ÖZEL RÖPORTAJ/ Erkan YILMAZ

Otobüs İşletme Sahipleri Derneği (OİSD) Başkanı ve Has Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kara, Taşıma Dünyası’na yaptığı açıklamada şehirlerarası otobüs taşımacılığının sorunlarını ve çözüm önerilerini değerlendirdi. Kara, sektörün temel sorununun ihtiyaçtan fazla sefer düzenlenmesi olduğunu belirterek, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının elindeki UETDS verilerini kullanarak sektörü yeniden düzenlemesi gerektiğini söyledi.

“Fazla sefer herkesi zarara sokuyor”

“Biz iki otobüsle yapacağımız işi beş otobüsle yapıyoruz. Fazladan çalışan üç otobüsün maliyeti, diğer iki otobüsün gelirini de tüketiyor. Bir hatta 10 otobüslük yolcu varsa 11’inci otobüs 10’uncunun, 12’nci otobüs diğerlerinin yolcusunu alıyor. Sefer sayısı 20’ye çıktığında herkes zarar ediyor. Otobüs sayısını artırarak yolcu sayısını artıramazsınız. Doluluk düşüyor, kârlılık azalıyor, haksız rekabet ve firmalar arasında gerginlikler başlıyor.”

“Şehiriçi bilet satış ofisleri ve ücretsiz servisler kaldırılmalı”

Şehiriçi bilet satış ofisleri ile ücretsiz servisleri kaldırılmasının da maliyetleri düşüreceğini belirten Ayhan Kara, “Sektörün bütün maliyet kalemlerini iyi planlarsa ayakta kalma şansı artacaktır” dedi.

“İkramlarla değil, daha fazla güvenlikte yarış olsun”

Ayhan Kara, firmaların artık rekabeti araç içinde sunulan ikram yarışı ile değil, güvenlik ve konfor düzeyi ile sürdürmesinin de önemine dikkat çekti.

“UETDS verilerine göre sefer izni verilmeli”

UETDS verilerinin etkin kullanılmasını isteyen Kara, “Hangi hatta kaç otobüs çalışıyor, kaç yolcu taşınıyor, doluluk oranları nedir, bütün veriler Bakanlıkta var. Bunlar dikkate alınmadan yeni hat ve sefer izinleri verilmemeli. 21 Ekim’de baktım Edirne-İstanbul arasında sadece o gün 110 sefer görünüyordu. Bir toplantıda İzmir-Hatay hattında beş-altı seferlik yolcu potansiyeline karşılık 17 sefer yapıldığını anlattım. Bazı otobüsler iki, üç, beş yolcuyla hareket ediyordu. Böyle bir taşımacılık sürdürülebilir değil” dedi.

“Gereksiz seferler kaza riskini artırıyor”

Fazla seferlerin trafik güvenliğini de tehdit ettiğini belirten Kara, “Daha fazla sefer, daha fazla şoför ihtiyacı demek. Oysa sektör nitelikli şoför bulmakta zorlanıyor. Tecrübesi yetersiz kişiler direksiyona geçebiliyor. Firmalar zarar ettikçe çalışanlarına yeterli ekonomik imkânları sağlayamıyor. Geçim sıkıntısı yaşayan sürücünün ruh hali sürüş güvenliğine yansıyor. Bizim ihtiyacımız az sefer, yüksek doluluk, daha az ama daha nitelikli şoför” diye konuştu.

Kara, otobüslerin karıştığı trafik kazalarının yalnızca ölümlü olanlarının gündeme geldiğini belirterek, “Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanlığı’nın 2026 Ocak-Temmuz verisi 3900 otobüs kazasının olduğunu bize gösteriyor” dedi.

“1’e 3 yerine 1’e 2 sistemine geçilmeli”

Özmal otobüs karşılığında sözleşmeli araç çalıştırma sisteminin değiştirilmesini isteyen Kara, “Bir özmal otobüse karşılık üç otobüs çalıştırılabiliyor. Bu oran 1’e 2 olmalı. Mevcut sistem büyük firmaların kontrolsüz büyümesine neden oluyor. 100 özmal otobüsü olan firma 300 araç daha alarak 400 otobüsü yönetmek zorunda kalıyor. Bu kadar aracı ve personeli kontrol etmek zor. Oran 1’e 2 olursa araçlar farklı işletmelere dağılır, sektör daha dengeli hale gelir” dedi.

