Otomotivin duayen ismi Fatih Tamay, 43 yıllık iş hayatını anlattı. Otomotiv sektörü Türk iş hayatının 50 yıl ilerisinde

Tüm dünyadaki aynı kültürü bize öğrettiler ve biz de bunu kültürümüz haline getirdik. Ben program yapmadan hiçbir iş yapmam. Benim bir bütçem, iş planım, programım var. Türkler hep projeyi köprü veya baraj yapmak zannediyor. Her konu bir projedir. Türklerin zaman planı yok. Biz Türkler, plan yapmayı bile bir iş yapmak olarak görüyoruz ve yapmıyoruz. Bu tembellikten kaynaklanıyor. Aslında plan yapmak işimizi daha da kolaylaştıran bir süreç.

banner114
RÖPORTAJ 10.02.2024, 15:50 10.02.2024, 20:02 Taşıma Dünyası
Otomotivin duayen ismi Fatih Tamay, 43 yıllık iş hayatını anlattı. Otomotiv sektörü Türk iş hayatının 50 yıl ilerisinde

37 yıl Anadolu Grubu’nda çalışan Fatih Tamay ve 33 yıl Koç Grubu’nda çalışan Basri Akgül ile Rahmi Koç Müzesi’nde çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Muammer Başkan - Erkan Yılmaz

Anadolu Grubu’nda 37 yıllık çalışma hayatının ardından Fatih Tamay, 2017 yılında Anadolu Isuzu’ya veda etti. Fatih Tamay ile Rahmi Koç Müzesi’nde bir araya gelerek çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

İlk olarak söyleşimize 37 yıllık süreci konuşarak başladık: “Bu süreçte satın alma, tedarik, üretim planlama,ihracat, yedek parça satış, pazarlama, altyapı, ERP sistemlerinin devreye konulması ve kurumsallaşma yolunda çok farklı görevlerde bulundum. Herhalde çok çalışkan olduğum için çok görev verirlerdi. Bu görevlerde bulunmak beni önce donanım sahibi yaptı, ardından da olgunlaştırdı. Bunun, hem ben çok faydasını görüyorum hem de şu an yönetim kurullarında görev aldığım şirketler görüyor. Çünkü hazır bir tecrübeyi kazanmış oluyorlar.”

Şirketlerin en büyük problemi

Türkiye’de şirketlerin neredeyse tamamının patron firması olduğuna dikkat çeken Tamay, “Büyük bir kısmı aile şirketi. Neredeyse de tamamı patron firması. Şirketin kurucusu bazen bir baba veya büyük abi veya amca veya dede oluyor. Şirketlerin zaman içerisinde kurumsallaşarak sürdürülebilir büyümeyi sağlaması gerekiyor. Herkesin kurucu kadar zeki veya şanslı olması beklenemez. Şans veya zekâ genetik geçen bir şey değil, dolayısıyla bu yapılamıyor. Şirketlerin en büyük problemi; bir kişi karar veriyor ve veriye bakmadan kararlar alıyor” dedi.

Türklerin zaman planı yok

Fatih Tamay, otomotiv sektörünün Türkiye’nin iş hayatının yaklaşık 50 yıl ilerisinde olduğuna dikkat çekti: “Tüm dünyadaki aynı kültürü bize verdiler ve biz de bunu kültürümüz haline getirdik. Ben program yapmadan hiçbir iş yapmam. Benim bir bütçem, iş planım, programım var. Bu buluşmaya gelmek bile bir proje. Türkler, bir projeyi köprü veya baraj yapmak zannediyor. Her konu bir projedir. Buraya gelmek, sizlerle sohbet etmek hepsi bir proje. Hepsinin iş planına en azından zaman planına ihtiyacı var. Türklerin zaman planı yok. Türk olmakla gurur duyuyorum, ama yapı olarak biz Türkler tembeliz. Biz Türkler program yapmayı bile bir iş yapmak olarak görüyoruz ve yapmıyoruz. Bu tembellikten kaynaklanıyor. Aslında program yapmak işimizi daha da kolaylaştıran bir süreç.

