Bu ne acaip bilmece / Ne gündüz biter, ne gece.
Kime söyleriz derdimizi; / Ne hekim anlar, ne hoca.

Televizyonlardaki parodilerin birinde vardı: “Olmaz dedim, oldu. Bir daha olmaz dedim, yine oldu. Bu sefer olmaz ya dedim, gene oldu” sözü… tam da Türkiye’yi anlatıyor. Birkaç saattir Orhan Veli’nin “Pireli Şiiri” takıldı aklıma, söyleyip duruyorum. Bu kadarı da olmaz!

Tam uzun bayram tatili öncesi, daha da önemlisi seçim dönemine girerken, ekonomi yerlerde sürünürken, yetmemiş gibi enflasyon her seferinde yeniden -ama birkaç basamak yüksekten- güncellenirken, bu yapılan hiç doğru olmadı. Tabii, tuzu kuru olanlara bir şey olmaz. Olan emeğiyle gece gündüz çalışıp da evine ekmek götürmek için kara kara düşünenlere olacak.

Orhan Veli, “Kimi peygambere inanır;
Kimi saat köstek donanır;
Kimi kâtip olur, yazı yazar;
Kimi sokaklarda dilenir.
Kimi kılıç takar böğrüne;
Kimi uyar dünya seyrine:
Kan hesabına geceleri,
Gündüzleri baba hayrına.
Bu düzen böyle mi gidecek?
Pireler filleri yutacak…
” diyor şiirinde.

Kimsenin anlamadığı, kimsenin anlatamadığı, aslına bakılırsa anlamlandıramadığı da bir “mutlak butlan” (kesin geçersizlik) kararı verdi mahkeme. Gerekçesi nedir, ne kadar doğrudur, niye olmaz deniyor, bizim dışımızda; hukukçularla siyasetçiler konuşacak, hepimiz öğreneceğiz. Ama iş işten geçmiş olacak. Karar verildiği duyulduktan sonra Borsada “devre kesiciler” çalıştı. Döviz, altın fiyatlarında kimsenin aklına gelmeyen düşüş ve yükselişler yaşandı. Aynı gün sabah motorine zam gelmişti… Bu akşam yeniden gelecektir, “bekleyin anacıım”.

Mutlak butlan güya CHP için verildi, ama bu, SİYASİ BUTLAN. Herkes, her parti, hatta seçime giren her aday itiraz edip yerel seçimleri yok say(dır)abilir. CHP ister kazansın ister kaybetsin, seçime katılan her aday mahkeme kararıyla "olmayan" bir adaya oy verilmesinin kendi kazanma olasılığını engellediğini iddia edebilir. Madem "hukuk", bu durumda, hukuki olarak haklı da olur. Alın size kaos, kördüğüm, sorun; hem ekonomik hem demokratik hem demografik…

Olan yine yurttaşa oluyor. Uzun bayram tatilinde evine, ana babasının yanına gidecek hasret giderecekti. Daha yola çıkmadan vaz mı geçsem demeye başladı. Bırakın dönüşlerini, bir saat sonralarını bile görebilecek durumda değiller. Sahi, egemen erk görebiliyor mu? Nerdeee! Onlar zaten görmüyor(du). Anayasal haklar kısıtlanırken, gazeteciler tutuklanırken, arkası kuvvetli birileri suçlu oldukları halde cezasızlıkla ödüllendirilirken sıradan insanın sesini çıkartmayacağını mı düşünüyorsunuz? Gülistan Doku’nun intihar etmediği, öldürüldüğü anlatıldı yıllarca, ne olduysa, hangi “iyi saatte olsunlar” girdiyse devreye Vali’den başlayarak birçok insan suçlandı, tutuklandı.

Şahsen ben, bunun bir seçim yatırımı olduğunu düşünüyorum, ama bir umut da var, gelecek için. Bu son “mutlak butlan” ile o umut da sönüyor.

Peki, ne olmalı? Kim ne yapsın? İktidar olma yolunda hızla ilerleyen, ama iktidar olmamak için de kırk dereden su getiren CHP’yi ve CHP’li seçmeni daha da teşvik edecek bu durum. 2023 yılındaki genel kuruldan sonra, bir yerel seçim yapılmış, iki genel kurul geçirilmiş -ne hukukmuş, ama değil mi- ancak “kuş tuttuğunu bırakmaz” misali, iktidar kendini korumaya almayı böyle garantilediğini sanıyor. Ne büyük yanılgı!

Geçen gün bir film izledim. Bir adam, mimar olmak istemiş ama okulu bitirememiş, çocuk yapmak istemişler eşiyle ama fırsat olmamış, eşi okulunu bırakmış, gece gündüz çalıştığı halde iki yakalarını bir araya getirememişler …ve sonunda ayrılmışlar. Adam psikoloğa gidiyor ve hep karşısındakini suçluyor. Kendisi sütten çıkmış ak kaşık… Psikolog, adamın konuşmasını, yaşadıklarını anlatmasını istiyor sürekli, farkına varsın diye… bizde de aynı. Ne iktidar farkında ne muhalefet gidişatın kötü olduğunun. Ne hukuk var ne adalet ne insan hakları ne basın özgürlüğü… varsa yoksa birçok kentin neredeyse yüzde 80-85’ini maden aramaya açmak. Neden? Maden arayanlardan para alınacak ve seçim yatırımı yapılacak (öyle ya, kolay değil, onca propaganda, afiş, bayrak, gezi için para lazım). Sonra… Sonrası yok. Ne tarım kalacak ne hayvancılık ne temiz su ne temiz hava ne de temiz yaşam! Sadece daha yoksul, daha zorlu, daha sıkıntılı bir gelecek. Devletin barınma, beslenme, sağlık ve eğitim gibi zorunlu yapması gereken ödevleri var. Hangisini yapabiliyor? Hiçbirini. Üstüne üstlük her şeye zam gelirken çalışanların ve emeklilerin maaşı yerinde sayıyor.

Bu ne acaip bilmece!
Ne gündüz biter, ne gece.
Kime söyleriz derdimizi;
Ne hekim anlar, ne hoca.
Kimi işinde gücünde,
Kiminin donu yok kıçında
Ağız var, burun var, kulak var;
Ama hepsi başka biçimde.
Bu düzen böyle mi gidecek?
Pireler filleri yutacak;
Yedi nüfuslu haneye
Üç buçuk tayın yetecek?
Karışık bir iş vesselâm.
Deli dolu yazar kalem.
Yazdığı da ne?
Bir sürü ipe sapa gelmez kelâm.

Bu karışıklığın sebebi apaçık ortada. Kimi koltuğu bırakmak istemiyor, kimi yeniden koltuğuna kurulmak için fırsat kolluyor. Olan hepimize oluyor. Sonra da bayrammış! Bayram benim neyime.