Kara, fiilen çalışmayan özmal araçlara da dikkat çekti: “Muayeneden geçmemiş, garajda bekleyen otobüsler üzerinden üç araç daha çalıştırılabiliyor. Geçerli muayenesi bulunmayan veya haklı bir gerekçe olmaksızın altı ay sefere çıkmayan özmal araçların sağladığı sözleşmeli araç çalıştırma hakkı sona ermeli.”

“Sektör doğal akışına bırakılmamalı”

Kayıtlı çalışan, kurallara uyan ve güvenliğe yatırım yapan firmaların haksız rekabet karşısında zorlandığını belirten Kara, “Kurumsal firmaların maliyetleri yüksektir. Personelini sigortalı çalıştırır, araçlarının bakımını yapar, güvenliğe yatırım yapar. Ancak kurallara uymayan işletmelerle aynı şartlarda rekabet etmek zorunda kalırlar. Bakanlık firmaların kaza oranlarını, istihdamını, seferlerini ve kayıtlı faaliyetlerini değerlendirmeli. Sektör doğal akışına bırakılırsa 5 yılın sonunda Ulaştırma Bakanlığının elinde kalacak sektör kesinlikle bugünkü sektör olmayacak” dedi.

“Yeni firma kuruluşunda özmal koltuk sayısı 500 olmalı”

Ayhan Kara, sektöre yeni girişlere yönelik de düzenleme yapılması gerektiğini söyledi: Yeni firma kuruluşunda koltuk özmal sayısı 150’den 500’e çıkarılmalı. Mevcut firmalara da 5 yıl içerisinde bu şarta uyum sağlamaları istenmeli”

“Acil durumda şoför görevlendirme kolaylığı sağlanmalı”

Sürücü istihdamına ilişkin sorunları gündeme getiren Kara, “İki şoförle giden otobüsümüzün bir şoförü yolda hastalanırsa ne yapacağız? Bayram günü otobüs dolu, yolcuları başka araca aktaramıyoruz. Başka bir firmada sigortalı çalışan tecrübeli şoförü geçici olarak görevlendirebilmeliyiz. Bunun için anlık sigorta girişi veya firmalar arasında geçici sürücü görevlendirmesine imkân sağlayan düzenleme yapılmalı” dedi.

Mercedes-Benz Türk İkinci El Otobüs ve Kamyon Satış Direktörü Didem Daphne Özensel:  “İŞİN CİNSİYETİ YOK”
Mercedes-Benz Türk İkinci El Otobüs ve Kamyon Satış Direktörü Didem Daphne Özensel: “İŞİN CİNSİYETİ YOK”
İçeriği Görüntüle

Sigortasız işçi çalıştırma nedeniyle uygulanan yaptırımların SGK teşviklerinin kaybedilmesine de yol açabildiğini belirten Kara, bunun işletmelere çok ağır maliyetler getirdiğini söyledi.

“Cezalar işletmeleri bitirmemeli”

Trafik ve taşımacılık cezalarının bazı durumlarda ölçüsüz sonuçlar doğurduğunu belirten Kara, “Sürücü kartının yanlış kullanılması nedeniyle çok yüksek cezalarla karşılaşılabiliyor. Bir şoförün kurallara aykırı şekilde yolcu veya kargo almasını her zaman anlık denetleyemiyoruz. Elbette denetim ve ceza olmalı ancak kasıtlı ihlallerle sehven yapılan hatalar ayrılmalı. Cezalar caydırıcı olmalı ama işletmeleri faaliyet gösteremez hale getirmemeli” diye konuştu.

“Sürüş sürelerinde makul esneklik olmalı”

Trafik yoğunluğu ve beklenmedik gecikmelerin sürüş sürelerini etkilediğini belirten Kara, “İstanbul’dan çıkmak bazen saatler alıyor. Trafik kontrolü, yol çalışması veya kaza nedeniyle beklemek zorunda kalıyoruz. Bunlar dikkate alınmalı. Trafik güvenliğini tehlikeye atmadan makul bir esneklik sağlanmalı. Biz havadan kalkıp havadan inmiyoruz, karayolunda taşımacılık yapıyoruz” dedi.

Kara, zaman tarifelerinde de belirli sınırlar içerisinde iki-üç saatlik esneklik sağlanmasını, her değişiklik için yeniden bürokratik işlem yapılmamasını istedi.