Bütün notlarım Ipad’de ve bulutta

Çalışma hayatımda tuttuğum notlar var. 15 yıl önce ipad yoktu. Şu an bütün notlarım orada. Hafızaya kaydediyorum, her zaman da yanımda taşıyorum. ipad öncesinde yıllık ajandalarım vardı. Tekrar eden işleri bir sonraki yılın ajandasına bıkmadan, usanmadan geçirir ve yılın başında 2 Ocak’tan itibaren o planımı yapardım.

Basri bey çok dişli ve iyi bir rakipti

“Sizin notlarınız arasında da ‘Basri beye dikkat’ bölümü var mıydı” sorusunu yönelttik: “‘Basri beye dikkat’ diye bir not yok, ama Basri bey toplantılarda çok dişli ve iyi bir rakipti. Belden aşağı vurduğunu görmedim, ama rekabet için biz birbirimizi yerdik. İkimiz de kendi markalarımızın başarısı için çalışıyorduk. Bu çok doğaldı. Yoğun bir rekabet yapardık ama rekabet kavga değildir. Rekabeti kavga ile çok karıştırıyorlar. Rekabet ettiğin kişi düşmanın değil. Herkes kendi ürününü, kendi bilgisini satmak istiyor çok doğal, ama bunu çelme takarak yapmamak lazım. Rakibinizi çelme takarak, onu düşürerek değil ondan daha hızlı koşarak geçebilirsiniz.”

Her zaman iyi bir ekibe ihtiyacınız var

Fatih Tamay da ekip kurmanın ve yetiştirmenin önemini vurguluyor: “Çoğu şirketin yöneticileri de aynen patron gibi davranıyor. Bu yanlış. Ben hâlâ ekip yetiştiriyorum. İstanbul Sanayi Odası Vakfı’nda, Sabancı Üniversitesi’nin MBA programlarında mentörlük yapıyorum. Çünkü Türkiye’de bunun zayıf olduğunu görüyorum ve Türkiye’nin geleceğinin böyle şekilleneceğine inanıyorum. Anadolu’da söz vardır, ‘Şeyh uçmaz, müritleri uçurur’ (bunu bir benzetme olarak kullanıyorum. Kimse yanlış anlamasın). Dolayısıyla profesyonel yöneticilik sürecinde sizin iyi bir ekibe ihtiyacınız var. Doğru insanlarla birlikte çalışmalısınız. Ekiple birlikte varsınız. Çünkü bu bir takım çalışması. Bu benim çok inandığım bir nokta. Ben Japon kültürü ile büyüdüm. Japonlar tamamen takım çalışmasına inanıyorlar. Küçük kararlar dışında danışmadan, tartışmadan bireysel karar vermezler. Ben öyle insanlar yetiştirmeye çalıştım ki, benden sonra da sistem devam etsin. Bu insanların bir kısmı şirketten muhtelif nedenlerle ayrıldılar. Benim yetiştirdiğim birçok kişi şirketlerde CEO’luk, genel müdürlük yapıyor. Ben bundan büyük gurur duyuyorum. Gurur duymamak mümkün değil.”

