Dr. Zeki Dönmez, “Terminal” yazı dizisinin ikinci bölümünde terminal kullanımına ilişkin mevzuattaki belirsizlikleri, kalkış-varış zorunluluğunun yorumlanışını ve tarifeli taşımacıların karşılaştığı uygulama sorunlarını ele alıyor. Terminal zorunluluğu gerçekten neyi kapsıyor? Sahadaki gerçek ihtiyaçlar ve düzenlemeler arasındaki fark bu analizde.

Yolcu taşımacıları, özellikle de tarifeli taşımacılar açısından çok önemli gördüğümüz için başladığımız terminaller yazı dizimizin ilk bölümünde terminal tanımları, eski ve yeni mevzuatta taşımacıların terminal ile ilgili zorunlulukları, bunların yerine getirilme seçenekleri ve uygunluğu üzerinde durmuştuk.

Terminal yetki belgeleri ve özellikleri ile işletilmesi konusuna doğru gideceğimiz yazı dizimizde önce terminallerin kullanımı üzerinde duracağız. Zira terminallerin yapısı ve özellikleri bu amaçlara uygun olmalıdır. Bu yazının iyi anlaşılması için ilk yazımı okumamış veya unutmuş olanların bunu gözden geçirmelerinde fayda görüyorum. Şimdi terminal kullanımı konusuna geçebiliriz.

Eski Yönetmeliklerde terminal kullanımı

Taşıma Kanunu öncesinde yürürlükte olan eski yönetmeliklerde terminallerin hangi işlerde kullanılacağı veya hangi işlerin terminalde yapılması gerektiği konusunda doğrudan bir düzenleme yer almıyor. Buna karşılık, bir yaptırım gücü olmasa da terminal tanımı içinde terminallerin ne işe yarayacağı yer alıyor: indirme-bindirme, bekleme, haberleşme, şehir ulaşımı ve bilet satışı gibi hizmetlerin burada yapılabileceği belirtiliyor. Bunlardan eskiden çok önemli olan haberleşme imkânları artık önemini kaybetti. Eskiden terminallerdeki jetonlu telefonlar çok çok önemliydi. Yine o dönemlerde önemli olan bilet satış hizmeti, gelişen koşullarda uzaktan satış imkânlarına bağlı olarak önemini kaybetti. Diğerleri geçerliliğini koruyor. Belirttiğim gibi bunların terminalde yapılması yönünde bir zorunluluk ifade edilmiyor.

Yeni mevzuatta durum

Terminal veya kullanım hakkı sahipliğinin yer aldığı Taşıma Kanunu’nda nelerin terminalde yapılacağı veya yapılması gerektiği yönünde doğrudan bir düzenleme yok. Sadece 32. maddede kalkış-varışlarla ilgili bir zorunluluk bulunuyor.

Mevcut yönetmeliklerde ise taşımayla ilgili bazı önemli konuların terminalde yapılması için ayrıca önemli düzenlemeler yer alıyor. Tüm bunları ayrı konular olarak ele alacağım.

Kalkış-varışlar

Taşıma Kanunu’nun 32. maddesinde “Düzenli seferli yolcu taşımalarında kalkış ve varışların bir terminalden yapılması esastır” düzenlemesi yer alıyor. Bu ifadenin kanuna girmesini öneren ve savunan kişi benim, ancak fazlaca zorlanarak adeta haksız bir eziyete dönüştürüldüğünü gördüğüm için üzgün ve pişmanım. Bu nedenle, üzerinde özellikle durmak istiyorum. Öncelikle belirteyim ki, ifadenin sonunda “zorunludur” denmiyor, “esastır” deniyor. Bunun, benim kast ettiğim net anlamı, mümkün olduğunca veya terminal varsa terminalin kullanılmasının iyi olacağı şeklindedir. İsteyenler Kanunun o günkü gerekçelerinde araştırma yapabilirler. Bugün adeta terminal yoksa ve buradan kalkış ve varış yapılamıyorsa sefer de yapılamaz noktasına gelindiğini görüyorum. Hâlbuki sefer yapmanın bir çözümü olmalıydı. Yine Kanunda bu terminalin yönetmelikteki şartları sağlayarak yetki belgesi alabilecek türden bir terminal olması gerektiğini de hiç kast etmedim. Zira bunun yüksek maliyetleri olması ve büyük şehirlerde, insanların çok uzaklardaki bu terminale giderek seyahatini başlatması gibi olumsuzlukları şimdi daha net görülüyor. Bunlar çözülmeli.

İnsanlar tarafından gerçekleştirilen her iş veya eylemin bir başlangıcı, bir de sonu veya bitişi vardır. Bu iki uç nokta arasında mutlaka molalar, durmalar, duraklamalar olur. Bunlar ara başlangıç veya bitiş noktaları değildir. Taşımacılıkta da öyle. Kalkış ve varış arasındaki durma ve duraklamalar kalkış-varış sayılıp onlara da terminal şartı getirilemez. Kanundaki kalkış ve varış zorunluluğu başlangıç ve bitiş noktaları içindir. Yani yanlış kullanımları önlemek açısından sadece ilk kalkış ve son varışlar bu kurala tabidir.

