
Güvenli Ulaşım Teknolojileri Derneği Özgür Şener
Peki dokunmatik ekranlar bu dengeyi nasıl etkiliyor? Basit bir senaryo üzerinden düşünelim:
Taşıtınızdaki birçok fonksiyon dijital ve dokunmatik ekran üzerinden çalışıyor. Şehir içinde ilerliyorsunuz. Hızınız 50 km/s ve ekranınızda dinlediğiniz radyo istasyonunun bilgileri açık.
Hava sıcak. Araç içi biraz ısındı ve klimayı birkaç derece daha soğutmak istiyorsunuz.
Önce gözlerinizi yoldan ayırıp ekranda klima menüsünü bulmanız gerekiyor.
Klima simgesini ilk bakışta göremediğinizi düşünelim; menüde aşağı-yukarı kaydırmanız gerekiyor.
Sonunda simgeyi buldunuz, dokundunuz.
Şimdi sıcaklığı düşürmek için ekrandaki “+” veya “–” tuşuna basmalısınız.
Ekranın hassasiyetinin mükemmel olduğunu ve her dokunuşu ilk seferde doğru yaptığınızı varsayalım. Yine de bu işlemler sırasında gözleriniz yoldan ayrılmıştı ve en az bir eliniz direksiyondan uzaklaşmıştı. Diyelim ki bütün bu işlem sadece 3 saniye sürdü.
3 saniye bize çok kısa bir süre gibi geliyor, değil mi?
Şimdi hızı hatırlayalım: 50 km/s. 50 km/s hızla hareket eden bir taşıt, sadece 3 saniyede yaklaşık 42 metre yol kat eder. 42 metre… Bu mesafe artık o kadar da kısa görünmüyor.
Üstelik bu 42 metre boyunca sürücünün görsel dikkatinin önemli bir bölümü yoldan, zihinsel dikkatinin bir bölümü ise sürüşten ayrılmış durumda. O 42 metrenin içinde yola aniden çıkan bir çocuk, duran bir motosiklet ya da beklenmedik bir yaya olabilir.
“Ben mutlaka görürdüm” diyebiliriz. Ama mesele tam da burada başlıyor:
İnsan beyni, görsel ve zihinsel dikkat gerektiren iki farklı görevi aynı anda aynı etkinlik düzeyinde gerçekleştiremiyor. Dokunmatik ekranın bize sunduğu teknoloji son derece gelişmiş olabilir, ama insanın dikkat kapasitesi hâlâ aynı.Peki çözüm ne?
Sürücülerin sık kullandığı temel fonksiyonların yeniden fiziksel, yani analog kontrollerle kullanılabilir hale getirilmesi elbette en değerli çözüm olacaktır. Ancak bugün dokunmatik ekran kullanan sürücüler için de alınabilecek bazı kritik kişisel önlemler var:
Daha önce hiç kullanmadığınız bir taşıtı kullanacaksanız, hareket etmeden önce ekran menü yapısını mutlaka öğrenin (özellikle günlük araç kiralamalarında ve havuz araçlarında bu hayati önem taşır).
Yapabileceğiniz tüm ayarları (klima, navigasyon, müzik) taşıt hareket etmeden önce yapın.
Sürüş sırasında bir değişiklik yapmanız mutlaka gerekiyorsa, ilk tercihiniz güvenli bir yerde durmak olsun. Durmanız mümkün değilse, yanınızda bir yolcunuz varsa onun yapmasını rica edin, yalnızsanız işlemi mümkün olduğunca kısa tutun. Çünkü unutmamamız gereken çok basit bir gerçek var: Gözünüzü yoldan ayırdığınız her saniye, yol üzerindeki bir tehlikeyi göremediğiniz bir saniyedir. Ve trafikte bazen bir saniye, bir hayat kadar değerlidir.
Teknoloji gelişiyor, ancak güvenli sürüşün temel prensibi değişmiyor: Öncelik her zaman yol, trafik ve tehlikeler olmalı. Belki de asıl sormamız gereken soru şudur: Taşıt teknolojisini dijitalleştirirken, insanın dikkat sınırlarını gerçekten dikkate alıyor muyuz?
Araçlardaki tamamen dokunmatik ekran trendini güvenli buluyor musunuz, yoksa siz de analog tuşları özleyenlerden misiniz?



