Bir önceki yazım üzerine epey tepki geldi, olumlu olumsuz. Bu gazete, sektörel yayındır ve bu sayfalarda siyaset yapılmamalıdır… Hak verdiniz mi, bu düşünceye? Ben vermedim. Nedenini anlatacağım.

Amerika Birleşik Devletleri İran’a saldırdı, karşılıklı bombalar yağdırdılar birbirlerine ve yandaşlarına… Türkiye bu savaşın dışındaydı. Olmaması, bitirilmesi için çaba da harcadı en üst düzeyde. Karayoluyla yolcu taşımacılığı sektörünün en önemli girdisi akaryakıt zam üstüne zam yedi, kısa ve uzun vadeli planlamalar altüst oldu. Yani, siyaset sektörü de belirledi.

Berat Albayrak, faizi düşük tutmak amaçlı devletin kasalarındaki milyarlar düzeyindeki (128 milyar) Doları harcadı. Ne yapabilirdi? Faiz yüksel(til)seydi ne devletimiz 128 milyar Dolar kaybederdi ne de altın rezervimiz boşalırdı.

Peki, ne oldu aradan geçen on yıl sonra… Yürüyen fabrika olarak nitelenen otobüslerini satan bireysel otobüsçü, parasını faize yatırdı ve bir eli yağda, bir eli balda gül gibi geçiniyor çoluğu çocuğuyla, hatta tatile bile gidiyor. Ne aracı arızalandı, yenilenmesi gerekir ne sefer sayısı ne de mazot pahalandı sorunu yaşıyor.

Bu devran böyle gider mi? Sektörü taşıyan bireysel otobüsçü ayrılınca sektörde yaşanan ve yaşanması olası sorunlar bir yana; seçim/erken seçim/Anayasa değişikliği gibi birbirinden çok farklı sorunlar nedeniyle yolun sonu göründü. Böyle yaşamayı seçen otobüsçüler (ki, farklı alanlarda farklı insanlar da var; daha da ilginci oturduğu evi satıp kiraya geçen, parasını da faize yatırıp çocuklarını özel okullarda okutanlar var) bir süre sonra attan düşmüş karpuza dönecek.

Bu, sorunun bir kısmı, su üstündeki kısmın küçük bir parçası; bunu genişletin, toplumsal ekonomik, ekolojik ve tam da içinde bulunduğumuz gibi siyasal sorunlarla yüz yüze geliriz. Bu durumun sorumlusu, kişi değil anlayıştır, yaklaşımdır. Dünyayı tanımamaktır ve daha da kötüsü, siyasete bulaşmayalım deyip körebe oynamaktır. İleriyi, bizler göremiyoruz, idarecilerimiz de göremiyor ve çözümsüzlük girdabında boğuluyor. Bu da demektir ki, sadece bizler değil, bizlerden sonraki, hatta onlardan sonraki kuşaklar da sorunlar içerisinde yaşayacak. Küçük bir not eklememe izin verin. Paradan altı sıfır atılarak “güya” bir rahatlama sağlanmıştı ve onu sürdürmek için tedavüldeki en yüksek paradan (200 TL) daha büyük para basılmıyor. Gayrı safi milli hasıla, asgari ücret, geçem standardı, haklarını isteyenlerin meydanlara dökülmesini saymıyorum bile…