağı kuralı var. Ben bunun esnetilmesinden yanayım. Çünkü taşıtların daha verimli kullanılmasından yanayım. Buna da benzer şekilde Bakanlıktan alınan bir belge ile taşıma yapan bir taşıtın, aynı zamanda belediyeden alacağı ikinci belge ile iliçi taşıma yapmasının engellenmemesi gerekir. Bunun bir belgeye kayıtlı taşıtın başka bir belgeye kaydını yasaklamak olarak görülmemesi gerekir. Yeter ki belediyeler verecekleri taşıma izin ve belgelerinde, önce tahdit sonra da plaka satışı ve devri gibi kötü yollara sapmasınlar. Taşıma Kanunu’nun getirdiği serbestçe belge alma haklarına saygı duysunlar. ■