Yeni bir yıla girerken eskisinin muhasebesi yapılıyor, geleceğe yönelik plan ve projeler gözden geçirilirken, muhtemel aksamalar da dikkate alınıyor. Geçmiş yıllarda, üreticiler yeni yılın ürünlerini çoktan sattıklarını ifade ederdi yıl sonu toplantılarında. Bu kez, öyle olmadı. Belirsizlik o denli yoğun ki, bırakın bir bütün yılı, bir ayı, hatta bir haftayı bile göremiyorlar. Peki, ne olacak? En son gittiğimiz bir toplantıda, “olası seçim”den bahsetti ilgili yönetici. Ufukta seçim görünüyor mu? Burada biz bizeyiz, kulağınıza fısıldayayım, ben göremiyorum. Bunun türlü nedenleri, art arda yaşananlar, petrol bunalımı, savaşlar, Karadeniz’de saldırılan gemiler, düşürülen İHA… Bu yazıyı okurken belki de artmıştır. Umarım artmaz, umarım ekonomi de düzelir, hiç öyle gözükmüyorsa da…
Her ne olursa olsun…
Onca seçim geldi geçti, onca iktidarlar yönetti bizleri, onca teknolojik değişim yaşandı ama sektör anlamında değişen ya da elde ne var? Sıfır.
Gelin bunu başka işlerinize de uyarlayabileceğiniz bir anekdotla anlatmaya çalışayım.
Büyük kentlerin uzağında, güzel mi güzel, şirin mi şirin bir köyde, yaşlı bir karı koca yaşarmış. Bir gün fareden kurtulmak için bir kapan kurmuş ev sahibi, üzerinde de kocaman bir peynir parçası. Fare bunu görünce, önce tavuğa gitmiş, “Bu kapan beni öldürebilir. N’olur yardım et” demiş. Tavuk, kendisinin bahçede ve kümeste yaşadığını, kendisiyle hiçbir ilgisi olmayan kapan için bir şey yapamayacağını söylemiş. Fare az ileride oynayıp zıplayan kuzunun yanına koşmuş, ona da anlatmış durumu. Kuzu da kendisiyle ilgisi olmayan bir konuda, hele de sahipleriyle arasının bozulmasını istemediğini söyleyip zıplamasına devam etmiş. Fare, düşünceli düşünceli ne yapacağını araştırırken, inekle karşılaşmış, “İnek kardeş, etinden sütünden, derinden hatta tersinden bile yararlandıkları için sahiplerini ikna etmeye bana yardımcı olabilir misin” diye sormuş. İnek, olanca azametiyle böbürlenerek şöyle bir başını sallamış ve “Olmaz” demiş.
Birkaç gün geçmiş geçmemiş, kadın, bir gece duyduğu, çıtırtılar üzerine ne olduğunu anlayabilmek için mutfağa girmiş. Karanlıkta fark edemediği için kapana basmış ve yaralanmış. Eşi de kalkmış, el birliğiyle sarmışlar yarasını, bir şey olmaz deyip yatmışlar tekrar. Ancak kadın, her geçen gün kötülemiş, ateşi çıkmış. Adam, ilaç olsun diye tavuğu yakalamış, kesmiş ve suyuyla çorba yapmış, etini de karısına yedirmiş ki, bir an evvel ayağa kalksın. Ancak kadıncağız, iyileşeceği yerde daha kötü olmuş, hastaneye götürmüşler, epey uzun kalmış hastanede, iyileşti diye taburcu etmişler. Köylüler, “geçmiş olsun”a gelmişler, cümbür cemaat. Adam ayıp olmasın diye kuzuyu kesmiş ve onları ağırlamış. Kadın ne yazık ki, hayata tutunamayıp birkaç gün sonra ölmüş. Cenaze ve yapılacak masraflar için elde yok avuçta yok, mecburen ineği kasaba satmış. Fare hayatta kalmış ama ona yardımcı olmak istemeyen diğerleri yokmuş artık.
Sorunlarımız hepimizin, çözümü de hepimizin birliğinde… Ya hep beraber ya hiçbirimiz. Ya el ele verip gerek sektörel gerekse sosyal ve siyasal sorunlarımız için bir çözüm arayacağız ya da yavaş yavaş, teker teker kapanıp gideceğiz.
2026 yılı birlik ve birlik için mücadele yılı olsun.