Karayolu yolcu taşımacılığında tehlike çanları artık çok daha güçlü çalıyor. Motorinin litresi 100 lirayı geçti. Bu sadece pompada görülen üç haneli yeni bir rakam değil; şehirlerarası ve turizm taşımacılığı yapan işletmeler için sürdürülebilirlik sınırının giderek zorlandığının göstergesi.

9 ayda yüzde 84’lük artış

1 Ocak 2026’da İstanbul’da 54,46 TL olan motorin, 17 Eylül’de 100 TL’nin üzerine çıktı. Dokuz ay bile dolmadan yaklaşık yüzde 84’lük artış yaşandı.

Aylık ortalamalar maliyet yangınının seyrini daha açık gösteriyor: Ocak 55,40, Şubat 58,17, Mart 67,60, Nisan 74,17, Mayıs 68,34, Haziran 65,42, Temmuz 71,41, Ağustos 79,77 TL. Eylül ayında ise 100 TL eşiği aşıldı.

Otobüsçünün en büyük giderlerinden biri akaryakıt. Uzun yol yapan bir otobüsün aylık tüketimini düşündüğümüzde litre başına 40-45 liralık farkın işletmeye getirdiği ilave yük yüz binlerce liraya ulaşabiliyor.

Dahası, yaz sezonu bitti. Yolcu azalıyor, doluluklar düşüyor. Maliyet yükseldi diye bilet fiyatını aynı oranda artırmanız mümkün değil. Çünkü yolcunun da bütçesi belli.

Araç fiyatı, lastik, bakım, personel, otoyol ve köprü ücretleri zaten artmış durumda. Şimdi bunların üzerine 100 lirayı geçen motorin ekleniyor.

Sektörün sesine kulak verilmeli

Buradan açık bir uyarı yapmak gerekiyor: Otobüsçünün taşıdığı sadece yolcu değil, her geçen gün ağırlaşan bir maliyet yüküdür.

Bu nedenle ticari yolcu taşımacılığında kullanılan akaryakıt için ÖTV indirimi veya sektörün yükünü hafifletecek özel bir destek mekanizması artık ciddi biçimde gündeme alınmalıdır. Karayolu yolcu taşımacılığı bir lüks değil, milyonlarca insanın ulaşım ihtiyacını karşılayan temel bir hizmettir.

Motorin 100 lirayı geçtiyse artık “zam geldi” deyip geçemeyiz. Sektörün sesine kulak verilmesinin zamanı geldi.

Bu maliyetlerle karayolu yolcu taşımacılığı daha ne kadar sürdürülebilir?