banner42

Şehiriçi Ücretsiz Ulaşım Hakkının Hukuki Değerlendirilmesi

Şehiriçi Ücretsiz Ulaşım Hakkı Nedeniyle Özel Teşebbüsün Katlandığı Maliyetin ve Mahrum Kaldığı Kârın Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi...

21 Kasım 2018 Çarşamba 09:34
Bu haber 8789 kez okundu
Şehiriçi Ücretsiz Ulaşım Hakkının Hukuki Değerlendirilmesi
AV. KENAN GÜRBÜZ
www.kenangurbuz.com


4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 1’inci maddesinde sayılan kişiler demiryolları ve denizyollarının şehiriçi hatları ile belediyelere, belediyeler tarafından kurulan şirketlere, birlik, müessese ve işletmelere veya belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehiriçi toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanmaktadır. 2013 yılında 4736 sayılı Kanunda 6495 sayılı Kanunun 88’inci maddesi ile değişiklik yapılmış ve ücretsiz ulaşım hizmeti verilecek kişiler arttırılmıştır. Özel kişilerce yürütülen ulaşım hizmetlerinden ücretsiz yararlanılmasına yönelik sosyal devlet ilkesi kapsamında yapılan kanuni düzenleme özel kişilerin belirli bir maliyete katlanmasına ve kârdan mahrum kalmasına yol açmaktadır. Bu bakımdan, kamu hizmetinin bedelsizliği ilkesi uyarınca bu durumun hukuken değerlendirilmesi gerekmektedir.

Toplu taşıma hizmetleri, kamu hizmetleri kapsamındadır. Kamu hizmeti, toplumun önem kazanmış olan ortak ve genel bir ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak kamu tüzel kişileri ve onların denetimi altında özel kişilerce yürütülen bir faaliyettir (Aydın Gülan, Kamu Hizmeti Kavramı, İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, 9/1-3, s. 147). Anayasa Mahkemesi kamu hizmetini, devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri altında, genel ve ortak gereksinmeleri karşılamak, kamu yararı ya da çıkarını sağlamak için yapılan ve topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinlikler olarak tanımlamıştır (Anayasa Mahkemesi’nin 28.06.1995 tarih ve E: 1994/71, K:1995/23 sayılı kararı).

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15’inci maddesinin (f) bendi uyarınca toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasındadır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7’inci maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde; “Büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek. Büyükşehir içindeki toplu taşıma hatlarıyla ilgili olarak; şehir merkezine olan uzaklık, nüfus ve hattı kullanan sayısı kriterleri esas alınarak tespit edilecek hatlarla ilgili toplu taşıma hizmetlerinin işlettirilmesine karar vermek” büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. Söz konusu yasal düzenlemeler uyarınca toplu taşıma hizmetlerinin kurulması, işletilmesi, işlettirilmesi, toplu taşıma araçlarına ruhsat verilmesi belediyelerin asli ve zorunlu görevlerindendir. Toplu taşıma hizmetlerinin düzenli ve sürekli olarak yerine getirilmesi suretiyle toplumsal ihtiyacın karşılanması gerekmektedir. Toplu taşıma hizmetlerinin özel kesim tarafından yürütülmesi onun kamu hizmeti niteliğini etkilemez.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesinde; “Belediye, (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen hizmetleri Danıştayın görüşü ve İçişleri Bakanlığının kararıyla süresi kırkdokuz yılı geçmemek üzere imtiyaz yoluyla devredebilir; toplu taşıma hizmetlerini imtiyaz veya tekel oluşturmayacak şekilde ruhsat vermek suretiyle yerine getirebileceği gibi toplu taşıma hatlarını kiraya verme veya 67 nci maddedeki esaslara göre hizmet satın alma yoluyla yerine getirebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Söz konusu yasal düzenleme uyarınca, toplu taşıma ve ulaşım hizmetleri ruhsat, imtiyaz sözleşmesi, toplu taşıma hatlarının kiraya verilmesi veya hizmet satın alma yoluyla yerine getirilebilecektir. Toplu taşıma hizmetleri çoğunlukla imtiyaz sözleşmesi veya ruhsat yöntemi ile gördürülmektedir. Kamu tüzel kişileri tarafından yürütülen kamu hizmetlerinde geçerli olan süreklilik ve düzenlilik, nesnellik ve eşitlik, bedelsizlik ilkeleri özel teşebbüs tarafından yürütülen kamu hizmetlerinde de geçerliliğini koruyacaktır. Kamu hizmetlerinde bedelsizlik ilkesi anlayışı zaman içerisinde değişime uğramıştır. Günümüzde hizmetten yararlananlardan belirli bir ücret alınmaktadır. Kamu hizmeti karşılığı alınan ücretin hukuki niteliğinin belirlenmesi gerekir. Kanaatimizce, özel teşebbüs tarafından yürütülebilen kamu hizmetlerinde ücret fiyat niteliği taşımakta ve bu da maliyet artı kâr unsurlarını içermektedir (Aynı yönde: Uyuşmazlık Mahkemesinin 17.6.1996 tarih ve E:1996/33, K:1996/76 sayılı kararı).

