ÖZEL RÖPORTAJ / Erkan YILMAZ
Sektörün duayen ve sevilen isimlerinden MAPAR Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Şahin ile Mayıs ayında bir araya gelerek sezona yönelik beklentilerini almıştık. O dönemde sezonun çok parlak geçmesini beklemediğini belirten Şahin, gelinen noktada öngörülerinin gerçekleştiğini söyledi.
2026’da 2025’in üzerinde bir hareketlilik beklendiğini ancak bunun gerçekleşmediğini ifade eden Şahin, artan maliyetlere karşılık bilet fiyatlarının aynı ölçüde artırılamamasının taşımacıyı zorladığını belirtti. Bayram dönemlerinin de beklenen kazancı sağlamadığını vurgulayan Şahin, “Sektör ne yazık ki para kazanamadı. Bana göre 2026, son 5 yılın en kötü sezonlarından biri oldu” dedi.
“2027 hesabı çok iyi yapılmalı”
2027’nin de kolay bir yıl olmayabileceğine dikkat çeken Şahin, “Herkesin 2027’yi çok iyi hesaplaması gerekiyor. Elindeki öz varlığını koruyup mümkün olduğu kadar borçlanmadan dönebilecek hale gelmesi lazım. Ben önümüzdeki yılın da bu yıldan çok daha iyi geçeceğini düşünmüyorum. İnşallah yanılırım” dedi.
“Yüzde 40-50 faizle piyasaya can gelmez”
Yüksek faizlerin yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olduğunu belirten Şahin, sorunun yalnızca taşımacılık sektörüne özgü olmadığını söyledi: “Sanayicisi, tekstilcisi, mobilyacısı, otomotivcisi herkes faizlerin düşmesini bekliyor. Türkiye’de hiçbir işletmenin sürekli yüzde 40-50 oranında kâr sağlaması mümkün değil. Piyasanın bir cana ihtiyacı var. Bu can yüzde 40-50 faizle olmaz. Faizlerin yüzde 20’lere, hatta altına gelmesi piyasaya ciddi hareket getirir.”
Ön ödemeli araç döneminin sonuna geliniyor
Son yıllarda otobüs pazarında oluşan ön ödemeli sipariş sisteminin değişmeye başladığını belirten Şahin, “Ön ödemeli sistemin yavaş yavaş sonuna geliyoruz. Türkiye’de şehirlerarası otobüsler çok kilometre yapıyor. Bir araç yılda 300-400 bin kilometre, iki yılda 800 bin ile 1 milyon kilometre yapabiliyor. Maddi gücü olan işletmecinin iki-üç yılda aracını yenilemesi doğru bir yatırım” dedi.
Son üç yıldaki yoğun talebin sadece işletme ihtiyacından kaynaklanmadığını belirten Şahin, yüksek enflasyon döneminde otobüsün aynı zamanda bir yatırım aracına dönüştüğünü söyledi. Şahin, “Bazı yatırımcılar otobüsü çalıştırmaktan değil, satın almaktan da para kazandı. Araca aylar öncesinden yazılan yatırımcı, teslim aldığı gün fiyat artışından dolayı kârlı hale gelebiliyordu. Ama artık bu dönem sona doğru geliyor” diye konuştu.
Erkan Yılmaz, Yalçın Şahin
“Türkiye’nin yıllık ihtiyacı 800-900 otobüs”
Türkiye otobüs pazarının doğal büyüklüğünü değerlendiren Şahin, “Türkiye’nin yıllık ihtiyacının bana göre 800-900 otobüs civarında olması gerekiyor” dedi.
Son üç yıldaki yüksek satışlarda ikinci el otobüs ihracatının önemli rol oynadığını belirten Şahin, özellikle 2021 ve üzeri model araçların yurt dışına yoğun şekilde satıldığını, bunların yerine içeride yeni araç ihtiyacı oluştuğunu ifade etti.
“İkinci el artık eskisi gibi yurt dışına gitmiyor”
Bugün tablonun değiştiğine dikkat çeken Şahin, “Bana göre bugün her markanın en pahalı sattığı pazarlardan biri Türkiye. İkinci el de artık eskisi gibi yurt dışına gitmiyor. İkinci elin çıkışı yavaşlayınca içeride sıkışıklık oluşmaya başladı” dedi.
Yeni araç siparişlerinde de benzer bir tablo bulunduğunu belirten Şahin, “Araç teslim günü geldiğinde kalan ödemesini yapamayıp alımdan vazgeçmek isteyenler olduğunu görüyoruz. Markalar bunu açık şekilde söylemese de piyasada böyle bir sıkışıklık var” ifadelerini kullandı.