İndirme-bindirme

Doğrusu bindirme-indirme olması gereken bu konu da bu kapsamda bulunacak ve ilk kalkış ve son varış dışındaki bindirme ve indirmeler olacaktır. Terminal zorunluluğu gereği ilk kalkış ve son varıştaki bindirme ve indirmeler zaten terminal kuralına tabidir.

Kanunda bu indirme ve bindirmeler için terminal zorunluluğu yok. Tabii ki, terminallerde bindirme ve indirme yapılabilir ama bu şart değildir. Yönetmelik 58.1.a.1 tüm indirme ve bindirmeleri kalkış ve varış olarak görüp terminal kuralına bağlıyor. Kanunda böyle bir şey olmadığı gibi ayrıca ara duraklardaki bindirme ve indirmelerden söz ediliyor. Bunların illa da terminal olması hiç de öngörülmüyor. Bugüne kadar terminal olmayan bir ara durak yönetmeliklerde yer almadı.

Şüphesiz ki, trafik düzeni içinde durma ve duraklamalar, bindirme ve indirmeler belirli kurallara tabi olmak zorundadır. Ancak diğer tüm taşıtların durma ve duraklamalarında, bir problem yokmuş gibi, tarifeli taşımaları bindirme ve indirme yönüyle adeta yapılamaz hâle getiriyor. Trafik akışını engellemeyen bir noktada niye indirme veya bindirme yapılamasın?

Otoyol, devlet yolu, il yolu, köy yolu gibi yol statüleri var. Her birinin kendi göre imkânları veya kısıtları da var. Otoyollar özel düzeni olan yollardır. Bunlarla ilgili düzenleme yapılması gerekmez. Ancak otoyollar üzerindeki belirli yerlerde belediyelerin indirme-bindirme izni verdiğini görüyorduk. Şimdi o da görülmez oldu. Neredeyse otoyol üzerindeki dinlenme tesislerinde yolcuyu indirip bindirseniz tespit edilip suç sayılması söz konusu olacak. Hâlbuki trafik akışına zarar vermeden bindirme-indirme yapılabilecek noktalar çokça var. Bırakınız, yerleşim birimlerinde gerekli görürlerse yerel idareler bu noktaları sınırlasınlar.

Benim köyüm

Büyükşehir olmayan bir ildeki köyüm, büyükşehir olan bir ile giden D4 hattı üzerinde. Günde bir yolcu taşıma aracı geçer. Zaten tüm trafik kışın günlük 5-10, baharda 15-20, yazın da 50-100 araç civarındadır. Köyde ne terminal ne de ara durak vardır. Zaten kışın 15-20 kişi yaşar ve nadiren yolcu çıkar. Kalkış yerinde bile terminal yok. Oradan da günde iki-üç vasıta ancak kalkar. Bir ucu büyükşehir olan taşımanın kurallarına uymak çok zor. Bunlara göre yapılacak seyahatte bizim köyde indirme bindirme yapılamayacak. Bizim köylüler lüks araçlarına binip kalkış-varış noktasına gitmek zorunda mı? Daha önce de eleştirmiştim, bu taşıma düzenini kuranlar hep büyükşehirlerde mi yaşamış veya şehirler arasında mı seyahat etmişler diye… Hayatın normallerine bakmak, ihtiyaçları ve kuralları buna göre belirlemek gerekmez mi? Hâlen caminin önünde birkaç dakika bekleme ile gelen araca binip gidiyoruz. Yazın, sıcak günlerde araçtaki yolcular bunu bir fırsat sayıp caminin önündeki köy çeşmesinin soğuk suyundan içebiliyorlar. Ne güzel.

Tarifeli-tarifesiz ayrımı

Karayolu Taşıma Kanunu hazırlıkları döneminde yolcu taşımalarının yüzde 80 kadarının tarifeli, yüzde 20 kadarının da tarifesiz olduğunu hatırlıyorum. Kalkış ve varış önerisini yaparken de tarifeli taşımaların mümkün olduğunca, varsa terminalden yapılmasını önemsedim. Gelişme aşamasındaki tarifesizler, özellikle ayrıcalık gibi oldu. Buna rağmen tarifeli ve tarifesiz taşımalar aynı terminal kurallarına tabi. Buna göre hepsinin kalkış-varış ve indirme-bindirme yönünden farkları olmamalı. Tahran’a gittiğimde tarifeli-tarifesiz tüm taşımaların aynı terminali zorunlu olarak kullandığını öğrenmiştim. Tarifeli taşımacılar belirli yol ve köprüleri kullanmak zorundayken ülkemizde tarifesiz taşımalar AVM önü, köprü altı, park kenarı, mobilyacı karşısı, istasyon bitişiği… gibi yerlerden kalkış-varış yapabiliyorlar. İstedikleri yolları kullanabiliyorlar. İstedikleri yerlerde indirme-bindirme yapabiliyorlar. Büyük çoğunluğu oluşturan bu taşımalar trafikte hiçbir problem yaratmıyor. Ama oranları azalmış, bu gidişle, tükenmesinden korktuğum, tarifeli taşımacılar her türlü cendereye sokulabiliyor. Amacım tarifesizleri de aynı cendereye sokmak değil. Tarifelilere uygulanan aşırı sert kuralların yumuşatılması.

