Ünvanlar gider, sektör hatırlar

Askerlikte yılda üç dönem alım yapılan zamanları bilenler hatırlar. Son gelenler, ilk gelenlerin gözünde “torun” sayılırdı. Bu bir aşağılama değil, yazısız bir hiyerarşiydi. Torunlar izler, kimin gerçekten asker olduğunu, kimin sadece rütbesiyle ayakta durduğunu kısa sürede anlardı. Çünkü orada rütbeler değil, duruşlar kalıcıydı.

İş hayatı da bundan çok farklı değildir. Her yıl yeni torunlar girer sektöre. Genç satışçılar, mühendisler, operasyoncular, yöneticiler… Karşılarında yılların tecrübesini taşıyan kıdemliler vardır. Ünvanları ağırdır, yetkileri geniştir. Ama zaman geçtikçe herkes aynı gerçeği görür. Sektörde kalıcı olan kartvizitler değil, itibardır.

Sektörel hafıza sanılandan çok daha güçlüdür. Bugün farklı firmalarda çalışan insanlar, yarın aynı fuarda yan yana gelir, aynı ihalede karşı karşıya oturur, aynı masada yeniden buluşur. Kim sözünü tutmuştur, kim kriz anında sorumluluk almıştır, kim işi kurtarmak için başkasını ateşe atmamıştır… Bunların hiçbiri resmî kayıtlarda yazmaz ama insanların zihninde yerini alır.

Yetkiyi güç sananlar her dönemde çıkar. Kurumu kendi vitrini hâline getirenler, başarıyı ekipten çok kendine yazanlar… Hedef tutmadığında etik değerlerini kolayca rafa kaldıranlar. Onlar için iş hayatı uzun soluklu bir yolculuk değil, kısa mesafeli bir fırsattır. Fırsat bittiğinde ise geriye ne saygı kalır ne de anlatılacak bir hikâye.

Etik değerlerden yoksun bir kariyer gürültülü yaşansa bile sessiz biter. Bir dönem herkes onları tanır, herkes onlardan çekinir. Sonra zaman geçer. Sektör yoluna devam eder, yeni isimler gelir. O “güçlü” insanlar ise silinir. Sanki hiç o koltuklarda oturmamış, hiç o kararları vermemiş hiç yaşamamış gibidirler. Bu, iş hayatının en ağır ama en adil hükmüdür.

Buna karşılık bazı isimler vardır ki yıllar geçse de kendiliğinden anılır. Bir toplantıda, bir teslimat töreninde, bir fuar sohbetinde… “Onunla çalışmak keyifliydi”, “sözünün arkasında dururdu”, “zor zamanlarda kaçmazdı” denir. İşte sektörde bırakılan iz tam olarak budur. Ve bu iz, hiçbir ünvanla ölçülmez.

Bugünün torunları bu farkı erken yaşta görür. Kimin tecrübeli, kimin sadece eski olduğunu ayırt eder. Kimin kıdemli, kimin yorgun olduğunu hisseder. Sessizce notunu alır. Çünkü bilirler ki yarın roller değiştiğinde, hafızalarda kimlerin kalacağı aslında çoktan bellidir.

Ve bir gün herkes masadan kalkar. Genel müdür de, bölge sorumlusu da, satışçı da. Yetkiler devredilir, imzalar değişir. O andan sonra geriye tek bir soru kalır:
“Nasıl biriydi?”

İşte bu soruya verilen cevap, bir insanın bütün kariyer özetidir.

Bu köşede çoğu zaman fikirlere, bazen yaşanmışlıklara, nadiren de kişilere yer verilir. Bu yazı, uzun yıllar sektörün içinde kalmış, müşterilerine de rakiplerine de çalışanlarına da aynı mesafede durmuş, etik değerleri iş yapma biçiminin merkezine koymuş bir isme ithafen kaleme alındı. Ünvanlarını geride bırakırken ardında saygı, güven ve iyi bir damak tadı bırakan Murat Torun’a…

Bazı insanlar sektörden ayrılmaz.
Onlar, sektörün hafızasında kalır.