“Fiyat tarifeleri aynı tarihte yenilenmeli”

Bilet fiyat tarifelerinde ortak takvim öneren Kara, “Bir firma tarifesini ocakta, diğeri martta alıyor. Maliyetler arttığında biri fiyatını yükseltebiliyor, diğeri beklemek zorunda kalıyor. Düşük fiyatla çalışan firma diğerini de etkiliyor ve ikisi de zarar ediyor. Bakanlık bütün firmaların üçer aylık dönemlerde aynı tarihlerde tarife yenilemesini sağlamalı. Olağanüstü akaryakıt artışlarında ayrıca güncelleme hakkı tanınmalı” dedi.

“Otogar ücretlerine tavan getirilmeli”

Otogar çıkış ve transit geçiş ücretlerinde yaşanan farklılıklara dikkat çeken Kara, “Otogar ücretlerinde ciddi bir dengesizlik ve keyfî uygulamalar var. Belediyeler ve terminal işletmecileri arasında büyük ücret farklılıkları oluşuyor. Nüfusa göre tavan ücretler yeniden belirlenmeli ve Ulaştırma Bakanlığı bunların uygulanmasını denetlemeli. Otogarlar tekel konumunda oldukları için işletmeciler bu ücretleri ödemek zorunda kalıyor” dedi.

Otogar giderlerinin işletmeler üzerindeki yükünün giderek ağırlaştığını belirten Kara, “Topladığımız parayı yakıta, personele, vergilere ve otogarlara dağıtıyoruz. Sonunda otobüs satıp işletmeyi döndürmeye çalışıyoruz. Teker döndükçe zarar ediyoruz. Bu sistem sürdürülebilir değil” diye konuştu.

“Ulusal araç takip merkezi kurulabilir”

Trafik güvenliği için teknolojiden yararlanılması gerektiğini belirten Kara, “Şirketimizde araç takip sistemleriyle sürücülerin ani frenlerini, hızlanmalarını ve riskli davranışlarını izliyoruz. Kaza yapan sürücülerin risk değerlendirmelerinde üst sıralarda olduğunu gördük. OİSD bünyesinde ulusal araç takip merkezi kurulabilir. Firmalara sürücü performans raporları sunulabilir. Bir kazayı önlemek bile çok büyük kazanımdır” dedi.

Kara, ciddi ve kanıtlanmış güvenlik ihlalleri nedeniyle işten ayrılan sürücüler konusunda da çalışan hakları ve kişisel verilerin korunması gözetilerek hukuka uygun bir bilgilendirme sistemi oluşturulmasını önerdi.

“D1 belgesi olan D2 taşımacılığı da yapabilmeli”

Yetki belgesi sisteminin sadeleştirilmesini isteyen Kara, “Düzenli sefer yapmak, grup taşımacılığından daha zor. Daha fazla organizasyon ve denetim gerektiriyor. D1 belgesi olan bir firma gerekli şartları karşılamak kaydıyla D2 kapsamındaki grup taşımacılığını da yapabilmeli. Neden iki ayrı belge almak zorundayız?” dedi.

“Bakanlıklar ortak masaya oturmalı”

Sektörün sorunlarının farklı bakanlıkların görev alanına girdiğini belirten Kara, “Bir sorun Ulaştırma Bakanlığını, diğeri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını, başka biri İçişleri veya Hazine ve Maliye Bakanlığını ilgilendiriyor. İlgili kurumlar ve sektör temsilcileri üç-dört ayda bir aynı masada toplanmalı, sorunlar karara bağlanmalı” dedi.

“Bakanlık sektörü kendi haline bırakmamalı”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının düzenleyici sorumluluğuna dikkat çeken Kara, sözlerini şöyle tamamladı: “Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğünün adında bile düzenleme sorumluluğu var. Bakanlık elindeki verileri kullanarak sektörü planlamalı. İhtiyaçtan fazla seferlere, kontrolsüz büyümeye ve haksız rekabete karşı önlem almalı. Kurallara uygun çalışan, güvenliğe yatırım yapan firmalar desteklenmeli. İki otobüsle yapacağımız işi beş otobüsle yapmaya devam edersek bu sektörün ekonomik olarak ayakta kalması çok zor.”

Ayhan Kara