“Sadece ihtiyacı olan yatırım yapmalı”
2027’de yatırım kararlarının çok daha dikkatli verilmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, “Gerçekten ihtiyacı olan, firmasını gelecek yıllara taşımak için aracını yenilemek zorunda bulunan yatırımcı elbette yatırım yapacaktır. Ama sadece aracın fiyatı yükselir, buradan para kazanırım düşüncesiyle yatırım yapılabilecek dönem artık geride kalıyor” dedi.
Savaşlar biterse Türkiye için fırsat doğabilir
Dünyadaki savaşların sona ermesinin Türkiye açısından önemli fırsatlar yaratabileceğini ifade eden Şahin, “Suriye normalleşmeye ve yeniden yapılanmaya başlarsa, İran’da ve Filistin’de yaraların sarılacağı bir dönem oluşursa Türkiye açısından çok büyük bir iş potansiyeli doğabilir. Otomotivde, kamyonda, otobüste, tekstilde, gıdada ve inşaatta Türkiye önemli fırsatlar yakalayabilir” değerlendirmesinde bulundu.
“Çin otomotivde dünyaya hakim olacak”
Otomotiv sektöründe Çin’in yükselişine dikkat çeken Şahin, özellikle elektrikli araçlarda Çinli üreticilerin önemli avantaj elde ettiğini söyledi.
“Dünya otomotivde büyük bir dönüşüm yaşıyor. Elektrikli araçta Çin çok güçlü. Ülkelerin uyguladığı kotalar, vergiler ve koruma tedbirleri olmasa Çinli markalar çok daha hızlı büyür. İlerleyen dönemde Çin’in otomotivde dünyaya hakim olacağını düşünüyorum.”
Şahin, Alman üreticilerin gelecekte premium ve lüks segmente daha fazla yoğunlaşabileceğini, yüksek adetli ve geniş tüketici kitlesine yönelik araçlarda ise Çinli markaların ağırlığının artabileceğini belirtti.
“Elektrikli kamyon ve otobüs için erken”
Türkiye’nin elektrikli kamyon ve otobüste henüz yolun başında olduğunu belirten Şahin, uzun mesafede menzil, şarj altyapısı, servis yapılanması ve yatırım maliyetinin önemine dikkat çekti.
“Normal bir kamyon 130-140 bin Euro iken elektrikli araçta 300 bin Euro seviyeleri konuşuluyor. Otobüste de geleneksel araç 300-400 bin Euro iken elektriklide 600-700 bin Euro seviyelerine çıkılabiliyor. Türk taşımacısının bugünkü ekonomik yapısıyla bu fiyat farkını karşılaması kolay değil.”
Şahin, elektrikli araç yatırımında yalnızca enerji tasarrufuna bakılmaması gerektiğini; batarya ömrü, yenileme maliyeti, ikinci el değeri ve ekonomik kullanım süresinin de hesaba katılması gerektiğini vurguladı. Bataryaların geri dönüşümünün de geleceğin önemli sorunlarından biri olacağına dikkat çekerek hidrojen ve diğer alternatif enerji teknolojilerinin de ağır ticari araçlarda daha fazla gündeme geleceğini söyledi.
MAPAR 120 yeni, 300-350 ikinci el araç sattı
2026’nın ilk 9 ayını MAPAR açısından değerlendiren Şahin, şirketin kontrollü hedeflerle başladığı yılı planladığı şekilde sürdürdüğünü belirtti.
“2026 MAPAR için iyi bir yıl geçti. Beklentimizi sınırlı tuttuk ve hedeflerimize ulaştık. Yeni araçta yaklaşık 120 adetlik hedefimiz vardı ve bunu gerçekleştirdik. İkinci elde de 300-350 adet civarında satış yaptık. Piyasada sıkışan, iflas eden, konkordato ilan edenler oldu. Buna rağmen MAPAR olarak ilk 9 ayı büyük bir handikap yaşamadan geçirdik.”
“2027’den büyük beklentim yok”
2027’ye ilişkin temkinli yaklaşımını yineleyen Yalçın Şahin, toparlanmanın sonraki yıllarda başlayabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Dünyada yeni, beklenmedik bir kriz yaşanmaz, savaşlar sona erer ve dünya yeniden sakinleşmeye başlarsa 2027’den sonraki yıllarda toparlanmanın başlayabileceğini düşünüyorum. Bugün kamyoncusuyla, otobüsçüsüyle, servisçisiyle, turizm taşımacısıyla konuşuyoruz; mutlu olan çok az. İnsanlar önünü göremiyor. Bu nedenle herkesin hesabını çok iyi yapması ve özellikle öz varlığını koruması gerekiyor.”

