OĞUZ ÇOBAN / Turizm Ulaşım Yönetimi Uzmanı
Havalimanı transfer sektöründe son yıllardaki değişimi yalnızca artan yolcu sayılarıyla açıklamak eksik kalıyor. Asıl değişim, hizmetin nasıl satıldığı ve nasıl üretildiği tarafında yaşanıyor.
Küresel pazar araştırmalarında havalimanı transferinin değer ve tedarik zincirinin artık ayrı bir başlık altında incelenmesi de bu açıdan dikkat çekici.
Çünkü bugün bir transfer rezervasyonunun yolculuğu, yolcunun yolculuğundan çok daha uzun olabiliyor.
Rezervasyon bir Online Seyahat Acentası (OTA) üzerinden gelebiliyor. Bir tur operatörü, seyahat acentası, DMC, kurumsal seyahat şirketi veya global transfer platformu üzerinden ilerleyebiliyor.
Son operasyonu ise Türkiye’deki yerel bir transfer şirketi gerçekleştiriyor. Küresel ölçekte bu yapı artık ciddi bir dağıtım ağına dönüşmüş durumda. Örneğin yalnızca bir teknoloji ağı, 80’den fazla ülkede 5.600’ün üzerinde doğrulanmış yerel operatörü seyahat platformlarına tek entegrasyon üzerinden bağlayabildiğini belirtiyor.
Bence bu gelişme transfer sektöründe önemli bir kavramı yeniden düşünmemizi gerektiriyor:
Müşteri kimin müşterisi?
Rezervasyonu satan platformun mu?
Operasyonu yöneten şirketin mi?Yoksa yolcuyla fiziksel olarak temas eden yerel operatörün mü?
Türkiye açısından konu daha da önemli.
Çünkü ülkemiz güçlü bir turizm destinasyonu olmasının yanında ciddi bir transfer üretim merkezi.
İstanbul, Antalya, Bodrum, Dalaman veya İzmir’de gerçekleşen bir transferin ticari sahibi başka bir ülkedeki şirket olabilir.
Ama hizmetin gerçek üretimi burada gerçekleşiyor.
Araç burada.
Şoför burada.
Karşılama burada.
Trafik, uçuş gecikmesi, bagaj problemi ve yolcunun beklentisi burada yönetiliyor.
Yani değer zincirinde satış küreselleşirken, hizmetin üretimi hâlâ son derece yerel.
Tam da bu nedenle sektörün geleceğinde yalnızca kimin daha fazla rezervasyon sattığına değil, zincirin hangi noktasında ne kadar değer üretildiğine bakmamız gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü rezervasyon zincirde birkaç sistemden geçebilir.
Ama yolcunun deneyimlediği hizmet bir kez üretilir.
Üstelik müşteri çoğu zaman transferi gerçekleştiren şirketin adını bile bilmiyor olabilir.
Buna rağmen platformun müşteriye verdiği sözün önemli bir bölümünü sahada yerel operatör taşır.
Bu da yerel operatörü yalnızca bir “tedarikçi” olarak görmenin ne kadar doğru olduğu sorusunu ortaya çıkarıyor.
Bence önümüzdeki dönemin önemli tartışmalarından biri bu olacak:
Transfer sektöründe gerçek değer nerede üretiliyor ve bu değerden kim ne kadar pay alıyor?
Çünkü dijitalleşme rezervasyon zincirini her zaman kısaltmadı.
Bazı durumlarda tam tersine, zincire yeni oyuncular ekledi.
Artık rekabeti anlamak için yalnızca müşteriye kimin satış yaptığına değil;
müşteriye verilen sözü kimin yerine getirdiğine de bakmak gerekiyor...