İşin takip edilmemesine kızarım

Kızdığınız anlar olur muydu, sorumuza Fatih Tamay’ın cevabı şu şekilde oldu: “Ekip Arkadaşlarıma kızdığım zamanlar da olurdu, ama ağzımdan hiçbir zaman kötü bir söz çıkmazdı, onlar kızgınlığımı anlarlardı. Beni en çok işin takip edilmemesi kızdırırdı, buna hâlâ çok kızarım. Bazen birebir değerlendirme toplantıları yapardık; ‘senin benimle ilgili söyleyeceğin bir şey var mı, ben senin şu özelliğini geliştirmen gerektiğini düşünüyorum, bu sene biraz aksadın’ uyarısı yapardım. Ben zaten küfür eden, kötü söz söyleyen eski klasik patronvari, stresini karşıdakine ileten biri olsaydım buraya kadar gelemezdim. İş hayatımda küs olduğum hiç bir arkadaşım yok. Ayrılmama rağmen beni bayramlarda, yeni yılda,özel günlerde arayan çok iş arkadaşım,bayim,müşterim,tedarikçi sanayicim oluyor, telefonum hiç susmuyor. Eşim de söylüyor; bu telefon niye hiç susmuyor diye... Başarımın en önemli etkenlerinden biri bu anlayışa sahip olmam. Apple kurucusu Steve Jobs’un güzel bir sözü var: “Ben iyi insanlarla çalışmayı isterim, Biz eleman alırken, öyle bir insan seçmek isteriz ki, biz ona değil. O bize bir şey öğretsin.”

İnsan sevdiği işi yaparsa hobisi olur  

Fatih Tamay, hedef olarak belirlediği işleri yapmaktan mutlu olduğunu belirterek şunları söyledi: “Eskiden yaptığım işe özlem duymuyorum. Hâlâ otomotiv sektörünün içindeyim. 6 otomotiv tedarik sanayi şirketinin yönetim kurulundayım, Şu an yaptığım işi çok seviyorum. Ben hangi işi yaparsam onu çok severim zaten. İnsan sevdiği işi yaparsa hobisini her gün yapıyormuş gibi olur.”

2 yıllık balayı dönemi sona eriyor

Fatih Tamay otomotiv pazarında son iki yılda yaşanan balayı döneminin bittiğine dikkat çekti: “Türkiye’de enflasyonu düşürme ve kur enflasyon dengesini sağlama yönünde bunu da piyasayı biraz büzerek, faizleri başlangıçta yüksek tutarak, kurları da belli bir zaman içerisinde oturtarak çözme yolunda kamu maliye politikası var. Bu politikayı tutturmak için aslında pazarın biraz daha büzülmesi gerekiyor. Faizlerin bir çıt daha yukarı çıkması, kurların biraz daha serbest bırakılması gerekiyor. Ben yerel seçimler sonrası piyasanın biraz daha büzüleceğini düşünüyorum. Bu büzülme, önce ticari aracı, sonra binek tarafını vuracak. Vuracak derken her şey bitecek, çok kötü olacak demiyorum. Ama son iki yılda yaşanan balayı sona eriyor. Sektörde yer alan arkadaşlarımızın en tepe yöneticilerinden başlayarak en alttaki satıştaki arkadaşlara kadar yeni bir hayatın başladığını hissetmeleri ve bunu kabul etmeleri ve buna uygun yeni politikalar üretilmesi gerektiğini düşünüyorum. Mevlana’nın o güzel sözünü; ‘Dün, dünle birlikte yaşandı gitti cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım’ hatırlatmak lazım. Dolayısıyla eğer yeni bir iş alınmadıysa, yeni bir filo kurulması gerekmiyorsa, ‘otobüs ve kamyon sahibi veya şirket sahibinin biraz daha bekleyelim’ diyeceği bir döneme geldik. Şirketlerin genellikle iş planı, bütçeleri yok demiştik ya, işte şirketlerin iş planını buna göre yapmaları gerekiyor. Olmayanların Allah yar ve yardımcısı olsun.”

Ayakta kalmanın yolu

Çok çalışmak, düzenli çalışmak, dürüst olmak, şeffaf olmak. Olabildiğin kadar ilişki yönetimine gereken önemi ve değeri verirsen ayakta kalırsın. Bunları iyi yaptığın zaman iyi bir çevren, iyi bir takımın oluyor. İlişki yönetimi sadece müşteri ile değildir; takım arkadaşlarınla, yöneticilerinle, hissedarlarınla, müşterilerinle, kamu otoritesi ve basınladır. Bu söylediklerim zaman ve meşakkat ister. Hepsini yapabilmek zor bir iş. Bunların çoğunu yapabilen marka ile anılıyor. Kötü de anılabilirsiniz. Bizi kimse kötü anmıyor. Sosyal hayatımda da bunu yapıyorum. İşle, sosyal hayatı ayırmadım. Orada nasıl bir insan olmaya çalışıyorsam, öbür tarafta da öyle biri olmaya çalıştım. O yüzden hem sosyal çevremde hem de iş çevremde çok güzel ilişkilerim var.