Taşıma ücretleri belediyeler tarafından tek taraflı olarak belirlenirken işletmecilerin makul kâr esasına göre çalışmakta olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır. Devletin, sosyal ödevleri kapsamında 4736 sayılı kanun hükümleri uyarınca ücretsiz taşıma hizmeti vermeleri hukuken mümkün olmakla birlikte, makul kâr esasına dayalı olarak belediyelerce belirlenen ücret tarifeleri uyarınca çalışan taşımacıların bu kapsamda taşıdıkları yolculara ilişkin maliyetlerin tam olarak karşılanması gerekir. Diğer bir ifadeyle, ücretsiz taşınan yolculara ilişkin olarak özel teşebbüsün katlanmak zorunda kaldığı maliyet ve elde edemediği makul kâr karşılanmalıdır. Bu kapsamda 4736 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında; “İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri kapsamında, belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehiriçi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracı ile özel deniz ulaşımı aracı için bunların işletmecilerine, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten ilgili belediyeler aracılığıyla her ay gelir desteği ödemesi yapılır. Yapılacak aylık gelir desteği ödemesini yıllık olarak belirlemeye, bu tutarı faaliyette bulunulan yere ve/veya belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehiriçi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracını taşıma kapasitesine göre farklılaştırmaya ve yapılacak ödemeye ilişkin diğer esas ve usuller Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken altı ay içinde belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu yasal düzenleme uyarınca Ücretsiz Seyahat Kapsamında Yapılacak Gelir Desteği Ödemesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 06.01.2016 tarih ve 29585 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan yönetmeliğin “ödeme miktarı” başlıklı 6’ıncı maddesinde; “(1) Bu Yönetmelik kapsamında gelir desteği ödemesinden yararlanacak olan işletmecilere; a) Şehir içi toplu taşıma hizmeti veren her bir özel denizyolu ulaşımı aracı için aylık (Değişik ibare:RG-8/6/2018-30445) 1000 TL, b) Diğer ulaşım araçlarından; 1) Ankara ve İstanbul büyükşehir belediyelerinde şehir içi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracı için aylık (Değişik ibare:RG-8/6/2018-30445) 1330 TL, 2) Büyükşehir belediyesi olan diğer illerde şehir içi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracı için aylık (Değişik ibare:RG-8/6/2018-30445) 1000 TL, 3) Büyükşehir belediyesi olmayan illerde şehir içi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracı için ise aylık (Değişik ibare:RG-8/6/2018-30445) 800 TL, 4736 sayılı Kanun kapsamında sayılan kişileri ücretsiz yararlandırmaları kaydıyla gelir desteği ödemesi yapılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

İşletmecilerin ücretsiz taşıdığı yolcuların sayısına bakılmaksızın Ankara ve İstanbul için ayrı, diğer büyükşehir belediyeleri için ayrı, büyükşehir belediyesi olmayan iller için ayrı gelir desteği belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Hangi kriterlere göre tespit edildiği belirli olmayan gelir desteğinin taşımacıların katlandıkları maliyeti karşılama olanağı bulunmamaktadır. Maliyet+makul kâr esasına göre taşımacılık hizmetlerini yürüten işletmecilerin taşıdığı kişilerin büyük bir kısmının ücretsiz olarak hizmetten faydalanması, kamu hizmetinin etkin ve verimli olarak yürütülmesini engellemekte ve işletmecilerin zarara uğramasına neden olmaktadır. Başka bir anlatımla, artan akaryakıt fiyatları ve ücretsiz taşınan yolcuların toplam taşınan yolcu sayısına oranı dikkate alındığında, kamu hizmetini yürüten özel kişilere ödenen gelir desteği işletme maliyetini karşılamamaktadır. Toplu taşıma hizmetlerinde kullanılan aracın yaşı, personel ve işletme giderleri ve ileriye dönük yatırımların karşılanması amacıyla işletmecilerin kâr elde etmesi gerekmekte olup, bu husus hizmet kalitesinin sağlanması bakımından da önem arz etmektedir.

Ücretsiz taşınan yolcu sayılarının elektronik kart sistemlerinin kullanılması nedeniyle tespit edilmesi mümkündür. Bu nedenle, gelir desteği tutarı belirlenirken ücretsiz taşınan yolcuların sayısı dikkate alınmalıdır. Ayrıca belediyelerce, ücretsiz taşımacılık nedeniyle özel şahıs ya da şirketlerin katlanmak zorunda kaldıkları maliyet hesaba katılarak taşıma ücreti tarifeleri belirlenebilir. Taksi, taksi dolmuş ve dolmuş ile şehiriçi taşımacılık yapan özel kişiler yönetmelik ile ücretsiz taşımacılıktan muaf kılınmıştır. Ücretsiz taşımacılığın getirdiği tüm yüke özel halk otobüsleri katlanmaktadır. Bu durum çözümü için ücretsiz ulaşım hakkına yönelik günlük limit getirilmesi veya gelir seviyesi düşük olan kişilere bu hakkın verilmesi yerinde bir uygulama olacaktır. 4736 sayılı kanunda ödeme gücü dikkate alınmaksızın tüm altmış beş yaş ve üzeri kişiler için ücretsiz seyahat hakkı getirilmiştir. Ancak bu uygulama sosyal hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Çünkü ödeme gücü bulunan kişiler de ücretsiz olarak hizmet almakta ve böylece oluşan külfete kamu katlanmak zorunda kalmaktadır.

    Yorumlar

E-Gazete
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 26 Kasım 2018 Manşeti
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 26 Kasım 2018 Manşeti
Arşiv

banner44