İzmir Otogarı açısından 2023 yılından bu yana devam eden hukuki süreç, geçtiğimiz hafta tedbir kararının kaldırılmasıyla önemli bir aşamayı geride bıraktı. İşletmeci şirketin tahliye işlemlerinin ardından gözler şimdi otogarın İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından nasıl işletileceğine ve fiziki koşullarının nasıl iyileştirileceğine çevrildi.

İzmir Otogarı’nın hikâyesi aslında yalnızca bir işletme sürecinden ibaret değil. 1998 yılında yap-işlet-devret modeliyle başlayan işletme dönemi, 2023 yılı sonunda tamamlandı. Sonrasında işletmeci şirket ile belediye arasında yaşanan hukuki süreç bugün itibarıyla sona ermiş görünüyor ve otogarın işletmesi yeniden İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne geçmiş durumda.

Sektörün beklentisi çok net

İzmir Otogarı, uzun süredir sektör mensuplarının önemli eleştirilerine konu oluyordu. Yüksek çıkış ücretleri nedeniyle sektör açısından en pahalı otogarlardan biri haline gelen terminal, yetersiz fiziki ve hizmet koşulları nedeniyle yolcular açısından da sorunlar yaratıyordu.

Bugün taşımacılık sektörünün akaryakıt, personel, bakım, lastik, sigorta ve diğer giderlerle mücadele ettiği bir ortamda otogar maliyetleri de önemli bir yük oluşturuyor. Bu nedenle yeni dönemde yalnızca fiziki şartların değil, kira ve çıkış ücretlerinin de sektörün taşıyabileceği seviyelerde olması gerekiyor.

Otogarlar sıradan ticari alanlar değil

Burada önemli bir noktaya dikkat çekmek gerekiyor. Otogarlar, sıradan ticari alanlar değildir. Bir şehirde otobüs işletmelerinin çoğu zaman başka bir terminal kullanma imkânı bulunmuyor. Bu nedenle otogarlar fiilen tekel niteliğinde alanlar.

Yap-işlet-devret veya ihale modeliyle işletmesi özel sektöre verilen otogarlarda sözleşmeler hazırlanırken kamu ve işletmecinin yanı sıra sektörün ve yolcunun da menfaatleri korunmalı. Çünkü otogar maliyetindeki her artış, sonunda taşımacının ve yolcunun karşısına çıkıyor.

İzmir örnek olabilir

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önünde önemli bir fırsat bulunuyor. Fiziki koşulları iyileştirilmiş, hizmet kalitesi yükseltilmiş ve sektörün üzerindeki maliyet yükünü artırmayan bir otogar modeli oluşturulabilir.

Açıklanacak kira ve çıkış ücretlerinin Türkiye’deki diğer otogarlar için de örnek oluşturacak seviyede olması önemli.

Sektörün beklentisi aslında çok basit: Daha iyi hizmet, daha iyi fiziki koşullar ve taşımacının mevcut maliyet yükünü artırmayacak bir otogar modeli.

İzmir’de şimdi yeni bir sayfa açılıyor. Dilerim bu sayfa, hem sektör hem yolcular hem de İzmir için doğru bir anlayışla yazılır.