En zor müşteri grubu: Otobüsçüler

Otobüs müşterisi Türkiye’deki zor müşteri grupları arasında yer alıyor; otomobil veya hafif ticari araç satmak gibi değil. Hatta kamyon müşterisinden daha zor. Otobüs müşterisinin büyük bir kısmı patron seviyesinde bireysel müşteriler. Genelde güçlü, servet sahibi insanlar. Onlara araç satmak çok zor bir iş. Ama zor olunca zaten zevkli oluyor. Ben otomobil satsam bu kadar zevk almazdım. Bir kere Türkiye’nin en zeki tüccarları var karşınızda. O zekâ ile bu işe sahip olmuşlar. Onlarla oturuyorsunuz, karşı karşıya ticari mücadele veriyorsunuz. İkna ederseniz, çok güzel. İlişkileri iyi yönetemezseniz başarılı olma şansınız yok. Kızdığım, hatta masalara yumruk vurduğumuz müşterilerimiz de oldu. Ama çok iyi dostluklar edindik. Ben hala başka bir şehirde bir toplantım varsa arıyorum. Geliyorum. Oradan ‘hemen akşam bizimlesin’ deniyor. Müşteri grubunu anlatırken tam da o sırada Mini Tur’un sahibi Mehmet Öksüz aradı. Konuştular… bize, şunları söyledi, “Çok iyi, çok önemli bir dost. Çok sık arar, sorar. Bende çok mutlu olurum.”

Sizden de çok şey öğrendik

İlk tanıştığımız günden bu güne kadar sizden de çok şey öğrendik. Öğrenme karşılıklı olmazsa zevkli olmaz. Doğru röportajlar, doğru bilgilendirmeler, doğru insanlara sayfada yer verip, doğru bilgilerini paylaşmanız çok değerli. Ben yayınınızı son sayfasına kadar okuyorum. Hatta başsağlığı ilanlarına kadar, hepsine bakarım. Burası büyük bir cemiyet, içinde herkesin bir payı var; siz de paydaşsınız. Basın ekonominin en önemli düzenleyicilerinden biri. Özellikle doğru işi yapan basını destekleyelim ki, doğru haber kaynağına ulaşabilelim, anlayışı içinde oldum.

İlk iş görüşmemde hedefimi söyledim

Fatih Tamay, Anadolu Grubu’nda işe başlayış sürecini de şu şekilde anlattı: “Anadolu Grubu, o dönemde Skoda pikaplar üretiyordu; Isuzu yoktu bünyesinde. Ben İTÜ Uçak Mühendisliği bölümü mezunuyum, direkt o zamanki Genel Müdürümüz Vural Ergun Bey ile görüşmüştüm. 

Vural Bey “Bizim sizin gibi, gençlere bir şey öğretecek, bize de farklı bir düzen getirecek, zeki arkadaşlara ihtiyacımız var”dedi ve başladım. İş başvurusu gibi bir şey olmadı. Türkiye’nin en yüksek puanla girilen fakültesini bitirmiştim. Bana “bu firmada gelecekte ne olmak istersin” diye sormuştu, ben de “Genel Müdür olmak isterim” demiştim. Genel Müdürümüz “iddiaya bak”dedi. “Ben genel müdür olmayı isteyeyim, ama olamasam bile ona yakın yüksek bir hedefim olsun” demiştim.  ■

Fatih Tamay, Basri Akgül (Rahmi Koç Müzesi)

Yorumlar (1)
Azmi ZÜLFİKAR 1 hafta önce
Çok keyifle okudum ve gurur duydum.
banner116
15
açık
banner155