■ Erkan YILMAZ
Uzun yol kaptanlarının ağır çalışma şartları altında görev yaptığını ifade eden Özer Bür, özellikle bir sefer boyunca çok sayıda durak yapılmasının sürücü üzerindeki dikkat ve yorgunluk baskısını artırdığına dikkat çekti. Bür, “Bir otobüsün 17-18 saat boyunca yolda kalması tek başına değerlendirilemez. Eğer bu süreçte araç onlarca ilçeye girip çıkıyor, sürekli dur-kalk yapıyorsa sürücünün fiziksel ve zihinsel yorgunluğu katlanıyor. Kâğıt üzerindeki kurallar yeterli görünse de insan sınırlarını zorlayan bir sistemle karşı karşıyayız” dedi.
Rekabet baskısı sektörü zorluyor
Sektörde rekabet baskısının da çalışma düzenini olumsuz etkilediğini vurgulayan Bür, firmaların daha fazla yolcu ve daha fazla hat geliri elde etme çabasıyla şoförler üzerinde yoğun baskı oluşturduğunu söyledi. “Parayı Napolyon buldu ancak hırs, sektörün önüne geçmiş durumda. Daha fazla yolcu almak adına yapılan plansız duraklamalar ve ağır çalışma düzeni kazaları kaçınılmaz hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Devletin elinde tüm veriler mevcut
Devletin denetim konusunda önemli verilere sahip olduğunu belirten Bür, araç takip sistemleri, takograf kayıtları ve personel bilgilerinin etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Bür, “Bugün hangi aracın kaç saat çalıştığı, hangi kaptanın hangi hatta görev yaptığı sistemlerde mevcut. Bu veriler ışığında daha gerçekçi ve insan odaklı bir çalışma modeli oluşturulmalı” diye konuştu.
Şoförlerin dinlenme sistemi yeniden düzenlenmeli
Şoförlerin dinlenme koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini de ifade eden Bür, Avrupa’daki uygulamaların örnek alınabileceğini belirterek, uzun yol kaptanlarının bagaj bölümünde değil uygun konaklama tesislerinde dinlenmesi gerektiğini söyledi.
Bu mesele toplumun ortak sorunu
Karayolu taşımacılığının Türkiye’de hâlâ en büyük ulaşım ağı olduğunu hatırlatan Özer Bür, “Bu kazalarda sadece yolcuları değil, bir gün kendi yakınlarımızı da kaybetme ihtimalimiz var. İnsan hayatını merkeze alan yeni bir sistem kurulması artık zorunluluk haline geldi” dedi.