Hayat iyisi kötüsüyle, eksiği fazlasıyla, kolaylığı zorluğuyla, eleştirisi kabulüyle bir bütün. Herkes, hepimiz her an benzer bir karşıtlıkla karşılaşıyoruz. Muhakkak ki, herkes kendi açısından bakıyor ve (hep) kendine yontuyor, ama gazetecilik biraz da objektif olmaksa eğer, karşı tarafı da gözetmek gerekir.

Ülkemiz yönetimleri, bildik bileli enflasyonla mücadele eder ve her yıl, bir sonraki yıl için tahminler yayımlar, ama hiçbiri tutmaz, revize ederler, o da tutmaz.

“Terazinin iki kefesi var” dedik, bir kefesinde tüketici, yani biz diğer kefesinde hizmet veren. Karayoluyla yolcu taşımacılığı çerçevesinden bakınca otobüsçülerle yolcular. Günün gündemi açısından bakınca okul servisleriyle veliler. Aslına bakarsanız, Nasreddin Hoca gibi olmasın ama iki taraf da haklı. Akaryakıt ve diğer bakım onarım masraflarına bakılınca servisçilerin haklı olduğunu; maaşların durumuna ve hayat pahalılığına bakınca da velilerin haklı olduğunu görüyoruz.

İki taraf da haklı olamayacağına göre, bir haksız ya da yanlış yapan var. Ama kim?

İspat edilemez (mi?)

Okulların açılmasıyla birlikte servis ücretleriyle birlikte bir de öğrencilerden alınan kayıt ücretleri var. Resmen yalanlansa da, herkes biliyor; bütün okullarda (özel olanlar zaten paralı) kayıt parası isteniyor. Servisçilerden de, yine resmen kimse kabul etmese de, belli bir para isteniyor. Okul yöneticileri, bunun okul giderleri için zorunluluk olduğunu söylerken servisçiler sırf bu “zorunluluk” nedeniyle servis ücretlerinin daha bir arttığından yakınıyor.

Her iki taraf da…

Taşıma Dünyası, karayoluyla yolcu, personel ve öğrenci taşımacılığı sektör gazetesi… Doğal olarak öncelik servisçilerde ve onların yakınmasında… Hemen her adımda bir gider kalemi artıyor. Araçların bakım onarımları, yenilenmeleri, park ücretleri ve tabii ki, en çok da artan akaryakıt. Gün geçmiyor ki, zam (ya da yeni adıyla fiyat düzenlemesi) haberi gelmesin.

Bir de karşı taraf var: Öğrenci velileri… Artan hayat pahalılığına karşı maaşlarının yetmemesi, -devletin kendi deyişiyle- nitelikli okulların azlığı ve olanlara ulaşımın güçlüğü nedeniyle zor durumdalar.

* * *

Veli-Der Başkanı Ömer Yılmaz, veliler adına bir görüş bildirdi.

Eğitim masrafları her yıl bir önceki yılı aratır derecesinde artmakta ve aile bütçelerinin en önemli kalemlerden birini oluşturmaktadır. Çalışan velilerin almış oldukları aylık ücretlerin yoksulluk ve açlık sınırı altında kalması hatta işi olmayan veya işsiz velileri de dikkate aldığınızda, yaşam koşullarını çok derinden etkilemektedir. Yaşadığımız bu derin yoksulluk sarmalı özellikle çocuklarının eğitim masraflarından kısılmasına neden olmakta hatta birçok çocuğun eğitimden kopmasına bile vesile olmaktadır. Birçok veli, özellikle okulu evine yakın olmayan uzak mahallelerde okula göndermek zorunda kalan veliler, bu yıl açıklanan ücretleri dikkate aldığınızda artık çocuklarını servisle okula yollama olanağını da bulamamaktadır. Servis ücretleri en kısa mesafede bile bir asgari ücretle geçinen veliler için -İstanbul örneğinden yola çıkarsak- yaklaşık maaşının yüzde 20 sine denk gelmektedir. Velilerin çocuklarını okula yollarken verdikleri harçlıklar artık günlük ihtiyaçlarının karşılamasına da yetmemektedir.

İşte bu ifade etmiş olduğum sıkıntıların bir an önce giderilmesi için karar alıcılardan taleplerimiz şunlardır:

- Çocukların eğitim ihtiyaçlarının karşılanması için yoksulluk ve açlık sınırı altında maaş alan ailelere her ay eğitim desteği verilmesi,

- Kısa vadede çocukların okullarına gidebilmesi için daha uygun maddi koşullarda servis imkanı yaratılarak servis araçlarına yakıt desteği KDV - ÖTV indirimi ve benzeri olanakların sağlanması,

- Uzun vadede Anayasanın da 42. maddesinde ifade edildiği gibi kamu okullarında verilen eğitimin ücretsiz bir şekilde yapılması gerekliliğinden yola çıkarak, her çocuğun eğitime ulaşması hak olduğunun altını çizerek okullara servisle giden öğrencilerimize ücretsiz okul servisleri bir an önce temin edilmesini Öğrenci Veli Derneği olarak talep etmekteyiz.