Taşıma güvenliği

Terminal konusunda kalkış-varış zorunluluğu ve yetki belgeli terminal şartında ısrar edenlerin bir argümanı da buralarda polis kontrolünün yapılıyor olması ve bunun taşıma güvenliğine katkısı. Ülkemizdeki yerleşim yerlerinin kaçında yetki belgeli terminal var? Kaçında polis kontrolü yapılıyor, bilmiyorum. Diğer taraftan büyük çoğunluğu oluşturan tarifesiz taşımalar bu güvenlik kontrolünden ve güvenlik sağlama çabalarından muaf. Keza yolcu taşıtları dışındaki taşımalarda da öyle. Bugün teknolojiyi de kullanarak sefer sırasında taşıtlara her türlü denetimi yapmak ve güvenliği sağlamak mümkün. Bu nedenle bu kadar ısrarcı olmamak lazım. Bu sözüm, imkân olan yerlerde kontrol yapılmasın anlamında değil. Terminalleri buna göre büyük ve az sayıda yapma gayretlerine gerek yok. Bunu biraz da terminal işletmeciliğinden önemli kazanç sağlayan, bir kısmı taşımacı yanlısı görünen büyük terminal yapma meraklıları körüklüyor diye düşünüyorum.

Eğer taşıma güvenliği için terminal denetimi bu kadar önemliyse tarifesiz taşımaları da buna tabi tutalım ve taşıma güvenliği sağlansın.

Bilet satışı

Terminallerin tanımında ve işlevinde hep bilet satışından söz edilir. Mevzuatta bilet tanzimi var. Bilet satışı diye bir kavram yok. Bilet satış veya tanziminin nasıl olacağı var da, nerede olacağı yok. Eskiden terminallerin en önemli özelliklerinden biri olan bilet satışı, şimdi teknoloji nedeniyle çok düştü. Dolayısıyla artık birçok kimse bilet almak için taşımacının terminaldeki merkezine, şubesine, acentesine gitmiyor. Bunlar için büyük yerlere ihtiyaç yok. Zaten hiçbir taşımacı terminalde bilet satmak zorunda değil. Mevzuatta öyle bir şey hiç olmadı, bundan böyle de olmayacak. Bir taşımacı, tüm biletlerini uzaktan satış yoluyla satıp taşımacılık yapabilir. Gelecekte böyle de olacak. Buna rağmen hâlâ bilet satış yerlerini düzenlemeye çalışıyoruz. Bağımsız büro, yer kullanım hakkı vs. konularında bazılarına rant sağlamak için terminaldeki bilet satış yerlerini sınırlama gayretleri de görülüyor. Terminal dışında sınırlı olmayan yerler terminal içinde niye sınırlansın ki? Bilet tanzim etmek isteyen, terminalin dışındaki gibi terminalin içindeki herhangi bir yerde bilet satabilmeli. Bırakınız terminalleri bilet satışı yönünden düzenlemeyi, yer ayırmayı, büyütmeyi; bunun yerine bilet satışı, yolcu hakları, elektronik bilet, bununla biniş-iniş gibi konularda teknolojinin kullanımını kolaylaştırın, güvenli hâle getirin.

Kimse yok mu?

Terminallerde bilet satma amaçlı olarak taşımacının merkezi, şubesi veya acentesi gerekmediğine göre taşımacı adına hareket eden hiç kimse olmayacak mı? Hâlen taşımacı adına hareket edenler bu yerlerde bulunuyorlar. Onların hepsi ortadan kalkmış oluyor. Ben, taşımacı ile terminal yönetimi arası ilişkiler, yerel yönetimlerle ilişkiler ve yolcu ile ilişkiler konularında; taşımacının bir temsilcisinin en azından sefer saatlerinde terminalde bulunmasının gerekli veya faydalı olabileceğini düşünenlerdenim. Taşımacının yetkilendirdiği kendi personeli veya sözleşmeli acentesinin yine yetkilendirilmiş bir personeli ya da sözleşme ile yetkilendirdiği herhangi bir kişinin terminalde bulunması ve iletişim kurulabilmesinden yanayım. Belki bunu meslek edinen kişiler de ortaya çıkar. Belki daha sonraki aşamalarda buna olan ihtiyaç da ortadan kalkabilir. Şimdilik bu aşamaya gelmediğimizi düşünüyorum.

*

Terminal yetki belgeleri ve özellikleri konusunu sonraki yazılarımda ele alacağım.

*

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı kutluyorum.